Kıbrıs konusunda 21 Mart’ta başlayıp 23 Mayıs’ta bir adım ileri taşınan süreçte sıkıntılar yaşanıyor.
Taraflar arasında güvensizlik en üst boyuta çıktı.
İngiltere ile Rum Yönetimi arasında imzalanan memorandum ve BM Genel Sekreteri’nin son raporu güvensizliğin artmasında etken oldu.
Hristofias’ın samimiyeti sorgulanıyor.
Hiçbir şey 23 Mayıs günkü gibi değil artık.
Türk tarafı bundan sonraki dönemde daha temkinli olmak durumunda kalacak.
Aslında böyle olmak için de zorlandı.
Hristofias’ın, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la vardığı mutabakatlara geçen zaman içerisinde hiç atıfta bulunmaması ve bunlarda yer almayan unsurları tek taraflı olarak dayatma arayışı içerisine girmesi sıkıntıları ve güvensizliği artırdı.
Hristofias’ın samimiyetinin sorgulanmasına neden oldu.
Bu arada uluslararası çevrelerde, BM çatısı altında ve İngiltere hükümeti tarafından Hristofias’ın bu arayışlarına prim verilmesi bardağı taşırdı.
Görünen o ki Hristofias kendi ulusal hedeflerine hizmeti Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin önünde tutuyor.
Anlaşma kaçınılmaz olacaksa da bunu kendi lehine gerçekleştirme ve ‘Ulusal davası’na uygun sonuçlandırma arayışı içine girdi.
Bunun için de propagandanın her türünü deniyor.
Yalanla dolanla, gerçek dışı suçlamalarla taraftar toplamaya çalışıyor.
Belki de Hristofias elini erken açtı ve gerçek niyetini erken belli etti.
Bunları yapan bir Hristofias’a güven duymak mümkün değildir.
Hristofias bunları yaparak kendisine Kıbrıs konusunda iyi niyetle umut bağlayanların umutlarını yok ediyor.
Hristofias, Papadopulos’un uluslararası camiada bozduğu Rum imajını düzeltme peşinde koşan bir şark politikacısı gibi hareket ediyor.
Gittikçe Papadopuloslaştığı için de bence Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın kendisiyle ilgili olumlu düşüncelerini olumsuza doğru değiştiriyor.
İşte bu noktada Hristofias’ın gözden kaçırdığı birşey var.
Bu yaklaşımları sonucu Hristofias, yarın Kıbrıs konusundaki çözüm arayışlarında bir başarısızlık yaşanmasına neden olacak. Bu kaçınılmazdır.
O zaman bunu kendi kamuoyuna nasıl izah edecek.
Ve daha da önemlisi yaratılan ‘Bu işi bu iki lider çözerse çözer. Bunlar da çözemezse bu iş biter’ beklentisini boşa çıkaracak.
Bunun sonucu yaşanacak büyük hayal kırıklığı ve bunun neden olacağı travmalar bu işin artık olduğu şekliyle kalmasını beraberinde getirecek.
Hristofias yanlış yapıyor.
İşte yaptığı bu yanlışların sonuçlarının ilk işaretleri gelmeye başladı.
Yaşanan sıkıntılar BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe’nun adayı ziyareti sırasında iyice su yüzüne çıktı.
Ve Pascoe net bir sonuç alamadan adadan ayrılmak durumunda kaldı.
Cumhurbaşkanı Talat 23 Mayıs’tan sonra yaşananları dikkate aldı ve sıkıntıları Pascoe’ya anlattı.
Hristofias’ın Kıbrıs sorununu gerçekten çözme konusunda ne kadar samimi olduğunu sorguladı.
Talat artık somut adımlar görmek istiyor.
Sözlerle, boş vaadlerle bir yere gidilemeyeceği noktasından hareket ediyor.
Bunun için de sürecin daha ileriye taşınabilmesini atılacak somut adımları görmeye bağladı.
Bunda haklıdır.
Talat, Pascoe’nun ziyareti sırasında yemek daveti konusundaki tavrıyla da Hristofias’ın kendi isteklerini empoze etmeye çalışan anlayışına fırsat vermeyeceği mesajını verdi.
Hristofias Kıbrıs meselesini Kıbrıs Türk tarafı ile eşit koşullarda yetki paylaşımına giderek çözebilir.
Bunu da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la samimi ve dürüst bir şekilde yapacağı görüşmelerde başarı sağlayarak yapabilir.
Hristofias’ın 23 Mayıs’ta varılan mutabakatı bir yana koyarak ve orada yer almayan ama kendisinin istediği unsurları üçüncü tarafları devreye sokarak gündeme getirme gayreti içine girmesi ve bu yöntemle bir yere varması mümkün değildir.
Bu yol adadaki bölünmeyi kalıcılaştırmaktan başka bir yere çıkmaz.
Tercih Hristofias’ındır...