İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Demokrat Bakış Gazetesi Başyazarı'ndan Elçi'ye açık mektup

Demokrat Bakış Gazetesi Başyazarı'ndan Elçi'ye açık mektup

Demokrat Bakış Gazetesi Başyazarı'ndan Büyükelçi Akça'ya açık mektup geldi

Yayın Tarihi: 27/01/12 12:30
okuma süresi: 6 dak.
Demokrat Bakış Gazetesi Başyazarı'ndan Elçi'ye açık mektup
A- A A+

"Sayın Büyükelçim!

Elektrik Kurumu ile ilgili, Hükümetle Sendika arasında varılan mutabakattan rahatsız olduğunuz anlaşılıyor. Gazetecilere verdiğiniz demeçte "Kıbrıs'ta ki idareler sorun çözme konusunda pek güçlü değiller. Varılan mutabakat sorunu çözmeyecek" demişsiniz. Bu sözlerinize sonuna kadar katıldığımı bilmenizi isterim.

Ehliyetsiz ve liyakatsiz UBP Hükümetinin mevcut hali ile Kıbrıs'ta bırakın özelleştirme ve özerkleştirme gibi hayati konuları, sıradan problemleri bile çözmekten aciz olduğunu artık anlamışsınızdır umarım.

İyi de Sayın Büyükelçim, ülkemizin bu çukura düşmesinde Anavatanım Türkiye'nin ve onun buradaki temsilcilerinin hiç mi günahı yok?

Sayın Büyükelçim!

Sizi birkaç defa camide gördüm. Sizi tanıyanlar, Kıbrıs'ı ve Kıbrıs'ın meselelerini bilmenin yanı sıra işinizin ehli olduğunuzu, buna ilaveten "Dini bütün" birisi olduğunuzu söylüyorlar...

Bu durumda size, "Emri bi-l maruf nehyi ani-l münker" ilkesinden hareketle, görevinizle ilgili bir takım şeyleri hatırlatmamın bir vatandaşlık görevi olduğu kadar dini bir vecibe olduğunu da kabul edeceğinizi umuyorum.

Sayın Büyükelçim!

KKTC, elbette demokratik bir ülkedir. Demokratik bir ülke olması hasebi ile ülkemi yönetenler, seçimle işbaşına gelir. Ama şurası bir gerçek ki; benim seçmenimin büyük bir kısmı, buradaki siyasi partilere oy verirken, Anavatan Türkiye'de ki yöneticilerin tercihlerini göz önünde bulundururlar.

Bu sebeple burada İktidara oynayan siyasi partiler bir iki istisnası ile, plan program ve proje hazırlamak yerine Türkiye'de ki iktidara yaranma peşindedirler. Mazbatayı vatandaştan önce Türkiye'den alma peşinde ki bu siyasi Partiler, iktidara gelince hiçbir hazırlıkları olmadığı için, "Türkiye versin biz dağıtalım. Türkiye hazırlasın biz uygulayalım." kolaycılığına kaçmakta sıkışınca da "Valla Türkiye böyle istiyor. Yapmasak aybaşı para yok" diyerek halkla Türkiye'yi karşı karşıya getirmektedirler..

Öte yandan Türkiye'deki yöneticiler görünürde durumdan şikayetçi olsalar da, esasen durumu kanıksamış durumdadırlar.

Onlar için, Kıbrıs'ta sorun çıkarmayan ve emirleri en iyi uygulayan hükümet ve siyasi parti, en makbul hükümet ve siyasi partidir.

Bu sebeple, KKTC'nin bugünlere gelmesinde buradaki iş bilmez yöneticiler kadar, O yöneticilere yol veren Anavatanımdaki yöneticiler de suçludur..

Sayın Büyükelçim!

KKTC'ye şimdiye kadar atanan çok değerli Büyükelçiler olduğu gibi, taşıdığı makamın altında ezilenler de olmuştur. Genel olarak hepsi de burada görev yaparken rahat çalışabilmeyi hedeflemişler ve icraat yapabilecek plan, program ve proje sahibi partiler ve yöneticiler yerine "İtaatkâr politikacıları" tercih etmiş ve Ankara'ya da bunları tavsiye etmişlerdir. Problem çıkarabilecek olanlara ise, Ankara'nın kapılarının kapanmasını sağlamışlardır.

Sayın Büyükelçim!

Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs'ta ki tercihlerini belirleyen makam, verdikleri rapor ve bilgilerle sizin bulunduğunuz makamdır. Öyle de olmalıdır. Öyleyse asıl sorumluluk size düşmektedir. Bu durumda karar vermeniz gereken konu ve soru şudur; "KKTC'de emir erlerinden oluşan, sizin talimatlarınızla hareket eden ve asla sorun çıkarmayan ehliyetsiz, liyakatsız ve omurgasızlardan oluşan bir siyasi parti ve onların kuracağı Hükümet mi makbuldür, yoksa Kıbrıs'ın sorunlarını bilen, plan, program ve projeleri üreten, ama sizden emir alan değil de sizinle işbirliği yapan bir siyasi parti ve Hükümet mi makbulünüzdür?

Ben; "Biz sizin işinize hele hele vatandaşın tercihinlerine karışmayız. Vatandaş kimi seçerse biz onunla çalışırız" şeklindeki resmi cevabın, hatta herhangi bir cevabın da peşinde değilim..

Geçmişteki Sayın Büyükelçilerin büyük kısmı böyle yapmış olabilirler. Hatta görev süreleri içinde ikili ilişkileri sorunsuz götürdükleri ve böylece Türkiye'nin menfaatlerini korudukları için vicdanen de rahat olabilirler.

Ama madem siz dini bütün bir Müslümansınız, onlar kadar rahat olmamalı ve Cenab-ı Allaha karşı sorumlu olduğunuzun idraki içinde olmalısınız..

Hz. Peygamber buyuruyor ki; "On kişi üzerinde bile olsa, yöneticilik yapmış olan her insan kıyamet gününde (Allah'ın huzuruna) elleri boynuna bağlı olarak gelir. Sonra da ya adaleti sayesinde kurtulur veya haksızlık etmiş olduğu için mahvolur!" ( Müsned, II, 431; V, 267)

Dolayısı ile Sayın Büyükelçim, dini bütün bir Elçi olarak vatandaşın emaneti ehline vermesi konusunda sorumluluk sahibi olduğunuzu ve yarın Cenabı Allahın huzurunda yaptıklarınızdan ve yapmadıklarınızdan dolayı hesap vereceğinizi eminim ki biliyorsunuzdur.

"Benim vicdanım rahat. Görevimi hakkı ile yapıyorum ve yapacağım" diyorsanız, bu yazıyı yırtın atın ve vaktinizi aldığım için beni bağışlayın.

Muhabbetle.."

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER