Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 31 Temmuz 2013, Çarşamba 08:03
banner

"Kimsenin çocuğu ölmesin"

imageAradan 17 yıl geçti. Şehit er Allahverdi Kılıç’ın abisi Yaşar Kılıç olay gecesi ve aradan geçen on yedi yılda yaşananları Erçin Şahmaran’la paylaştı.

“Üniversite eğitimini dondurup askere gitmişti”

“Allahverdi benim en küçük kardeşimdi ve gerçekten çok iyi bir çocuktu. Neşeliydi, şakacıydı, hayat doluydu. Biz 1976 da Kıbrıs’a geldik. Allahverdi henüz kırk günlüktü. Burada okudu, okulunu bitirdi. Üniversiteye gitmeye hazırlandı. Daha sonra dondurdu ve askere gitti. Orada bir sağlık sorunu yaşadı. Ankara’ya gönderdiler. Gitti ve geldi. Geldiğinde okuluna gitmesini istedik. İstemedi. “Okulu dondurdum daha sonra devam edebilirim, askerliğimi yapıp başımın rahat olmasını istiyorum” dedi. Babam üzüldü ısrar etti ama o kararından dönmedi.”

“Acaba haberleri var mı?”

“Allahverdi askerken benim oğlumda Lefkoşa da Hamitköy de askerdi. Şimdi orası Türk askerinde. Bölüklerinde su yoktu. Rum sınırına gidip bütün gece çalıştı ve kendi bölüklerine bir su hattı çekti. Oğlum ayni zamanda su tesisatçısıdır. Ve bu su son güne kadar aktı. Bu hattı güneydekiler görmedi mi, bilerek mi kesmediler çözemedim. Olay gecesi sabaha karşı saat üç civarı sesler duyduk. İnanılmaz bir gürültü patır, patır ayak sesleri. Elbette korktuk. Gelenler kendi aralarında konuşuyorlardı.”

“On dört mermi vardı”  

  “Hızla ve korkarak kapıyı açtım. Kapıyı açmamla beraber fotoğraf makinelerinin gürültüsü ile irkildim. Bir insan topluluğu vardı ve “acaba haberleri var mı?” Diye kendi aralarında konuşuyorlardı. Bu soruyu duyar duymaz aklıma oğlum geldi. Askerdi ve güneydeki su hattından kendi bölgesine su hattı çekmişti. Kendi kendime dedim ki oğlumu vurdular. Kardeşim hiç aklıma gelmedi. Çünkü Güvercinlik’te askerdi ve kantinciydi. O gün seferberlik varmış. Ve kantinciydi ya o gün çok yorulmuş. Nöbete gönderilince söylüyor “yorgunum nöbete gitmeyeyim” diye fakat başka adam yok ve gidiyor. Beraberinde olan arkadaşı da vuruldu. Allahverdi de on dört mermi vardı.”

“Biz vurulduk”

“Hemen babama gittim. Gelenler Türkiye’deki gazeteciler, tüm televizyon kanalları. Bizim haberimiz olmadan haberleri olmuş hemen gelmişler. Vurmuşlar çocuğu. Daha vefat etmeden Kenan Akın yetişmiş. Tek bir cümle söylemiş Sayın Akın’a “biz vurulduk” diye. Sınırda olaylar vardı o dönem. Bizimkiler biraz hazırlıksız yakalandı. Böyle bir olayı tahmin etmediler. Bir misillemeyi düşünemediler.”

“Oğlum şehit olmuş”

“Devlet hiçbir şey yapmadı. Yıl dönümlerinde sadece bir tören yapılır. Onu da sağ olsun Şehit Aileleri Derneği ve başkan Ersan bey organize ediyor. Zaten devletten bir beklentimiz yok. Maddi olarak bir yardıma zaten ihtiyacımız yok. Ama sadece tören düzenlemekle olmuyor. Maneviyat daha önemli. Rahmetli babama maaş teklif ettiler ama kabul etmedi. Benim oğlum şehit olmuş parayı ne yapayım dedi. Zaten emekliydi ihtiyacı yoktu. Beklenen neydi bilir misiniz? Babam da annem de rahmetli oldular. Şehit ailesiydiler. Ne arayan ne soran devlet bir çiçek bile göndermedi.”

“Kim ne kazandı?”

“Kavganın sonu yok. İşte benim kardeşim öldü içimizden gitti. Ateş kimseyi yakmaz, ateş sadece düştüğü yeri yakar. Annemin psikolojisi bozuldu. Aklını yitirdi. Böyle vefat etti. Ben her sene hasta olurum. Törenine gidemem. Şekerim çıktı, karaciğerimin yarısı gitti. Tek isteğim başkasının çocukları ölmesin. Herkes sonuçta insan. İşte güneydeki Rumlar onlarda yanmıyor mu, ağlamıyor mu yitirdiği canlarına, çocuklarına, kardeşlerine? Mümkün mü bu? Kimse ölmesin. Kimsenin yüreği yanmasın. Bunun sebebi ne? Şimdi bu toprağı alsalar benim kardeşim geri mi gelecek? Gelmez artık. Bu kafalarla 1950 ‘ler den bu yana geldik hani kim ne kazandı? Neden insanca yaşamayalım?”

“Barışın değeri anlaşılsın”

“Nerde rahmetli Denktaş, Dr. Küçük hani kim ne kazandı? Kinden nefretten, kandan gençlerin ölmesinden başka ne yaşandı bu ülkede. Ayni şey Rum liderler için de geçerli. Artık barışın çözümün değeri anlaşılsın. Yaşadığım bu evin 1974 öncesi sahipleri geldi. Israr ettim inin soframıza gelin diye. İlk önce gelmediler, onları Türkler kötüdür diye korkutmuşlar. Daha sonra geldiler, evi dolaştılar, iyi baktığım için teşekkür ettiler. Beraber yemek yedik, sohbet ettik. Birbirimizi bizlere yanlış tanıtmışlar dediler giderken. Yani yaşadığımız acıların aynisini Rumlar da yaşadı. Nedir paylaşılamayan? Bir çocuğu büyütmek, beslemek, umutlarını yeşertmek kolay mı? Bir anda tüm hayallerin yıkılıyor, insan bu kolay mı? Diktiğin bir ağaç kurur ve üzülürsün peki insan canı yani bu kadar kolay olmamalı. Zaman geçer evet ama unutulur mu? Unutulmaz her zaman aklında.”      

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner