Zaten artık "ekşi"diydi!
Bazan konu bolluğu da bir köşe yazarını yüzsüz ediyor
Şunu mu yazsam bunu mu demekten, bir türlü yazıya başlayamıyorsunuz...
Dün sabah, bugünün yazısını yazmak için klâvye başına geçtiğimde, resmen o duruma düştüm.
Pek çok konu arasında bugünkü eylemler, özellikle KTOEÖS grevi, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Ankara ziyareti, Üçlü Görüşme, Oktay Ekşi'nin bu yaştaki rezil saldırganlığı, Aplıç Kapısı v.s. say sayabildiğin kadar.
Hadi, seç birini bakalım!
Oktay Ekşi denilen adam, gazetedeki "başyazarlık" görevinden istifa etmiş...
Yazarlığa devam edecek anlaşılan.
Tevil yapıyor
"Çevir kazı" durumu yâni
Bilmeyenler için tekrarlayalım: Hazret, 29 Ekim günü yazdığı bir yazıda, TC Başbakanı ve birkaç bakanının, "analarını bile satabilecek bir zihniyete sahip olduklarını" iddia etti
Yer yerinden oynayınca, sonraki baskılarda yazının sonunu değiştirdi
Baktı olmuyor, ertesi günü özür diledi.
Tabii kendisinin kurduğu ve kayd-ı hayat şartıyla da başkanlığını sürdüreceği anlaşılan Basın Konseyi Başkanlığı, sürüyor.
Oradan gene sağa sola fetva verip, genç gazetecilere "basın etiği" konularında kendince ders vermeyi de sürdürecek!
1960 İhtilâl Meclisi'nde tayinle görev yapıp, o gün bugündür "emekli milletvekili" maaşı ve ayrıcalıklarından yararlanmayı, sürdürdüğü gibi
Bilen bilir
İstanbul'da hele eski deyimle Bâb-ı Âli'de böyle tipler vardır
Bir yandan entelektüel olmaya özenirler, ama öte yandan da eski İstanbul sokaklarının tulumbacılarına haset ederler
Bunlar, "ağır abi"dirler
"Eski kulağı kesik"tirler
Vurdular mı oturttururlar
Ama öte yandan da "hepsi de okumuş çocuklar"dırlar
Entelektüel midir, lümpen midir karar verememiş adamlardırlar.
Bazı gazeteler de "halk itibar eder" diye, bunlara sütun verir
O kontenjandan ömürlerini tamamlarlar
Şu sıralar, Hürriyet'te sürüsüne bereket
Annan Planı günlerinde, ben de bu adamla e mail yoluyla tutuştuydum.
Ben yazarım, o cevap verir
Planı okumamış belli
İngilizce metni, buna bilhassa attım
Elifi görse mertek sanacağını biliyorum.
Hiçbir şey anlamadığından, beni terbiyesizlikle suçlayıp, Türkiye düşmanı olduğumu ve kadın doğum uzmanı olduğum için, dünyaya uzmanı olduğum yerin "zaviyesinden" baktığımı yazdıydı
Hem cahil, hem iddialı
Keşke saklasaydım
"Başyazar" olmanın derinliğini anlatmak için güzel bir mektuptu
Ayni üslûpla yanıtını verince de şaşırıp, çünkü alışkın değil, beni Mehmet Ali Talât'a şikâyet edeceğini söylediydi
Kendisi Talât'ın arkadaşı imiş
Ne demezsiniz?
Eminim ki Gorbaçev'in de ahbabıdır, Kennedy'nin de
Brejnev ya da Kim İl Sung meselâ, mutlaka buna sormadan hiçbir şey yapmazlardı
Sonradan biz de "milletvekili" olduk
Bir defasında İstanbul VİP salonunda karşılaşmaz mıyız?
Arkadaşım buna selam verip, sohbete durdu
Ben, yürüdüm
O salonda, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile bile, gözlerinden hiç de hoşlanmadığını göre göre, terbiye gereği el sıkışmak zorunda kalmış biri olarak, buna selam vermeyi, zûl addettim
Diyeceğim, bu adamın adını görüp de kendini bir şey zannedenler, iki kelâm etmeden ne mal olduğunu zaten anlarlar da
Hayıf, bunu okuyana
Eleştiri başka bir şey, insanlara Kadırga ağzıyla sövmekse bambaşka
"Anasını bile satabilecek zihniyete sahip olmak" ne demektir, allahaşkınıza?
Sokakta söyleseniz birine, bizde kesin kavga; Türkiye'de kesin kan çıkar
Üç defa halkın onayını almış, ülkenin başbakanına söylüyor
Düşüncesinin derinliğini, görüyor musunuz?
Bu derinliğe danışılıp yönetilmeli ülke
Yoksa size haddinizi bildirir bunlar
Seçim de ne?
Siz o meclise girmek için oya mı gerek var sanıyorsunuz?
İşte efendi hazretleri, oysuz moysuz girdi
Darbe olsa, gene girer
Meğer bu patronu için başbakandan randevu istemiş, o da vermemiş!
Niza çıkarmasının nedeni buymuş
Lâ havle
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.