20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda önemli mesajlar verildi.
Hem Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hem de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda bulunacak çözümün esaslarının neler olması gerektiğini çok net bir şekilde ortaya koydular.
Erdoğan ”Kapsamlı çözüm ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabilecektir. Kimse ama hiç kimse Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse bu parametreleri değiştirme gayreti sergilemesin. Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’nin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat ise, “Bizim çözüm vizyonumuz bellidir. İki halkın siyasi eşitliği ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde, iki kesimli, iki toplumlu yeni bir ortaklık devletinin kurulması ve Türkiye’nin garantörlüğünün devam etmesidir. Kıbrıs Türk halkı kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü amaçlamaktadır “ dedi.
Her ikisi de çok net bir şekilde çözümün ancak eşitlik temelinde bulunabileceğini ortaya koydu.
Kıbrıs meselesini bir işgal meselesine indirgemeye çalışan ve çözümünü de Türk askerinin adadan gitmesine bağlayan Rum Lider Hristofias’a Cumhurbaşkanı Talat’ın gönderiği, “asker ancak çözümden sonra gider, asker Kıbrıs sorunun nedeni değil, sonucudur” mesajı da bence büyük önem taşımaktadır.
Sorunu doğru zeminde tartışmak çözümü kolaylaştırır.
Konuyu farklı zeminlere çekmeye çalışmak iyi niyetli bir yaklaşım şekli değildir.
Ve sorunun çözümüne değil çözümsüz kalmasına katkı sağlar.
Talat bu yaptığı uyarıyla Hristofias’ı doğru zemine çağırmıştır.
Gelinen aşamada, Talat 25 Temmuz’da kapsamlı müzakereleri başlatmak üzere Dimitris Hristofias ile masaya oturacaktır.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın kapsamlı müzakere sürecinde nasıl bir çözüm için çaba sarfedeceği artık çok net bir şekilde ortadadır.
*
Bu noktada Rum kesiminde bu mesajların nasıl algılandığı önem kazanmaktadır.
Görünen o ki Rum Liderliği 20 Temmuz’da verilen mesajlardan memnun olmadı.
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofias, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs’a yaptığı ziyaretin Kıbrıs sorunun çözüm çabalarına katkı sağlamadığı görüşünü ortaya koydu.
Hristofias, Erdoğan tarafından ortaya konulan görüşleri de ‘maksimalist tez ve görüşler’ olarak nitelendirdi.
Erdoğan’ın ortaya koyduğu görüşlerle Talat’ın ortaya koydukları bire bir aynı görüşlerdir.
O halde Hristofias’a göre Talat’ın görüşleri de bu durumda maksimalist tez ve görüşler oluyor.
Bunların maksimalist olmaması için siyasi eşitlik, statüsü eşit iki kurucu devlet ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden Türk tarafının geri adım atması lazım!
Ne Talat ne de Erdoğan böyle birşeyin olabileceğini söyledi.
Her ikisi de bu konularda çok hassas olunduğu mesajını verdi.
Yani bunlar Talat’ın kırmızı çizgileri olarak algılanabilir.
O halde Hristofias 25 Temmuz sonrasında başlayacak kapsamalı müzakere sürecinde bir karar verme durumunda olacaktır.
Ya konulara daha gerçekçi yaklaşıp ortak zeminde Talat’la buluşmayı deneyecek ya da ayrılığın kalıcılaşmasını sağlayacak.
Yani adayı kadife ayrılığa götürecek sürecin başlamasına yeşil ışık yakacak.
Konu bu kadar net ve basit.
Kıbrıs Türk tarafı yıllardır verdiği mücadeleyle adada azınlık konumuna sürüklenmeyi kabul etmeyeceğini çok açık bir şekilde göstermiştir.
Bundan sonra da böylesi bir sonucu doğuracak bir sürece girmesi mümkün değildir.
Hristofias, 25 Temmuz’la birlikte adada iki halk olduğu gerçeğini kabullenerek kendince ileri bir adım atmak zorundadır.
Yoksa iki halkı kabul etmezse, iki devlete gidecek süreci başlatmış olacaktır.