Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
<P>Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik başlayan son süreç çerçevesinde bu yıl sonuna kadar çözüm bulunacağına dair umutlu olduğunu söyledi.</P>
Talat AA'ya verdiği demeçte, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile başlattıkları son süreç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin sürece olası etkileri ve egemenlik tartışmalarına ilişkin görüşlerini aktardı.
Son süreçten eskiye kıyasla daha umutlu olduğunu belirten Talat, çünkü eski Rum lider Tasos Papadopulos'un tavrının Kıbrıs sorununda herhangi bir ilerlemeye izin vermediğini, Papadopulos'un müzakereye dahi yanaşmadığını hatırlattı.
"Şimdi durum öyle değil. Ama unutmamak lazım Sayın Hristofyas eskiyi de omuzlarında taşıyor" diyen Talat, bunun birçok nedeni olduğunu, Rum toplumu içinde "Annan planının şeytanlaştırılması" döneminde çok iyi hazırlık yapmak gibi birçok metodun ilkeselleştiğini, Hristofyas'ın seçim kampanyasını bu ilkeleri öne çıkartarak yürüttüğünü, aynı zamanda Papadopulos'un partisi ile ortak olduğunu ve dolayısıyla onun da desteğini almak durumunda olduğunu kaydetti.
Talat, bu nedenlerden ötürü, daha önce başlatmayı planladıkları tam teşekküllü müzakerelerin hala başlayamadığını söyleyerek, yarınki görüşmede bu süreci artık başlatacaklarını belirtti. Tam teşekküllü müzakerelerin "gerçek müzakereler" anlamına geleceğini ifade eden Talat, müzakerelerin yöntemini henüz belirlemediklerini, bunun ya yarın ya da müzakerelerin başında belli olacağını kaydetti. Talat, yönteme ilişkin kendi öngörüsünün, konuları bir sistematik içinde adım adım ele almak, anlaşılan konuları bir tarafa, anlaşılmayanları diğer tarafa koymak ve bilgi ihtiyacı olduğunda çalışma gruplarına görev vermek şeklinde olduğunu bildirdi.
Cumhurbaşkanı Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun da makul bir süre olması lazım. Tam teşekküllü olmasının anlamı, bütün konuları bütün unsurlarıyla ele alacağız demektir. Hedefimiz erken zamanda çözüme ulaşmak. Aylarca, yıllarca sürecek bir görüşmeden söz etmiyorum. Ben 2008 yılı sonuna kadar bunun yetişebileceğini düşünüyorum. Çünkü eylül, ekim, kasım, aralık; 4 ay var. Annan planı 1,5 ay müzakere edildi. Dolayısıyla bu zaman yetebilir, eğer olmazsa biraz daha uzar. Ama sonuçta Kıbrıs sorununu kısa zamanda çözmek temel hedefimiz olmak zorundadır."
Talat, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin bu takvime muhtemel etkileri konusunda da Türkiye'de olan her şeyin kendilerini etkileyeceğini belirterek, çünkü kendilerini tam anlamıyla destekleyen tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı. Talat, şunları söyledi:
"Dolayısıyla Türkiye'de olacak her olumsuz ya da olumlu şey, bizi etkileyecektir. Ama bu demek değildir ki Türkiye'deki olumsuz bir gelişme doğrudan doğruya Kıbrıs'a da yansıyacak. Hayır, burası başka bir ülke. Buraya yansıması doğrudan bizi destekleyen tek ülke oluşu nedeniyledir."
Talat, Başbakan Erdoğan'ın son KKTC ziyaretini de değerlendirerek, Erdoğan'ın verdiği "Kıbrıs'ın Türkiye için bir milli dava olduğu ve Türkiye'nin her zaman, siyasi istikrarsızlık olabilecek bir durumda bile Kıbrıs Türklerinin yanında olduğu" mesajlarının önemine dikkat çekti.
Kıbrıs Türklerinin pek çok açıdan, özellikle psikolojik olarak Türkiye'nin desteğine çok büyük önem verdiğini belirten Talat, Türkiye'yi eleştirenlerin bile bu durumda olduğunu bildirdi.
Cumhurbaşkanı Talat, Rum lider Hristofyas ile tek egemenlik konusunda vardıkları uzlaşmanın tartışmalara yol açtığının hatırlatılması üzerine, "Biz yeni bir politika yürütüyoruz. O nedenle eski politikaların, 'çözümsüzlük çözümdür" düşüncesinin sahiplerinin bizi eleştirmesi kadar doğal bir şey yok" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın "bir adım önde olma" politikası ile kendilerinin çözüm politikası birleşince Annan planının kabulüyle başlayan sürecin yaşandığını hatırlatan Talat, yüzde 65 oranla Kıbrıslı Türk halkı tarafından kabul edilen Annan planında da egemenliğin ve vatandaşlığın tek olduğunu belirtti. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bu ortak egemenliktir. İki tarafın eşit katılımıyla ve her bir kurucu devletin kendi yetkileri dahilindeki fonksiyonlarını egemen olarak yürüttükleri bir egemenliktir. İşte bu nedenle biz tek egemenliği prensip olarak kabul ettik. Uygulaması ve ayrıntılarını tam teşekküllü müzakerelerde görüşeceğiz."
Talat, tek egemenliğin "Rum egemenliği" olarak görülmesinin kendisini tedirgin ettiğini de söyleyerek, "Yani ortak olarak kullandığımız veya kullanacağımız ne varsa Rumların. Eğer bu düşünce söz konusu ise biz teslim olduk demektir. Çünkü asgari düzeyde de olsa ortak kurumlarımız olacak. Ortak kurumlar ortaktır. İki taraf eşit olarak ortaktır" diye konuştu.
Talat, bir başka soru üzerine de Hristofyas'la varacakları olası bir çözümün Annan planı gibi yine referanduma götürüleceğini belirterek, bunun BM'nin en temel ilkelerinden biri olduğunu kaydetti.
Annan planını kabul eden Kıbrıslı Türklerin AB'nin bazı vaatlerini tutmaması nedeniyle yeni bir referandumda çözüme daha az destek vermesini bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine Talat, şöyle konuştu:
"Mümkündür. Nasıl bir anlaşma yapacağınıza bağlı. Eğer halkı memnun eden iyi bir anlaşma yaparsanız yüzde 75 oy da alırsınız. Bugün ortalığı toz duman edenlere bunu da söylemek lazım, sonuçta karar verecek olan halklardır. Ben bugün halkın nabzını yanlış tutuyor olabilirim, ama sonuçta halkım bunu onaylamaz ve bu iş çöker. O nedenle her aşamada halkın nabzını tutmak zorundayım ve tuttuğuma inanıyorum."
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.