Babacan, British Council, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) ve Avrupa Reform Merkezi (CER)tarafından düzenlenen, AB Türkiye ilişkilerinin ele alındığı 5. Boğaziçi Konferansı'nın açılışında konuştu.
Kıbrıs ile ilgili önemli bir sürecin var olduğunu, adadaki iki liderin buluştuğunu ve yeni bir iyimserlik havasının hakim olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin bu sürece tam destek verdiğini söyledi.
Ali Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye nasıl 2005 yılında niyetini açık bir şekilde kanıtladıysa bugün de bir çözüm için aynı kararlılığa sahibiz. Bizim tarafta söz veren ve sözünü yerine getiren yöneticiler hala iş başında. Şimdi aynı kararlılığı biz Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminden bekliyoruz. Sadece sözlerle değil, müzakerelerin her aşamasında çözüme yönelik bir tavır bekliyoruz ve bu çalışmaların malum bir takvim içerisinde bitmesini öneriyoruz. Ucu açık bir müzakere sürecinin başarısızlığa uğrayacağını düşünüyoruz. Bu bir fırsat penceresidir. İlelebet açık kalmayacaktır. Açılmışken ilerleyip sonuca ulaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.''
Konuşmasında terör konusuna değinen Babacan, Türkiye'nin, uluslararası terörün hedefi olmuş ülkelerden biri olduğuna, bölücü örgütün sivil olup olmadığını ayırt etmeksizin çok sayıda cana kıydığına dikkati çekti.
''Bazı Avrupa ülkelerinden beklentimiz, bölücü terör örgütüne karşı daha güçlü bir siyasi irade ortaya koyulması'' diyen Babacan, özellikle örgütün Avrupa'daki çalışmalarının yakından takip edilip, gerekli tedbirlerin daha ciddi bir kararlılıkla alınmasının son derece önemli olduğunu söyledi.
Ali Babacan, geçen yılki konferanstan bu yana Türkiye'de önemli bir dönem yaşandığını, özellikle Cumhurbaşkanı seçimi ve genel seçimlere bakıldığında, Türkiye'nin önemli aşamaları geçtiğini vurgulayarak, ''Cumhurbaşkanlığı seçimleri, oldukça gürültülü ve sıkıntılı bir dönem oldu. Sebepleri ve kaynaklarını hepiniz takip ettiniz. Biz, Türkiye'de artık gerçek anlamda, demokratik bir sistem oluşması ve hukuk üstünlüğünü savunarak bu dönemi geçtik'' dedi.
Seçimlerden sonra yine Türkiye'nin içinde bazı farklı sıkıntılar yaşandığını, sıkıntılı bir iç siyasi süreç yaşadıklarını anlatan Babacan, tüm bu sıkıntılı dönemlerde, kendisinin ''Türkiye artık açık bir toplum, açık bir ekonomi ve açık bir demokrasidir'' görüşünü savunduğunu söyledi.
Bakan Babacan, insanların her türlü fikri serbestçe tartışabildiği, görüşlerini açıklayabildiği ülkelerde, doğrunun er ya da geç bulunacağına dikkati çekerek, Türkiye'de serbest tartışma ortamının mevcut olduğunu, Türkiye'nin pek çok zorluğu serbest tartışmayla ortak aklı bularak ve rasyonel çözümlere ulaşarak aştığını bildirdi.
Babacan, ''İşte bu Türkiye'nin yeni güç kaynağı. Gittikçe derinleşen bir demokrasi, gittikçe her şeyi serbest tartışabilen bir toplum, tek tek bireylerin kendini daha güçlü hissettiği bir toplumsal yapı... Artık Türkiye'nin en önemli güç kaynağı kendi insanı, kendi demokrasisi. Bu da 5-6 yıldır yaptığımız reformların belkide en önemli sonucudur'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Babacan, AB konusunda ilerleme sağlanamadığı söylenilen 2007-2008 Yasama Dönemi'nde bile parlamentoda sadece AB ile ilgili 29 yasal düzenleme çıkardıklarını, bunların arasında TCK'nın 301. maddesi ve Vakıflar Kanunu gibi düzenlemelerde Meclis içinde ciddi muhalefetle karşılaştıkları yasaların da bulunduğunu ifade ederek, yine bu dönemde GAP Eylem Planı'nı açıkladıklarını hatırlattı.
Babacan, son Boğaziçi Konferansı'nda sadece 4 faslın müzakereye açılmış olduğunu, o günden bu güne 4 faslın daha açıldığını kaydederek, Fransa dönem başkanlığında da birkaç faslın daha açılmasını beklediklerini söyledi.
Ali Babacan, sözlerine şöyle devam etti:
''Pek çok fasılda müzakerelere hazırız. Bu, AB Komisyonu raporlarında da yazıyor. Örneğin eğitim ve kültür, enerji, ekonomik ve parasal politikalar faslı.Bunlar komisyonun, 'Türkiye bu fasılları açmaya tamamen hazırdır' diye rapor ettiği fasıllar. Ancak bu fasıllar, farklı ülkelerin engellemeleriyle şu anda maalesef açılamıyor. Kıbrıs sebebiyle 8 faslımız müzakerelere açılamıyor. Üye ülkelerin 5 fasılla ilgili farklı bir yaklaşımı var. Fasılların açılması daha çok 27 ülkenin Türkiye'nin müzakere sürecinin devamıyla alakalı iradesini bir bakıma teyit ettiği bir nokta. Türkiye için fasılların açılma hızıyla Türkiye'nin ilerleme hızı aslında birbirinden farklı ve biz bunu Kıbrıs'la ilgili 2006 kararlarından sonra açıklamış olduğumuz programlarla ortaya koyduk."
Babacan, "Dedik ki, (artık Türkiye'nin hukuki açıdan fasılları açıp kapama süreciyle bizim kendi iç reform sürecimizi birbirinden ayıralım. Eğer Türkiye, teknik olarak tamamen hazır olduğu fasıllarda dahi müzakerelere başlayamıyorsa, demek ki bu süreçte siyasi iklim hakim olacak, üye ülkelerin siyasi duruşları egemen olacak. Biz kendi işimize devam edelim)" diye konuştu.
Fasılların tümü için çalıştıklarını kaydeden Babacan, Kıbrıs sorunu bir gün ortadan kalkarsa, teknik olarak Türkiye hazır olsun diye, açılan fasılların kapanış kriterlerini yerine getirmek için çok yoğun çaba harcadıklarını ifade etti.
Bakan Babacan, AB resmi gazetesinde katılım ortaklığında Türkiye'den beklentilerin yayınlandığını, bu beklentiler çerçevesinde hükümetin bakanlıklardan yazılı olarak öneriler ve yapılacak reformlarla ilgili bilgi aldığını ve ulusal bir program taslığı hazırladığını bildirdi.
Kamuoyunda tartışmaya açtıkları Ulusal Program taslağının, sivil toplum kuruluşları ve parti liderlerine iletildiğini hatırlatan Babacan, siyasi partilerden bu ayın 20'ine kadar görüşlerini beklediklerini anımsattı.
AB sürecinde, nihai hedefin tam üyelik olduğunu, bunun müzakere çerçeve belgesinde de belirtildiğini vurgulayan Babacan, ''Biz AB sürecinde ayrıcalıklı bir muamele değil, eşit ve adil bir muamele bekliyoruz. Bizim beklediğimiz geçmiş taahhütlere bağlılıktır'' dedi.