Yeter yani
Bizim çocukluğumuzda, bugün "halk dansları", "folklor" v.s. dediğimiz otantik oyunların adı, "milli oyun" idi
O zamanlar milli oyun denilince de Antep oyunları oynanırdı nedense!
"Dokuzlu" şu bu
Arada zeybek, meybek; Ege oyunu, çok balligari olanlarımızın sıvandığı Kafkas Oyunları da denenirdi ama asıl olan, Antep oyunlarıydı, adı bile aklımda
Bir de Bursa Kılıç Kalkan ekibimiz vardı, ne alâka ise?
Şimdi aklıma geldi
İlk defa bir köy düğününde çalmaya gittiğimizde, bizden "prodo, deftero" isteyince köylüler, apışıp kaldıydık.
"Bu da ne?"
"Karşılama Havası"nı bile bilmezdik
Saxofon'cumuz Hasan Soydaş, Kozan Marşı'na öylesine girmiş, biz de "istim arkadan gelsin", "zattara zutturu" eşlik etmiştik.
Efendim, bizi o zaman yönetenler, böyle "urum etkili" şeyleri, hiç sevmezlerdi.
1974 sonrasında, "Yeter be ama bizim kendi oyunumuz yok mu?" deyip, İstanbul'da Kıbrıs Oyunları oynayacak bir ekip kurmaya kalktığımızda, oradaki üniversite öğrencileri arasında, bu oyunları bilen kimse çıkmadıydı.
Ekibimizi çalıştırmak için, Kıbrıs Oyunu bilen iki arkadaşımız Ankara'dan gelmiş ve bizim halk oyunu grubuna, Kıbrıs Oyunu oynamayı, onlar öğretmişlerdi.
Biri Cemal Arkut'dur, öteki de Rifat Arşehit
Giyilen dizlikten tutun da çalınan müziğe kadar, buradaki Gençlik Dairesi yetkililerinin, gelmişimize geçmişimize sövdüklerini de meraklısı zamanın gazete koleksiyonlarına bakarak, görebilir
Böylece o faaliyetin adı, "milli" olmaktan çıktı, çünkü " Urumculuk" ediyorduk, milli bir yanı kalmamıştı.
"Halk oyunu" oldu, yanlış olarak "folklorculuk" oldu, oldu Allah oldu
Şimdi Antep, mantep bilen yok
Dernekler, gırla
Belediyeler işin içinde
Devlet'in de kendi bünyesinde, halk oyunu grupları var
İlamaşallah
Kuş uçsa, gelsin vraga, dizlik, bir kırık kemane ile yarım bir davul
Vur gitsin
Hobbbaaaa
Bir tarihte Almanya'da bir belediye başkanı ile konuşuyoruz.
Adam yazları müzik festivalleri düzenlediklerini söyledi bana
İstersek, o festivallerde, bize kendimizi tanıtmak için, her türlü fırsatı da verebileceğini
Ne tür müzik çalındığını sordum!
Başkan, "burası" dedi, "Bethowen'ın memleketi "
Tam da o esnada, yanımdaki arkadaş atıldı: "Size, halk oyunları gruplarımızı yollayalım!"
Düşünebiliyor musunuz?
Bir yanda Bethowen senfonilerinin giriş akorları tınılarken, öteden bizim zurna da başlayacak: "Dıııı, dııı Dın dını dını dını dıııınnn "
Kafası mendilli bir oğlan, "Yebaaaa " diye ünleyerek fırlayacak...
Tam da "gır belini Ali dayı, kır belini "
Ne "tanıtım" ama
Davulun tokmağı da ruhumuzun inceliğini, düşünce dünyamızın derinliğini, Gothe'nin, Sciller'in, Grimm Kardeşler'in, Habermass'ın, Horkheimer'in, Adorno'nun kentinde, dosta düşmana pek güzel anlatırdı her halde
Yebaaaaa
Üstüne de bir hobbaaaa
O gün bugündür, tanıtma denilince bu sakilliğin (kimse kusura bakmasın) sergilenmesine, ifrit oluyorum
Bu memlekette, iki defa Nobel'e aday gösterilmiş bir şair yatıyor
Bir virüse adı verilmiş bir bilim adamı yetiştirmişiz.
Eninde sonunda, yaşarken Nobel alacağı belli en üst düzey bir entelektüelimiz, bütün dünyada zaten tanınıyor.
Bütün dünyanın bildiği, en üst düzey iki sosyologumuz var ki hayatta değiller, bir tane de var ki tanrı uzun ömür versin, fabrika gibi kitap üretiyor
Yaptığı düzenlemeler, Kanada'da bile "cover" edilen bir müzik adamımız, yazdığı romanlar Fransa'da ders kitaplarına girmiş bir yazarımız köşelerinde oturuyorlar
Klâsik müzikte, en üst düzeyi yakalamış, en az beş isim sayabilirim burada
Dizlik, vraga; davul, "zorna" ile biz kendimizi "tanıtıyoruz"!
Herhalde nasıl arkaik bir kafaya sahip olduğumuzu göstermekteyiz, dünyaya
Halk oyunlarına karşı olduğumdan değil
Bunun bahane edilip; birilerinin dünyayı gezmesinin artık ifrata kaçtığını gördüğümden
Ve gezmeye gidenden başka, kimseye de faydası yok!
Yeter yani...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.