Diyet çılgınlığının farkında mısınız?
Neredeyse çevrede herkes diyet yapıyor.
Bir diyet muhabbetidir gidiyor.
Kimisi sağlık için diyet yapıyor.
Kimisi daha estetik bir görünüm kazanmak için.
Bu arada diyetisyenler de iyi iş yapıyor.
Bir anda yaptıkları gözde bir meslek haline geldi.
Kendilerinde çare arayanlara kilo, boy ve yaşlarını dikkate alarak değişik programlar uyguluyorlar.
Uyguladıkları programa uyanlara küçük ödüller veriyorlar.
Böylelikle onları programa uymaya motive ediyorlar.
*
Diyetisyene gidenler için en korkulu günler kontrol günleri.
Öncesinde iyice bir strese girilen günler oluyor bunlar!
Tartıya çıkılacak günler!
Uygulanan programdan nasıl bir sonuç alındığının verilere dayalı sonucuna bakılacağı için merak ve korku ile gidiliyor bu günlerde diyetisyene.
Ve tartıya çıkılıyor.
Eğer bir miktar kilo verilmişse verenin mutluluğu görülmeye değer.
Ama 100 gram bile alındıysa işte o zaman moraller bozuluyor.
Ve ertesi gün bu durum arkadaşlarla yorumlanıyor.
Ne de olsa bu konuda çevredekiler bilgi ve deneyim sahibi.
Yaşamlarının bir kesitinde diyet deneyimleri olmuş.
Bu da onlarda bir birikim oluşturmuş!
Oluşan birikimle konuyu değerlendirip, öneri ve sonuçlar çıkarmaya çalışıyorlar.
Ve çıkarıyorlar da.
Hafta sonunda aşırılan küçük bir tatlı parçası belki de sebep olmuştur fazla kiloya, ya da dışarıda çıkılan bir yemek!..
Hesapta yokken alınan bir bardak şarap ya da benzeri bir neden.
*
Bir de madalyonun diğer yüzü var.
Program dışına çıkılmasına rağmen yine de kilo verilmişse bunun da keyfi ve sohbeti bir başka tatlı oluyor.
Bir de kilo verildiği için ödül alınmışsa deymeyin diyette olanın keyfine.
Hem program dışına çıkmak, hem kilo vermek, hem de ödül almak!
Dondurmalı ekmek kadayıfı gibi bir durum yani!
Tabii ki böylesi bir durum çok da olası değil.
Olsa bile bir sonraki kontrolde kaçamağı yapan kendisini ele verir.
Ve bu kez daha sıkı bir programla karşı karşıya kalır.
*
Bir de farklı diyetisyenlere gidenlerin muhabbetti önem taşır.
Ve buna da ciddi anlamda zaman ayrılır.
Kimin diyetisyeninin daha iyi olduğu oturulur ve tartışılır.
Programlar karşılaştırılır.
Ödüller ve tavsiyeler ele alınır.
Bu arada diyetisyene gitmeyip de gidenlerin programlarını birleştirip kendisine uygulayanlar da az değil.
Onlar da değişik programların fotokopilerini alarak kendi programlarını yaparlar.
Ne kadar başarılı olurlar onu bilemem.
Öte yandan diyet onu yapmayanların de gündeminde bir şekilde var.
Bir türlü başlayamadıkları için, ya da ne zaman başlamayı planladıkları için.
Bir de her Pazartesi diyete başlamaya heveslenip bir türlü başlayamayanlar var.
Neden bir türlü başlayamadıklarını konuşurlar.
Diyet yapanlardan gıpta ile söz ederler.
*
Sonuçta diyet gündemdeki birçok konunun önüne geçti.
Yapanlar ve yapmayanlar.
Başlayıp da bırakanlar.
Başarı ile yapıp sonra yine kilo alanlar.
Başlamaya heveslenenler.
Herkes bir şekilde diyeti konuşuyor.
Yaşam hareketsizleştikçe diyetin önemi artıyor.
Ve bol yağlı ve kalorili yemeklerin ardından mutlaka diyet kola içiliyor.
Böylece kilo alınmıyor!