Talat:Garantilerden vazgeçilemez
<P>Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin garantörlüğünün Kıbrıslı Türkler açısından vazgeçilmez ve hayati olduğunu söyledi.</P>
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın "kurallara aykırı olarak bazı şeyleri cebine koyduğunu" belirten Talat, ancak müzakerelerin masada ve yüz yüze olacağını vurguladı. Talat, Hristofyas'ı basın oluyla değil, yüz yüze görüşmeye çağırdı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül de, Kıbrıs meselesinin Kıbrıslı Türkler açısından çok daha haklı ve meşru olduğunu anlatarak, Türkiye'nin adada yeni problemler çıkmasını istemediği için garantörlükte ısrar ettiğini kaydetti. Gül, 3 Eylül'de başlayacak müzakere sürecinde, Cumhurbaşkanı Talat'ın ısrarlı, samimi ve yapıcı tavrının rolüne de işaret etti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ankara'daki görüşmelerinin ardından yaptıkları ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Talat, "Güney Osetya ve Abhazya'nın Rusya tarafından tanınmasının Kıbrıs'ı nasıl etkileyeceği" sorusunu yanıtlarken, Kıbrıslı Türklerin birden çok standartla karşılaştığını ve uzun yıllardır haksızlıklarla ve sorunlarla yaşadığını anlattı.
Bu gelişmelerin Kıbrıs'a etkisi olacağını kaydeden Talat, ancak bu etkinin ne yönde olacağını kestiremediğini belirtti.
Bir soru üzerine Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın görüşme unsusu olan konulardaki demeçlerini "Son derece yanlış ve görüşme sürecini torpilleyen davranışlar" diye niteleyen Talat, müzakere ve pazarlığın masada olacağını vurguladı.
Talat, "basın yoluyla bir şeyleri önceden kotarıp cebine koyup avantajlı durumda olarak yola başlama taktiğinin" görüşme sürecine zarar vereceğine işaret etti ve Hristofyas'ı basın yoluyla değil, yüz yüze görüşmeye davet etti.
Resmi tutumlarının Garanti ve İttifak Anlaşmalarının değişmeden korunması ve yeni düzeni garanti etmesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs Türk halkı açısından Türkiye'nin garantörlüğü vazgeçilmez ve hayatidir" diye konuştu.
"Hristofyas cebine bir şeyler koydu. Çıkarması, eksiltmesi gerekecek. Geçmişte de böyle oldu, sabırlar tükendi, masadan anlaşma olmadan ayrıldılar. Siz o sabrı gösterebilecek misiniz? Hristofyas'ın cebindekileri masaya dökmesinden sonra onlardan almak için göstereceğiniz sabır, görüşmelerin sonuna kadar yetecek mi, geçmişe benzemeyecek mi " sorusuna karşılık da Talat, şunları dile getirdi:
"Ben cebine koyduğunu gördüm. Onları oradan kurallara aykırı olarak alıp koydu. O halde onlar masadadır, cebinde kabul etmeyin. Müzakere yüz yüze olacaktır. Masada olacaktır ve eğer bir çözüme varabileceksek, bunu müzakerelerle gerçekleştireceğiz. Alıp kaçarak, cebine koyup göstermeden bir yerlere giderek bu iş olmaz."
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Güney Osetya ve Abhazya'nın tanınmasının Kıbrıs'a etkileri konusundaki görüşlerini dile getirirken, Kıbrıs meselesinin kendine özgü, daha pozitif ve avantajlı yanları bulunan bir sorun olduğunu, soğuk savaş neticesi doğmadığını söyledi.
Gül, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ortak kurduğunu, ortaklık işlemediği için problemler çıktığını ve ayrılığın da bundan kaynaklandığını kaydederek, BM'de uzun yıllardır müzakerelerin sürdüğünü, bir hukuk ve müktesebat oluştuğunu, son olarak da her iki tarafın iradesiyle referandumlar yapıldığını anlattı.
Abdullah Gül, tüm bunlar dikkate alındığında Kıbrıs meselesinin Kıbrıs Türkleri açısından çok daha haklı ve meşru bir mesele olduğunun görüleceğini vurguladı.
Gül, bir başka soruyu yanıtlarken, Dışişleri Bakanı iken de şimdi de Kıbrıs meselesinin en önemli zamanını alan konu olduğunu söyledi ve Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra ilk ziyareti de KKTC'ye yaptığını hatırlattı.
Türkiye'nin de Kıbrıs Türklerinin de iyi niyetli olduğunu vurgulayan Abdullah Gül, "Eğer bu müzakere başlıyorsa bu Sayın Cumhurbaşkanı Talat'ın ısrarlı, samimi ve yapıcı tavırlarıyla başlamıştır. Bunu başta BM olmak üzere bütün dünya biliyor. Samimi ve ısrarcı olunmasaydı, bu süreç bu noktaya gelinmezdi" diye konuştu.
Gül şöyle devam etti:
"Müzakereler başladıktan sonra çok ciddi ve önemli meseleler ele alınacaktır. Bundan önce nasıl alındıysa
Muhakkak ki herkesin ilkesi vardır. Burada adil, hakçı olmak önemlidir ve yeni kurulacak düzenin çalışabilir olması önemlidir. Devam edebilir olması, eski meselelerin ortaya çıkmaması, buna fırsat vermemek önemlidir. Bütün bunlar için de adanın gerçeğinin dikkate alınması gerekmektedir. Adanın gerçeklerinin ne olduğu da gayet açıktır, bellidir. İlkeler ve tutumumuzun altını çizdim. Bunların müzakerelerde en iyi şekilde götürüleceğinden eminim."
Gül, Adada yeni problemlerin çıkmaması için Türkiye'nin garantörlüğünün devamında ısrarlı olduklarını ve bunun doğru olduğu kanaati taşıdıklarını da belirterek, Yunanistan'ın da garantör olduğuna işaret etti.
"Biz gerçekten barıştan, işbirliğinden yanayız. Bu işbirliğinin Doğu Akdeniz'de çok daha geliştirilmesinden yanayız" diyen Gül, iyi niyet ve yapıcılığın sadece kendilerinden beklenmemesini istedi. Türklerin ne kadar iyi niyetli olduğunu referandumda gösterdiğini, referandumun dünyadaki yanlış inanışları, Türkiye ve Kıbrıslı Türklere karşı suçlamaların ne kadar yanlış olduğunu ortaya çıkardığını kaydeden Abdullah Gül, bunları dikkate alarak hareket etmek gerektiğini söyledi.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.