Babacan, adada, 3 Eylül’de kapsamlı görüşmelerin başlamasını son derece memnuniyetle karşıladıklarını da belirterek, umutlarının bunun neticesinde “1960 garanti sisteminin korunduğu, iki-bölgeli ve siyasi eşitlik temelinde iki eşit kurucu devlet tarafından bir ortaklık devleti kurulması” olduğunu söyledi.
Ali Babacan, bu kapsamda Kıbrıs Türklerine 40 yıldır uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği raporun uluslararası toplum tarafından uygulanmasını da istedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Babacan, 63. dönem BM Genel Kurulu yüksek düzeyli toplantılarına katılmak için gittiği New York'ta, ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi'nde Türkiye'nin dış politika önceliklerini ve bakış açısını anlatan bir konuşma yaptı.
Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının son derece önemli olduğunu ifade eden Babacan, 2008 yılının ''fırsat penceresi'' olduğuna inandıklarını, bu kapsamda Kıbrıs Türk tarafının kapsamlı görüşmelere başlaması yönündeki olumlu yaklaşımını desteklediklerini bildirdi.
Adada, 3 Eylülde kapsamlı görüşmelerin başlamasını son derece memnuniyetle karşıladıklarını belirten Babacan, umutlarının bunun neticesinde ''1960 garanti sisteminin korunduğu, iki-bölgeli ve siyasi eşitlik temelinde iki eşit kurucu devlet tarafından bir ortaklık devleti kurulması'' olduğunu söyledi.
Babacan, bu kapsamda Kıbrıs Türklerine 40 yıldır uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği raporun uluslararası toplum tarafından uygulanmasını da istedi.
Konuşmasında, Türkiye'nin Afrika'ya verdiği önemi de vurgulayan Babacan, bu ülkelerle yapılan işbirliğinde gelinen son aşamaları anlattı.
Babacan, konuşmasının ardından Amerika Alman Konseyi (The American Council on Germany)adlı düşünce kuruluşu başkanı, diplomasi muhabiri William Drozdiak'ın sorularını da yanıtladı.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs konusunda hükümet ve asker arasında bir bakış açısı farklılığı olup olmadığının sorulması üzerine, bunun son dönemde daha çok duyulmaya başlayan bir “retorik” olduğunu, gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Babacan, bu çerçevede 2004 yılında oylanan Annan Planı'nın hiçbir farklılık olmadan Türkiye'nin desteğini aldığını ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında son dönemde başlayan müzakereleri de Türkiye Cumhuriyeti'nin desteklediğini söyledi.
“Her şeyi, birçok şeyi önce kendi içimizde tartışıyoruz” diyen Babacan, 2004 yılındaki Annan Planı'na verilen desteğin Türkiye'nin çözüm istediğinin kanıtı olduğunu, Annan Planı'nın KKTC tarafından kabul edildiğini, ancak Rum kesiminin planı kabul etmediğini hatırlattı.
Babacan, Kıbrıs'taki müzakereler konusunda, “son derece samimi olduklarını ve bu süreci başarılı bir sonuç alana kadar, sonuna kadar götürmek” konusundaki kararlılıklarını da ifade etti.
Bakan Babacan, Kıbrıs konusuyla ilgili başka bir soru üzerine de, Türkiye'nin Kıbrıs'ta garantör bir devlet olduğunu ve bu konumunun resmi bir konum olduğunu anlattı.
Kıbrıs'ta Türkiye Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) varlığına ilişkin olarak da KKTC halkının “başı dertte olduğunda orada olmaları gerektiğini ve gerektiği sürece de olmaya devam edeceklerini” belirten Babacan, eğer Kıbrıslı Rumlar Annan Planı'nı kabul etmiş olsalardı adadaki Türk askeri sayısının azalacağına da dikkati çekti.
“Eğer bugünkü durum bir çıkmaz olmaya devam ediyorsa, bunun nedeninin BM'nin barış planının reddedilmesi olduğunu” vurgulayan Babacan, “Türkiye bölgede barış ve istikrarın temel bir oyuncusudur ve Kıbrıs Akdeniz'de barış ve istikrar için önemlidir” diye konuştu.