Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 2 Ocak 2017, Pazartesi
Kıbrıs'ta tavizler felaketimiz olacak
Paylaş  
18
47
21

Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ve müzakere ekibinin sözüm ona “Ne pahasına olursa olsun çözüm yanlısı” olmasını tepe tepe kendi çıkarları için kullandığı kesin.

Dr. Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı döneminde ağzına almaya cesaret bile edemediği konuları bir bir Akıncı’ya ve müzakere ekibinin önüne koyup, karşılığında hiçbir ödün vermeden hepsini kabul ettirmiş. Bunlardan en acısı, en can yakıcısı olanlar “garantörlüğün tartışmaya açılması”, “Dört Rum’a bir Türk” oranının kabul edilmesi, “Türk silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı”nın sona erdirilmesi, “KKTC tapularının değil, Rum mülk sahibi”nin ilk söz hakkına sahip olacağı, “Dört Özgürlüğün” daha ilk günden uygulamaya konacağı ve bunlara benzer diğer -aleyhimize olacak- tavizlerin kabul edilmesi.

Geçmişi bildiğim ve unutmadığım ve de Rumların kafa yapısını, mantalitelerini ve uzun vadeli düşünce ve hedeflerinin ne olduğunu bildiğim için yukarıda belirttiğim tavizlerden bir tanesinin gerçekleşmesinin bile beni endişeye düşürecekken, tümünün kabul edilmesi Kıbrıslı bir Türk olarak geleceğimize karanlık bakmama neden olmaktadır.

Bırakın bunların tümünün kabul edilmesinin geleceğimizi karartacağını ve felaketleri başımızdan eksik etmeyeceğini, bir tanesinin kabulü bile yaşayacağımız felaketlerin başlangıcını oluşturacaktır.

Kıbrıs adasının 1878 yılının 1 Temmuz günü İngilizlere fiilen kiralanmasından sonra kendilerinin Hristiyan olmaları nedeni İngilizlerden Kıbrıs adasının Yunanistan’a devredilmesini isteyen ve bekleyen Yunanlılar ve Rumlar, İngilizlerin bu düşüncelerine sıcak bakmamaları nedeni ile 1905 yılında strateji değiştirmişlerdi. Rum Ortodoks Kilisesinin kalbi olan Çikkos Manastırının maddi desteği ile Girit’te uyguladıklarını Kıbrıs’ta da uygulamanın planlamasını yapan Rumlar, Ekonomik, Mülkiyet ve silahlı olmak üzere üç koldan Türklere saldırı başlatmışlardı.

İngilizlerin sıkı denetimi, 1920’lerdeki ekonomik buhran, I. ve II. Dünya savaşları nedeni ile Yunanistan’dan gerekli silah ve askeri yardımını alamayan Rumlar, o dönemim koşulları altında diğer iki seçeneğin üstüne gitmeyi tercih etmişlerdi. Ekonomiye tümüyle sahip olmanın yollarını ararken, Çikkos manastırının parasal desteği ile de Türklere ait topraklara tefecilik yoluyla el koymaya başlamışlardı.

Kıbrıslı Türklere ait topraklar nerede olursa olsun, verimine, toprak verimliliğine ve kıymetine bakmaksızın rayiç fiyatının iki veya üç katını vererek Türk topraklarını satın almayı teklif ederken, malını satmayı reddedenlerin topraklarını da daha çok tefecilik yolu ile zorla ele geçirmeye çalışıyorlardı.

Toprağını tefeciye kaptıran veya da benzer bir yöntemle kaybeden Türkler de, artık Kıbrıs adasında bir gelecek görmedikleri için bir bir adayı terk etmek zorunda kalmışlardı. 1957 yılının Kasım ayında kuruluş temelleri atılan ve 1958 yılının Ağustos ayında kuruluş çalışmalarını tamamlayan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) hayata geçmesi ile -TMT’nin Kıbrıs Türk halkına verdiği güven ve destekle- Rumların ekonomik saldırıları durdurulabildi.

Olası bir referandumda her iki taraftan “Evet” çıkması ve yeni bir devletin kurulması akabinde, dört özgürlüğün başladığı gün, Türk tapuları geçerli olsa ve de Kıbrıs Türk Devletinde mülkiyetin yüzde yetmiş beşten fazlası Türklere ait olsa bile, Rumlar gene Çikkos Manastırının parasal desteği ile özellikle Girne başta olmak üzere her yerde, müthiş bir mülk satın almak girişimi başlatacaklardır. aynen Filistin’de Yahudilerin Arap topraklarını satın alarak, mülkiyette çoğunluğu sağladıkları gibi, Rumlar da Türklerin elinden mülklerini bir şekilde satın almaya veya da tefecilik oyunları ile ele akıl uçuklatan fiyatlar teklif ederek Kıbrıs Türk Devletindeki toprakları ele geçirmek için her yolu deneyeceklerdir….

Bizler Kıbrıslı Türklere kurulan tuzakların kokusu ile tehlike çanlarının sesi, şimdiden çıkmaya başladı. “Garantörlüğün tartışmaya açılmasını”, “Dört Rum’a bir Türk” oranını, “Türk silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı”nın sona erdirilmek istenmesini, “KKTC tapularının değil, Rum mülk sahibi”nin ilk söz hakkına sahip olacağını ve “Dört Özgürlüğü” hep birlikte reddetmeliyiz….

Tüm okuyucularıma, 2017 yılının sağlık, mutluluk ve başarılar getirmesini, Türkiye’miz ve KKTC’mizde de hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
2 Ocak 2017, Pazartesi
mahmut demirkolllllu         - erzurum
rumlar asırlardır kıbrisimizi işgal etmişlerdir. Tamamı osmanlı/TC toprağıydı.Sesimizi çıkarmadık.Ecevit de öçteikisini ruma bıraktı.Yani osmanlu rus savaşında ingilize emanet verilen adamıza inönü zaten sahip olamazdı.Lozanda tüm adaları yunana hediye etti..yani toprağın sahibi biziz..TSK nin adadan çıkması umun işine gelir.Taslak anlaşma hep aleyhimize olmamalı.taslakdaki hükümlerin tersini düşünmek bile bize fazla yaramaz..anlaşma TC de referanduma sunulmalı..Bu aşamada üst yönetimimiz uyumasın
n
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Böylesi çirkin politikaya şapka çıkarılır
11 Ağustos 2017, Cuma    YPG ve KKTC
7 Ağustos 2017, Pazartesi    Eğitim sistemimiz ve Anayasamız gözden geçirilmeli
5 Ağustos 2017, Cumartesi    Aklımızla alay etmeyin!
4 Ağustos 2017, Cuma    Gidişat pek iyi değil
31 Temmuz 2017, Pazartesi    BM Kıbrıs Parametreleri tabu mu?
28 Temmuz 2017, Cuma    Rumları sıkıntı bekliyor
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Anastasiadis yalanı kabul ettirmeye çalışıyor
21 Temmuz 2017, Cuma    Şafak Nöbeti ve Ortega Raporu
17 Temmuz 2017, Pazartesi    15 Temmuz Kalkışmasında TSK ve Halk

Böylesi çirkin politikaya şapka çıkarılır
Prof. Dr. Ata ATUN | 14 Ağustos 2017, Pazartesi
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı geçen gün bir açıklama yaparak Erenköy Direnişi yıldönümüne ilişkin törenleri kınadı.
İşte bu kınamaya şapka çıkarılır!
Dünyanın Politik sahnesinde böylesi ikiyüzlülük, böylesine zeyti...
YPG ve KKTC
Prof. Dr. Ata ATUN | 11 Ağustos 2017, Cuma
ABD Özel Kuvvetler Komutanı, Türkiye'nin tepkisi nedeniyle YPG/PKK'nın bu isim altında hiçbir zaman masada olamayacağını düşündüğünden YPG'ye isim değiştirme tavsiyesinde bulunmuş, YPG de bu ismi "Suriye Demokratik Gü...
Eğitim sistemimiz ve Anayasamız gözden geçirilmeli
Prof. Dr. Ata ATUN | 7 Ağustos 2017, Pazartesi
Mağusa Lefkoşa yolu üzerindeki bir köyün ilkokulunda yaşananlar ibretlik boyutlarda.
Öğretmenlerimize kim öğretiyor bu bilgileri, kim veriyor bu “Çocuklarımızın beyinlerini yıkama stratejisini” gerçekten artık merak ...