Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu?
Torun bakmaya gitmişken neden yeniden Genel Başkanlığa aday olduğunu Derviş Eroğlu Hasan Kahvecioğlu'na anlattı. İşte Hasan Kahvecioğlu'nun Derviş Eroğlu'na birbirinden ilginç soruları ve yorumu:
Kıbrıslı Türkler, politik tercihlerini oluştururken, iki önemli "ölçek"ten yararlanıyor...
Birincisi; Kıbrıs sorunu...
İkincisi ise içteki yönetim...
2005'te UBP'yi yüzde 31'lere düşüren ve CTP'de yoğunlaşan "seçmen iradesi" son yapılan kamuoyu yoklamalarından anlaşıldığına göre, yeniden UBP'ye yönlenmiş gibi...
UBP'de ise kıran kırana bir başkanlık yarışı var ve her iki başkan adayı da, dönüşüm içeren bir "program" sunmaksızın, "iktidar" hazırlığı yapıyor...
Neden?
Tabii ki, CTP yüzünden... Yani CTP, içteki başarısızlıkları ile, çözüm ümidi içinde olan kesimlerin de güvenini sarstı denenmiş UBP'ye "yeniden dönüş" eğilimine girdi...
Tabii UBP'nin yeniden siyasette etkin olması; "Kıbrıs sorunu"nun çözüm çabalarını ciddi biçimde etkileyecektir.
Bu nedenle 2009 yılı içinde, yani seçimsiz geçecek olan son yılda Türk tarafı hareketlenebilir, 2010'daki seçimlerden önce bir sonuç almayı zorlayabilir.
UBP'deki yarış konusunda Dr. Eroğlu ile konuştum. İşte söyledikleri...
Soru: Torun bakmaya gitmişken neden geri döndünüz ve Genel Başkan adayı oldunuz?
Yanıt: Ne yazıktır ki, yeni Başkan UBP iyi yönetemedi. Herkesi kucaklayamadı, ana muhalefet olamadı... Arkadaşlar evime kadar geldiler. Beni yeniden göreve çağırdılar.
Bu nedenle aday oldum.
Soru: UBP'li vekillerin ne kadarı sizi destekliyor?
Yanıt: 13 vekilden 8 tanesi benimle birlikte... Biri tarafsız, üç tanesi de Tahsin Bey'i destekliyor. Belediye Başkanlarımızın da önemli bir bölümü beni destekliyor.
Soru: Peki siz kazanırsanız ve Talat da yerindeyse, onunla işbirliği yapabilecek misiniz? Onun "Tek egemenlik" konusunda attığı imza var.
Yanıt: Yapabiliriz tabii... Sayın Talat "tek egemenlik tek kimlik" dedi ama müzakere masasında ondan kurtulmaya çalışacak. 20 temmuzda ve 15 Kasımda yaptığı konuşmaları Kıbrıslı Türklerin egemenliğine dayandırdı.
Soru: Ayrıca siz eskisi gibi "Güzelyurt verilmez" derseniz ne olacak?
Yanıt: Ben hep siyasi hayatımda "Güzelyurt verilmez" dedim zaten...
Soru: Görüşmelerden umudunuz var mı? 2009 da bir çözüm bekler misiniz?
Yanıt: Beklerim diyemiyorum. Şu andaki Rumların tavırları bizi çözüme götürmez.
Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamından yanadır. Böyle olduğu sürece bizimle federasyon kuramazlar.
Bize göre; şu anda Kıbrıs'ta iki halk vardır, iki devlet vardır. İki devlet iki millet vardır. Eksik olan bir çatıdır. O çatıyı kurarsak yaşayabilir bir anlaşma yapabiliriz.
Mülkiyet konusu gündeme gelince, görüşmeler zora girecek. İngiliz Yüksek Komiseri'ne de söyledim. 33 yıldan beri bu topraklarda yaşayan ev, tarla, bahçe benimdir diyen insana, "Git, Çatoz'daki kıraçlara yapacağımız evlerde otur" diyeceksiniz. Bu olmaz. Nüfus hareketi Annan Planı'ndaki boyutta olamaz.
Dolayısıyla büyük bir nüfus hareketi olmadan sınırlarda ayarlama olabilir. Yani Rumlarda anlaşma niyeti varsa, anlaşma olabilir. Sadece bizim arzu etmemizle olmaz.
Soru: Hristofyas'a nasıl bakarsınız?
Yanıt: Hristofyas ile Papadopulos arasında bir fark yoktur. O da kilise ile birlikte hareket ediyor öteki de...
Soru: Tahsin Bey, partinizin adaylık kampanyası içinde Ankara'ya gitti ve Genel Kurmay Başkanı ile görüştü. Bunu doğru buluyor musunuz?
Yanıt: Tahsin Bey 19 eylülde Genel Kurmay Başkanı'na mektup yazarak görüşme talep etti. Kasımın ikinci yarısında gitti görüştü. Bunu bir siyasal avantaj olarak göstermesi çok yanlış. Sık sık Ankara'ya gidip AK Parti yetkilileri ile görüşmesi "Ankara kendisini desteklermiş" gibi vatandaşa bir mesaj vermesi çok yanlış.
Soru: Peki Ankara size sıcak bakıyor mu?
Yanıt: Benim Ankara ile bir sorunum yok. Benim Sayın Erdoğan'la hiçbir kavgam olmadı. Kavga eden Tahsin Bey idi. Bürgenstok'ta 24 Nisan'da referanduma gidileceği açıklanınca, ART televizyonu ekranlarında Erdoğan'a küfreden Tahsin Bey idi. Türkiye'deki hükümetler, sandıktan çıkan partilerle işbirliği yapar. Biz birinci parti olunca Ankara bizimle tabii ki temas edecek.
Genel Başkan olunca, Ankara'daki hükümet yetkilileri ile, diğer siyasi partilerle elbette diyalog kuracağım. Şu anda Ankara'ya gitmek ve sanki Ankara'dan destek ararmışım gibi davranmak, Tahsin Bey'in pozisyonuna düşmek olur, doğrusu bu beni rencide eder.
Soru: Tahsin Bey'in "AKP'nin desteklediği kişi" imajını vermeye çalıştığını mı söylüyorsunuz?
Yanıt: AK Parti Türkiye'nin en büyük partisi. "AKP beni destekler" biçiminde kamuoyuna mesaj vermesi, aslında AK Parti'ye hakarettir. Koca bir partinin kongrelerine müdahale edecek, şunu destekler şeklinde gösterilmesi o partiye hakarettir. Benim Sayın Cemil Çiçek'le temasım var. Burada görüştük. Bana cep telefonu numarasını verdi. İstediğin zaman arayabilirsin, dedi. Sayın Bakan'a sordum... "Ankara'ya gelip giden arkadaşlar vardır.. Döndükten sonra "Ankara Eroğlu'nu istemez" gibi konuşmalar oluyor, dedim. "Yahu Derviş Bey, böyle bir şey düşünülebilir mi?" dedi.
Soru: Sayın Talat'a karşı aday olma niyetiniz var mı?
Yanıt: Şu anda öyle bir niyetim yok. Ancak kapı kapalı değil. Şartlar ne getirecek belli değil. Şu anda aklımda bir tek şey var. UBP'yi iktidara taşımak...
Soru: Peki Rauf Denktaş ile bir temasınız var mı?
Yanıt: Yoktur. Tören ve resepsiyonlarda buluşunca el sıkışıyoruz. Bazen Tv ekranlarında beni "okşamaya" çalışıyor. Ben de mukabil mesajlar vermeye çalışıyorum. Rauf Bey Tahsin Bey'i açık açık destekliyor. Benim adaylığımın yanlış olduğunu açıkladı. Gönlü Tahsin Bey'den yanadır. Kurultaylarımızı takip ediyor.
Soru: Internette kızınızın Erdoğan'ı Rumlara benzettiği iddiasını içeren görüntüler yayınlandı.
Yanıt: Terbiyesizlik yapıldı. Tabii internetten söz konusu video geri çekildi. Dava açacağım. Videoya kim çekti biliyorum. Benim kızım Sayın Erdoğan'ı Rum'a benzetmedi. Onlar öyle yorumladı. 2005 seçimlerinden sonra samimi bir ortamda, bir yemekte çekilmiş bir videoydu. Bu görüntüleri internete Tahsin Bey'in danışmanı koydu. Hatta Ankara'ya bile gönderdiler.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.