kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
18 Mayıs 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Hristofyas bahane arıyor
 
Temas grubu Lokmacıdaydı
 
Endişelerini belki giderdim
 
6 öğretim üyesi işten durduruldu
 
CTP faşizm yapıyor
 
Ufuk Taneri dönemi başladı
 
Oyunlara dikkat!.....
 
Kısıtlamalar devam ediyor
 
Atatürke saygı yürüyüşü yapacaklar
 
Müzakere sürecinde zorluklar olacak
 


Hristofyas’a Göre (2)
Rauf R. DENKTAŞ
Sayın Talat Sözünüzü Tutunuz
Prof.Dr.Ata ATUN
Yaz diyeti
Mete TÜMERKAN
Başlarını vura vura inatla yola devam edenler...
Hasan HASTÜRER
Rumlar Nihayet İtiraf Ettiler
Prof.Dr.Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye’den gelip adamıza yerleşen soydaşlarımıza “Yerleşik” tanımını yaparak yerli yersiz çıkışlarıyla devamlı olarak bu konuyu gündemde tutmaya çalışan Rumlar, nihayet kendi yerleşikleri ile ilgili olarak, sayıları abartılacak kadar az olmasına rağmen itiraflarda bulunmaya başladılar.

1974 Mutlu Barış Harekatı sonrası adamıza gelip yerleşen soydaşlarımızın bir çoğu, en azından benim tanıdıklarımın büyük çoğunluğu, birinci göç dalgası olarak tanımlanan 1914 yılında adanın İngiltere tarafından tek taraflı olarak Büyük Britanya İmparatorluğuna ilhak edilmesinden sonra Türkiye’ye göç eden kardeşlerimizin torunlarıdır.
24 Temmuz 1923 Lozan antlaşmasından sonra da, antlaşmadaki 20 ve 21.ci maddeye göre onbinlerce Kıbrıs’lı Türk İngiltere hükümranlığı altında yaşamayı reddettikleri için ikinci göç dalgasını başlatarak Türkiye’ye göç ettiler.

Söz konusu toplu göçler başlayınca Mersin’de yoktan yaratılan Yeniköy adlı 300 hanelik  bir köy, bu göçleri ispatlayan ve hala daha ayakta duran güzel bir örnektir. Bu köyü Atatürk, sadece Kıbrıs’tan gelen göçmenler için kurdurtmuş, arkasından da Kıbrıs boşalmasın diye göçü durduran bir kararname çıkartmıştır.
 
Rum tarafında günlük yayınlanan DISY’ci Politis, DIKO’cu Fileleftheros, EOKA B’ci Simerini ve AKEL’ci Haravgi “yerleşik” diye tanımladıkları soydaşlarımız konusundaki her gün haber veya yorum yazıları yayınlayarak konuyu canlı tutmaya çalışıyorlar.

Gerçekte SAMTAY Vakfının arşivindeki belgeler çok zengin. Artık günüm bu belgelerin içinde iğne ile kuyu kazarak geçiyor.

1878 yılından itibaren adaya sistematik olarak yurtdışından taşınan
Rumlarla, yani “Rum yerleşik”lerle ilgili derinlemesine bir çalışma başlattım. Rumların başarılı bir şekilde kararttıkları bilgilere rağmen daha evvel yaptığım çalışmalara göre 1964 yılından günümüze kadar adaya taşıdıkları Rum yerleşiklerin sayısı yaklaşık 230 bin.
Bu güne kadar bu yerleşiklerden bahseden hiçbir Rum çıkmadı. Dün nihayet Kıbrıs’ın eski Başsavcısı Alekos Markidis ağzından kaçırıverdi. Rumlar düne kadar melek pozundaydı ve sanki ak sütten çıkmış kaşık gibi adada hiç “Rum yerleşik” yokmuş havalarındaydılar.
 
Bulgularıma göre 19.cu yüzyılın sonundan başlamak üzere 20.ci yüzyılın başından itibaren Kıbrıs\'a belirli yıllarda göçmen olarak on binlerce Rum gönderilmiş.

1900, 1905, 1908, 1920-1925 arası, 1944-1950 arası, 1958-1964 arası ve özellikle 1980 sonrasında sayıları yüzbinleri aşan Rumlar adamıza göçmen olarak gönderilmişler veya gelmişler ve adanın demografik yapısını Rum nüfusu lehine başarılı bir şekilde bozarak yapıyı temelinden değiştirmişler.

Nedense bu gerçeği hiç kimse dile getirmiyor. Bizim aramızdaki birkaç kişi bile hiç yüreği cız etmeden Türkiye’yi suçlayabiliyor, AB’ye şikayet mektupları yazabiliyor ama Rumların yerleşiklerini araştırmayı hiç akıl etmiyor. Bu konuda derlediğim bilgileri kitaplaştırmak üzereyim. Kitap yayınlanınca adada kimin demografik yapıyı sistematik bir çalışma ile değiştirdiğini hem güneydeki Rumlar hem de içimizdeki Rum sempatizanları iyice görecekler.
   
Markides’in dün Rum tarafında yayın yapan Super Sport FM isimli radyoya konuşurken söylediklerine, bana göre de itiraflarına göre, Papadopulos hükümeti, 2004 yılının Şubat ve Mart aylarında, içinde benim de yer aldığım Lefkoşa Uluslar arası havaalanında yapılan görüşmelerden hemen sonra 24-31 Mart tarihleri arasında Bürgenstock’da yapılan Annan planın görüşmeleri akabinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a, Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra adada kalacak olan 45 bin “Rum yerleşik”in isim listesini vermiş.

Her ne kadar bu sayı, rakamsal olarak çok komik olup gerçek sayının neredeyse beşte biri olsa da, en azından güneydeki “Rum yerleşik”lerin resmi olarak varlığını ortaya koymaktadır.

Alekos Markidis’in kullandığı cümleler, Rumların konuya nasıl baktıklarını da çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor.
Markides’in söyleşide kullandığı cümle aynen şöyle; “‘Yerleşiklerin, özgür bölgelerde bulunan yasal muhacirlerle eşitlenmesi bizim tarafın hoşuna gitmiyor olabilir, ama gerçekte, eğer Kıbrıs sorununu çözmek istiyorsak bu uzlaşıyı kabul etmemiz gerekir” .

Bu cümlede benim dikkatimi çeken çok önemli iki tanım var. “(Türk) yerleşikler” ve “Özgür bölgelerde bulunan yasal muhacirler”.
Bu iki tanım, Rumların “yerleşikler” konusuna ve diğer tüm konulara nasıl ve hangi açıdan baktıklarını çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor.
Yani kuzeye yerleşen soydaşlarımız, çoğunun kökeni Kıbrıs’lı bile olsa, yasal değil ve demografik yapıyı bozmak amaçlı. Tanımları da “yerleşik”.
Güney Kıbrıs’a yerleşen Kıbrıs’lı Rum olmayan kişiler veya aileler ise hem kanunlara uygun, hem de “Yasal Muhacir” statüsünde. Demografik yapıyı bozmuyorlar ve adada varoluşları da “yasal”. 

Bizim yaptığımız her şey “Kanunsuz”.
Rumların yaptıkları ise “Kanunlara uygun”.

İşte mantık bu.

“Biz devletiz ve ne yaparsak yasaldır. Siz Türkler tanınmış devlet değilsiniz ve ne yaparsanız kanunsuzdur.” inanışı Rumların kafasına bir daha silinmemek üzere kazınmış. 
 
Ve biz bu kafadaki insanlarla, Cumhurbaşkanımız M. A. Talat’ın sözleri ile “Eşit statüde iki devlet ile eşit siyasi haklara sahip iki halk” olarak ortak bir devlet kurmak için görüşmeler yapıyoruz.

Rum bu kafada olduktan sonra, bırakın eşit siyasi haklara sahip egemen iki devletin oluşturacağı ortak bir devlet kurmayı, ortak bir şirket bile kuramayız. Rum illaki patron ben olacağım diye direğin tepesine çıkar, gerekirse AB’yi ve BM’yi devreye sokar, Türkiye-AB katılım müzakerelerinde de rezillik çıkararak içinde “patron” kelimesi geçen bir başlığı dondurtur.

   1761 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  15 Mayıs 2008, Perşembe   Sayın Talat Sözünüzü Tutunuz
  14 Mayıs 2008, Çarşamba   Tecavüzcüye 500 Yıl Hapis
  12 Mayıs 2008, Pazartesi   Rumların Yeni Tezgahı
  11 Mayıs 2008, Pazar   Deniz Suyunu Arıtma Beni Korkutuyor
  05 Mayıs 2008, Pazartesi   Hristofyas Da Mutasyona Uğradı
  04 Mayıs 2008, Pazar   Sezarın Hakkını Sezara Vermek
  01 Mayıs 2008, Perşembe   Bu Görüşmeler Son Fırsat Mı?
  27 Nisan 2008, Pazar   Rumlar Masada Neyi Tartışacak
  24 Nisan 2008, Perşembe   Vakıf Malı Kimseye Verilemez
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Dekonfrontasyon’un Gizli Hedefi


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.