Kıbrıs konusuna ilişkin nasıl bir süreç yaşanacağı Güney Kıbrıs’taki seçimlerden sonra netleşecek.
ABD ve AB seçim sonrasında yeniden sorunun çözümü için sahne alacaklar.
Taraflara çözüm yönünde adım atılabilmesi için telkinde bulunacaklar.
Bir yerde ‘aba altından sopa’ gösterecekler.
Onlara masaya dönmenin ve sorunun çözümü için müzakerelere başlamanın yararlarını anlatacaklar.
Bu arada BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da özel bir temsilcisi aracılığıyla nabız yoklayacak.
Mekik diplomasisi şeklinde gerçekleşecek bu nabız yokla eksersizi büyük bir olasılıkla Amerikalı ve Avrupalıların ikna girişimlerinin sonrasında gerçekleşecek.
Genel Sekreter taraflardan sorunun çözümü yönünde irade ve gerçek anlamda bir samimiyet görürse bir kez daha deneyecek.
Soruna çözüm bulmak için bir girişim daha yapacak.
Ama tarafların samimiyetinden en küçük dahi bir şüphe duyarsa, kendi prestijini riske sokmayacak.
Ve devreye girmeyecek.
Kıbrıs konusundaki çözüm arayışı da bir başka bahara kalacak.
Ancak eldeki verilere bakıldığı zaman konun bir başka bahara kalmaması gerekiyor.
Türkiye AB ilişikleri ve bölgedeki dengeler tarafların yeniden masaya dönüşünü zorunlu kılıyor.
Ama bu işlerde bir artı bir herzaman iki etmez.
Hele bir de Annan Planı süreci ve referandum deneyimi yaşandıktan sonra herkes daha temkinli.
Yani yoğurdu üfleyerek yeme eğiliminde.
Göreceğiz.
*
Güney’deki Başkanlık seçimlerine artık çok az bir zaman kaldı.
Taksim korkusu Rum seçmenin tercihinde etkili olacak gibi.
Görünen o ki bu korkunun farkında olan AKEL adayı Hristofyas ile DİSİ adayı Kasulides bunu her geçen gün biraz daha kaşıyor.
‘Papadopulos kalırsa ada bölünür’ argümanını öne çıkarıyorlar.
Böylece bölünmeden korkan Rum seçmenden destek istiyorlar.
Bu arada adanın Kuzey’inde yaşanan gelişmeler de bu yöndeki arayışlara destek verir nitelikte.
Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder’in ziyareti mesela!.
Ya da adanın Kuzey’inde yapılan açıklamalar..
Örneğin, ‘Yeni bir süreçte çözüm olmazsa ada bölünmeye gider’ mesajları Hristofyas ve Kasulides’e katkı yapıyor.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ ‘Kıbrıs'ta birleşmenin tanrı kelamı olmadığı’ yönündeki açıklaması da bu çerçevede Güney’de etki yapacak bir açıklamadır.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Gazetesi'ne verdiği özel demeçte, Rum Yönetimi’nin çözümsüzlükte diretmesi ve bir sonuca ulaşılmaması durumunda dünyanın da kaçınılmaz olarak, 'artık bunlar birleşemezler' deyip farklı çözüm yolları arayabileceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat, olası bir görüşme sürecinin başlayıp sonuçsuz kalması durumunda, masaya başka çözüm yollarının geleceğini belirtti.
İşte bu sözler de seçime beş kala Rum tarafında, bölünmeye karşı olan kararsız seçmene etki edecektir.
Ve bu seçmen profili sandığa giderken bölünme riskini dikkate alıp oy kullanacaktır.
*
Sonuçta Kıbrıs konusunda yeni bir hareketlilik yaşanabilmesi için ümitler seçim sonrasına kalmıştır.
Ve Papadopulos’un gitmesine!
Herkes kendince buna katkı yapmaya çalışıyor.
Ancak yine de dikkatli olmak lazım.
‘Papadopulos gider gitmesine ama çözüm gelir mi’ bilmem.
Bence de bu o kadar da kolay değil.
Beklentileri çok yükseltmemek gerek.