Kapsamlı müzakereler Eylül ayında başlayacak.
Eylül’ün 1 ya da 2’si müzakerelerin başlangıç tarihi olacak.
Kapsamlı müzakerelerin başlamasının önünü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat açtı.
Hristofias’ın,’Kapsamlı müzakerelerin başlaması için zemin yok’ argümanı Talat’ın tek egemenlik ve vatandaşlık konularında prensip anlaşmasına ‘Evet’ demesi ile ortadan kalktı.
Böylece Hristofias istediği zemini elde etti ve kapsamlı müzakerelerin önündeki engel kalktı.
Cumhurbaşkanı Talat da prensipte tek egemenlik ve vatandaşlığa ‘Evet’ diyerek istediğini elde etti ve kapsamlı müzakerelerin Eylül ayında başlaması güvencesini aldı.
Şimdi prensipte anlaşılan tek egemenlik ve vatandaşlık konusunun uygulama detayları dahil Kıbrıs meselesinin tüm unsurları doğrudan müzakereler sırasında ele alınacak.
*
Dünkü görüşmeye giderken Türk tarafının böylesi bir prensip anlaşmasına ‘Evet’ demesi gündemde yoktu. Hazırlıklar bu çerçevede yapılmamıştı.
Ama Cumhurbaşkanı Talat görüşmelerin çıkmaza girmesini, kriz yaşanmasını istemedi.
Belki de kriz yaşanmasını göze alamadı!.
‘Krizlerin tehlikeli olduğu kadar fırsatlar yarattığı’ görüşü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından çeşitli defalar dile getirildi.
Öyle görülüyor ki, Cumhurbaşkanı önceki günkü görüşmede krizin getireceği tehlikelerin, yaratacağı fırsatlardan fazla olduğu kararına vardı ve Hristofias’ın elini rahatlattı.
Böylece krize engel oldu ama kendisi de risk almış oldu!
Son bir kaç aydır yaşananlara bakıldığında ‘Hristofias’ın rahatlatılması ve içte muhaliflere karşı güçlendirilmesi’ için gereken her ne varsa yapılıyor.
İngilizlerin memoranduma imza koymalarının altında da, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın prensip anlaşmasına ‘evet’ demesinin altında da bu var.
Hristofias şimdi daha rahat. 25 Temmuz’a kadar geçecek süre içerisinde kendi kamuoyunu müzakereler için zemin oluştuğu konusunda bilgilendirip, kamuoyunu doğrudan müzakerelere hazırlayacak.
Ağustos ayı tatil ayı olduğu için görüşmelere ara verilecek. Bu ay içerisinde herkes bir güzel tatilini yapıp dinlenecek ve Eylül ayı başı ile birlikte zorlu ve kıran kırana bir müzakere süreci başlayacak.
Durum bu..
*
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bir risk alarak, Hristofias’a karşı 21 Mart’ta taşıdığı güveni taşımıyor olsa da doğrudan müzakerelerin başlamasına fırsat vermek istedi.
Belki de son bir kez Hristofias’ın samimiyetini de böylelikle test edecek!
Peki, Talat, tek egemenlik ve vatandaşlığa prensipte ‘Evet’ derken hangi görüşleri ortaya koydu?
Ortak açıklamanın şekillendirilmesine ilişkin görüşmelerde Türk tarafı egemenlik ve vatandaşlık konularının Annan Planı’nda ve daha önce de Gali Fikirler Dizisi’nde tarif edildiği gibi yorumlanmasında ısrarlı oldu. Yani egemenliğin iki halktan kaynaklanacağı, kurucu devletlerin egemence, artık yetkilere sahip olacağı konularına atıf yaptı.
Egemenlik ve vatandaşlık konularını bu şekilde algıladığının altını çizdi.
Konunun uygulama detaylarının kapsamlı müzakereler sırasında ele alınacak olması konusu da Talat ve ekibini rahatlatan bir diğer konu.
Bunun için de çok fazla konunun kendilerini bağlamadığını düşünüyorlar.
Bu aşamada kapsamlı müzakerelerin başlamasının önünün açılmış olmasını önemsiyorlar.
Ama sonuçta tehlikeli bir yola girildi!
Girilen bu yolda, Hristofias samimiyetsizliğini sürdürür ve varılan mutabakatlara uymayan açıklamalara devam ederse Türk tarafı için sıkıntı büyüyecek.
Bunun için de dikkatli olunmalıdır.
Hristofias’a hak etmediği oranda iyilik yapılmış, bir fırsat daha verilmiştir.
Bu aşamadan sonra kimse rahat ve huzurlu olmamalıdır.
Doğrusu endişeli olunmalı, toplumun tüm kesimleri daha duyarlı bir şekilde gelişmeleri yakından izlemeye çalışmalıdır.
Bu noktada siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve sendikalara büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.
Hristofias’ın Türk tarafını bir yerlere sürüklenmesine daha fazla fırsat verilmemelidir.
Görünen o ki başlayacak doğrudan müzakerelerde çetin pazarlıklar ve kavgalar olacaktır.
Esas hesaplaşma Eylül ayında başlayacaktır.
Herkes artık daha uyanık ve dikkatli olmalıdır.