Gürcafer: "Hükümet Önce Bataklığı Kurutmalı"
<P>Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, son dönemde yapılan zamlar ve genel ekonomik durumla ilgili Ekonominin Sesi'nin sorularını yanıtladı. </P>
Ekonominin Sesi'nin soruları ve Gürcafer'in yanıtları şöyle:
SORU: Son zamları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cafer Gürcafer: Son dönemde yapılan zamların bir kısmını doğru bulmakla beraber bir kısmı da yanlıştır. Lüks arabalara dünyada olduğu gibi farklı bir vergi uygulamasına gidilmesi doğru olmakla bu konuda çok geç kalındı. Bu arabalaraı, ülkede uygulanmakta olan vergilerin düşük olması nedeniyle özellikle memur kesimi tercih etti. Şimdi bu insanlar birden bire yüksek vergilerle karşı karşıya kaldılar. Bu da doğru birşey değildir. Hükümet bu konuda geç kalmıştır. Hükümet, bu konuda önceden uyarı yapmalı ve uygulama belli bir tarihten sonra alınacak arabalar için geçerli olmalıydı ama böyle yapılmadı. Hele iş arabalarına yapılan %100 zamlar hiç ama hiç kabul edilemez. İş arabalarına yapılan zamlar derhal geri alınmalıdır. Bu krizde sıkıntıyı derinleştirmekten başka işe yaramayacak olan bu zamlarla ilgili hükümet kararını gözden geçirmelidir. Devlet kendi gelirlerini artıracak diye zam yapma yolunu seçiyor, bu doğru değildir. Önemli olan kamudaki kara deliklerdir. Bataklık kurutulmadığı sürece sinekleri öldürmüşsünüz bir anlamı yoktur. Palyatif tedbirlerle bir yere varılamaz. Önemli olan bataklığı kurutmaktır. Kamudaki verimliliğin artmaması devletin boynundaki külfeti ağırlaştırmaktadır ve devlet de faturayı üretici kesime ödetmeye çalışmaktadır. Bundan artık vazgeçilmelidir. Bana göre sübvansiyon edilen sektörlerin verimlilik esasına göre yeniden düzenlenmesi gerekir. Ve tabi ki atılacak olan adımlar, alınacak ekonomik önlemler günübirlik önlemler olmaya devam ederse önümüzdeki günlerde çok daha büyük sorunlar karşımıza çıkacaktır.
SORU: Peki bu nasıl yapılacak?
Cafer Gürcafer: Ekonomik önlemler alınabilmesi için doğru adımlar atılırken, bir taraftan bataklığın kökünü kurutmaya dönük önlemler alınmalı, diğer taraftan da buna paralel olarak ekonomiyi büyütecek tedbirler hayata geçirilmelidir. Şu anda bırakın ekonomiyi büyütmeyi, ülke ekonomisini batmaktan kurtaramayacak durumdayız. Bunun için Anavatan Türkiye'nin yapması gerekenler vardır. Türkiye, KKTC'nin gelişimini yalnızca altyapısının düzenlenmesi ya da görsel güzelleşmeye katkı olarak görmekten kurtulmalıdır. Anavatan Türkiye, KKTC'nin dünyaya açılmasında ciddi bir köprü oluşturmalıdır. Bu yapılmadığı için ekonomik ilişkiler hep sınırlı kaldı.
SORU: Bu konuda ne demek istediğinizi daha somut ifade eder misiniz?
Cafer Gürcafer: Örneğin finans konusnda çok basit bir siyasi kararla ülke ekonomisini kurtarmak ve geliştirmek sağlanabilir. Bu çok basittir ama maalesef bütün uğraşlarımıza rağmen sonuç alamadık ve yeterli duyarlılık olduğunu söyleyemeyiz. 34 yıldır siyasi ve ekonomik ambargolar altında ezilen ve varolmaya çalışan bir ekonomik yapıdan uluslararası kurallara çok kısa zamanda uymasını beklemek haksızlıktır. Böyle birşey için bir geçiş dönemine ihtiyaç vardır ve bu geçiş dönemi içerisinde Anavatan Türkiye'den daha fazla anlayış bekliyoruz. 34 yılda ortaya çıkan durumun bir anda düzelmesi mümkün değildir. Böyle devam etmesi de mümkün değildir. Ancak, bunu doğru politikalarla mümkün kılabiliriz. Bunun için ulusal sermayeyi karlı kılacak, büyümesini sağlayacak finans faktörüdür ve bu konuda kimse kılını dahi kıpırdatmıyor. Herkes oturdu, KKTC ekonomisinin batmasını seyretmek istermiş gibi bir tavır içindedir. Bu kabul edilemez. KKTC ekonomisine bir de bu açıdan bakılmalıdır ve doğru bakış açısı budur. Ekonomiye para vererek kalkınmamız sağlanamaz. Ancak dünyaya ekonomimizin açılmasında Türkiye doğru noktalarda köprü vazifesi görerek yardımcı olabilir. Şu anda fimaların gerek inşaat, gerek sanayi, ticaret ya da hayvancılık sektörlerinde olsun, tüm sektörlerde yeterli 'know how'ı olmasına rağmen uygun koşullarda kredi bulunamaması nedeniyle ileriye gidilemiyor, gelişme sağlanamıyor.
İnşaat sektörünün yeniden yapılanması için yapmış olduğumuz bütün çalışmalar neticesinde ortaya net bir tablo çıktı. Buna göre yaklaşık 500 milyon dolar civarında düşük faizli, uzun vadeli krediye ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun bulunması halinde hem inşaat sekötrü hem de ekonomi düze çıkar. Biz inşaat sektörü olarak geçmişte yaşananlardan dersler çıkardık. Bunların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemleri aldık ama elimizdeki sermayenin yüksek faizli ve kısa vadeli kredi kullanımından dolayı erimesi söz konusudur. Bu düzelmezse bundan bütün sektörler zarar görecektir. Bu olayın ekonomik boyutudur. Olayın bir de siyasi boyutu vardır.
SORU: Olayın siyası boyutu nedir?
Cafer Gürcafer: Belirttiğim olumsuzluklarla karşı karşıya olan KKTC'de faaliyet gösteren yerli ulusal sermayedir. Ülkede faaliyet gösteren yabancı sermayeli kurumlar . Uluslararası kredi imkanlarından yararlandıkları için başarıları katlanarak devam etmektedir. Bu da yerli firmalarımızın ciddi bir haksız rekabet ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bu yaşananlar sonucunda sektörün yavaş yavaş yabancıların eline geçmesi sonucu ortaya çıkabilir. Bu durumda olası bir çözümde esas varolması gereken yerli sermayenin eriyip tükenmesine neden olmaktadır ve çok tehlikelidir. Önüzmüdeki günlerde başlayacak olan görüşmelerden dolayı olumlu sinyaller piyasaya düşmeye başladı. Ancak, maalesef bizler buna konsantre olabilecek bir psikoloji içinde değiliz. Şu anda herkes iş yapmayı ya da işini geliştirmeyi bir yana bıraktı, kendini ve firmasını kurtarmaya çalışmaktadır. Durum böyledir ve daha da kötüleşerek devam etmektedir. Bunun böyle olduğunu ve daha da kötüleşerek devam edeceğini Anavatan Türkiye yetkililerine iletmiş olmamıza rağmen herhangi bir adım atıldığını ya da girişim yapıldığını bu aşamada söyleyemeyiz. Bu da bizi çok üzüyor.
SORU: Bu gelişmeler sektörünüzün psikolojisini nasıl etkiliyor?
Cafer Gürcafer: Sektörde sorunlara çözüm bulunamaması veya çözüm girişimlerinin çok yavaş hareket etmesi sektöre bağlı firmalar içerisinde büyük bir demoralizasyona sebep oluyor. Bu da birlik olarak bizim çalışmalarımızı olumsuz etkiliyor. İstediğimiz bilgi ve donelere ulaşmakta sıkıntı yaşıyoruz. Bir an önce Anavatan Türkiye'nin bu konuda adım atmasını bekliyoruz. Türkiye'den istediğimiz hibe ya da geriye dönüşü olmayan kredi değildir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir firmanın sahip olduğu kredi imkanlarından biz de yaralanmak istiyoruz. Tek istediğimiz budur.
SORU: Ülkedeki bozuk ekonomik yapının sorumlusu sizce kim?
Cafer Gürcafer: Unutmamak lazım ki KKTC'de bugün varolan çarpık yapıda, oluşan kara deliklerde, 30 yaşındaki emeklilerde ve buna benzer birçok popülist yaklaşımların sonucu ortaya çıkan sıkıntılarda KKTC'yi bugüne kadar yönetenler kadar o dönemlerdeki Türkiye Cumhuriyeti iktidarlarının da katkısı vardır. Dolayısıyla, bunu hep birlikte çözerek Kıbrıs sorununa çözüm için gerekli olan ekonomik yapıya süratle ulaşmamız lazımdır. Aksi takdirde Kıbrıs Türk toplumu olarak varolmamız da tehlikeye girer, çözüm de tehlikeye girer ve siyasi olarak altından kalkılamayacak durumlarla karşı karşıya kalınır; hem bizim hem de anavatan Türkiye için..
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.