Kiprianu, “Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında, istila ve işgalin yarattığı gibi kuzey ve güney diye coğrafik bir bölünme yoktu. Bunlar, birbirinden farklı iki örnektir” iddiasında bulundu.
Rum radyosu RIK’in haberine göre, Rum Dışişleri Bakanı, Gürcistan’daki gelişmelerin Rum Yönetimi’ni endişelendirdiğini; ancak Rusya ile AB arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen iki taraf arasındaki işbirliğinin devam etmesi gerektiği görüşünde olduklarını söyledi.
Kiprianu, Moskova’nın Güney Osetya ve Aphazya’nın bağımsızlık ilanlarını tanımasını yorumlarken, Güney Kıbrıs ve Rusya’nın ilişkilerinin çok sıkı olduğunu belirtti.
“Ancak diğer taraftan; Kıbrıs’ın; devletlerin toprak bütünlüklerine saygı gösterilmesi ve korunması konusundaki tutumunu da biliyorsunuz” diyen Kiprianu, bunun; Rum Yönetimi’nin savunduğu, Kosova örneğinde de desteklediği bir ilke olduğuna ve son günlerde Gürcistan’da yaşanan gelişmelerden bu nedenle endişe duyulduğuna dikkat çekti.
Kiprianu, AB ile Rusya arasında olabilecek görüş ayrılıklarının ötesinde, iki taraf (Rusya ve AB) arasındaki işbirliğinin devam etmesinin ve iki taraf arasında var olan bütün siyasi meselelerin görüşülmesi için bir diyalog sürdürülmesinin büyük önemi olduğunu söyledi.
Moskova’nın Güney Osetya ve Aphazya’yı tanımasının KKTC’yle ilgili “bir tehlikeye gebe olup olmadığı” sorusuna karşılık Markos Kiprianu, “her durum farklıdır, aralarında paralellik yoktur diyebilirim” dedi.
Rum gazetecileri; KKTC’deki durumun, KKTC’nin oluşturulmasının ileri sürdükleri “istila ve işgalin sonucu olduğunu” unutmamaya çağıran Kiprianu, “Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında istila ve işgalin yarattığı gibi kuzey ve güney diye coğrafik bir bölünme yoktu. Bunlar, birbirinden farklı iki örnektir” diye konuştu.