DAÜ Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği konferansta 21 Mart sonrasındaki gelişmeleri değerlendiren Nami, Rum yetkililerin çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarında ilerleme sağlanamadığı yönündeki görüşlerini yorumladı.
Nami, çalışma gruplarının ve teknik komitelerin kendilerine verilen görevi yerine getirdiklerini kaydederek, “Başarı, her konuda anlaşıyor olmak demek değildir. Rum yetkililerin olumsuz açıklamaları, bizim; onların pozisyonlarını hemen kabul etmediğimiz içindir” dedi.
Özdil Nami, aynı fotoğrafa iki tarafın da farklı yorum getirmesi nedeniyle komite ve çalışma gruplarıyla ilgili yorumların farklı olmasının doğal olduğunu belirtti.
Çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarının, iki lider arasında Haziran’da başlaması öngörülen müzakerelere ön hazırlık çalışması olduğunu söyleyen Namii, çalışma grubu ve teknik komitelerde iki taraf arasında yakınlaşma sağlanan konuların not edildiğini, uzlaşılamayan konuların kayda geçtiğini ifade etti.
8 Temmuz sürecinde kurulan komitelerde 20 ayda sağlanamayan ilerlemenin, şimdiki yeni süreçte 20 günde sağlandığını kaydeden Nami, bu ilerlemede Kıbrıs Türk tarafına yönelik izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili gelişmelerin, Kosova’da yaşanan gelişmelerin ve Rum liderliğindeki değişimin etkili olduğunu söyledi.
Özdil Nami, çalışma grupları ve teknik komitelerin görüşmelerinin BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin temsilcisi tarafından da yakından takip edildiğini, BM’nin hakem rolünü üstlendiğini ifade etti.
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda olumlu gördükleri bir sürece girildiğini kaydeden Nami, “Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat, 2008 yılı sonuna kadar çözüm istediğimizi net ve açık olarak ortaya koydu. Biz, bu hedefi gerçekçi bir hedef olarak görüyoruz” dedi.
Konferansta soruları da yanıtlayan Özdil Nami, 2008 sonuna kadar bir çözüm olmaması durumunda B planı olup olmadığının sorulması üzerine özetle şunları söyledi:
“B planını takip etmek doğru değil. 2008 veya 2009 sonuna kadar çözüm oldu, oldu. Olmadı bütün hatları kapatıyoruz, ilişkileri kesiyoruz gibi bir yaklaşımımız yok. Sorunu müzakere masasında halletmek istiyoruz.”
Nami, gelinen noktada referandumdaki “evet” oyunun avantajlarını kullanarak, dünyaya açılmaya ve izolasyonlardan kurtulmaya çalıştıklarını, izolasyonların kaldırılmasına yönelik adımların Rum yönetiminde büyük tedirginlik yarattığını, Kosova’nın bağımsızlığı kazanmasının da sorunun çözümü konusunda Rum tarafını harekete geçirdiğini belirtti.