İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Radar Reşat: Yolsuzluklara 'Dur' demeliyiz

Yolsuzluklara 'Dur' demeliyiz

Radar Reşat yeni yıl için yazdığı yazısında "2009 Yılı Kararlılığımız Politik Yolsuzluklara "Dur" Olmalı" dedi. Radar Reşat'ın "KKTC halkı olarak güzel, verimli ve sonuçta bereketli bir yıl geçirdiğimizi söyleyemeyiz" dediği yazısının tam metni şöyle:

Yayın Tarihi: 05/01/09 20:59
okuma süresi: 6 dak.
Yolsuzluklara 'Dur' demeliyiz
A- A A+

2009 Yılı Kararlılığımız Politik Yolsuzluklara "Dur" Olmalı.

KKTC halkı olarak güzel, verimli ve sonuçta bereketli bir yıl geçirdiğimizi söyleyemeyiz.

Bu gün 2008'in son günü. Bu yıla uğurlar olsun derken gelecek yılın
nasıl bir yıl olmasını isteriz. İsterken, temenni değil gerçekten kendi gayretimizle elimizde olan imkanı kullanarak değişmesini,durdurulmasını, son verilmesini, ortadan kaldırılmasını istediğimiz tek şey ne olabilir? Dikkatinizi çekerim. Nelere son "dur" denilmesini, son verilmesini sormadım. Yani çoğul değil tek bir şey.

Yılın bu son gününde, gelecek yılda izi eseri kalmayacak bir temizlikle ortadan kaldırılmasını istediğim tek şey nedir biliyor musunuz? Nisan-Mayıs aylarındaki yazılarımda üç kez değindiğim "POLİTİK YOLSUZLUK".
Şimdi kendimize soralım:
Bu hastalıktan mikrop kaparak gelişen sosyal ve ekonomik ortam ne denli sağlıklı olur sizce?

Toplum yapısındaki değer yargılarını erozyona uğratarak zayıflatan bu "yolsuzluk" canavarını imha edecek tavrı kimin ortaya koyması gerekir?
Sözünü ettiğim tavrı sergileme iradesi kimdedir? Kimde olmalıdır?

İki sorunun da cevabı hiç tereddütsüz bizleriz yani halktır.
Sivil toplum örgütlerimizle, medyamızla, yazarlarımızla bizleriz.

Gözlemlediklerimizden birkaç misal bile işin ciddiyetini ortaya koymaya kafi gelir ki bunlar genel bilgi haline gelmiş ve sadece buz dağının görünür kısmı. Yani,

*** politik iradeyi ellerinde tutan hükümet ve hükümet mekanizmasının,
meslek ve ahlak dışı uygulamaların da yer aldığı bir düzen haline gelmişliğine daha ne kadar seyirci kalacağız?

*** Görev ve yetkisini kişisel çıkarı için kullanan yetkililerin var olduğunu bilmiyor muyuz?

*** Eşi veya bir yakını adına kurduğu şirkete ihaleler kazandırarak rant sağlamışların hangisinin yargılandığını gördük? Bunun neyi davet ettiğini elbette büyük bir yüzdesi yüksek öğrenim gördüğüyle iftihar eden halk idrak edemez olur mu?

*** Yargılananın olmayışıyla taklit edenler mi çoğaldı?

Bunu sineye çekerek kabullenmenin bedeli yok mu zan ediliyor?

*** Niye " rüşvet vermeden işler yürümüyor" şikayetleri isyan edercesine ve fakat her gün artarak dile getirilmekte?

*** hukuk ve adalet mekanizmasını tıkayarak onu işlemez, etkinsiz hale getirdiği gerçeğini yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz.

*** mevcudiyetini ısrarla sürdürerek zaman içerisinde toplumsal değer yargılarımızı erozyona uğratan en tehlikeli ve toplumu imha edici unsur olduğu inancımla tekrarlıyorum.

*** Ülkemizi "Yolsuzluklar cenneti" diye tanımlatacak ve tanıtacak boyuta gelen bu yüz karası unsurun ortadan kaldırılamamasına tahammül edecek zamanımız da lüksümüz da yoktur.

İşin temelinden başlayalım.

Ülke olarak yaşam kalitesini, hayat standardını yükseltme, onu gerçekleştirebilme, "kaynakların rasyonel kullanımı" kuralının yürürlükte olmasıyla başlar. Bu, aksi iddia edilemeyecek bir gerçek.

Politik yolsuzluk, Ekonomi ilminin özü ve tanımı olan bu kuralı, ta baştan bozarak ekonomik başarının ön şartı olmazsa olmazı olan kuralın, benimsenerek yürürlüğe girmesini, emsallerle yaşam kazanmasını engeller.

Çünkü rasyonel kaynak kullanımındaki azami verimlilik elde etme amacı, saptırılarak kişinin azami rant elde etme amacına dönüşür.

Pekala bunun,
a) toplumda var olan "Meslek ve İş ahlakı" anlayışına yapılan tahribatla,
b) herhangi bir görevin ifa edilmesinde elzem olan mesuliyet duygusu ve disiplin anlayışının hasara uğramışlığıyla nasıl sağlıklı, güvenilir bir sosyal-ekonomik düzen ortaya çıkarılabilir?
Gözlemlenen bunlar değil mi?

Son olarak da ekonominin özündeki "kaynakların rasyonel kullanımı" kuralındaki "rasyonel" kelimesi üzerinde durayım müsadenizle.

Rasyonel olma, bilimselliğin ve bilincin kazandırdığı birikimi, işin özündeki temel prensipten ödün vermeden mantık ve lojiğin dikte ettiğinin da dışına çıkmadan, düşünebilme sınırlarını, gösterilebilecek en derin titizlikle zorlayarak muhakeme etme ve sonuca varmadır.
*** Rasyonel düşünce sonucundaki bir değerlendirmede, bakıra gümüş veya gümüşe altın değeri verme olasılığı yoktur.

*** Böylesine bir değerlendirme, ancak yolsuzluk kapısının açılmasıyla, değer yargılarının sulandırılmasıyla mümkündür.

Değer yargılarının bu denli sulandırıldığı ve sulandırılmış değer yargılarının yaşam biçimi haline geldiği ortamda ne ekonomi konuşulur ne de herhangi bir hizmet dalındaki profesyonellik ve standard arayışı olur.

Esas bedel, ADALET ve ADALETİN KORUNMASINDA elzem olan , hukuk düzeni ve hukukun işlerliğinin aksamasıyla taçlanarak yaşadığımız ortama dönüşür.

Özetleyecek olursam,
değer yargılarının yolsuzluğu da kabul edilecek kadar erozyona uğramasına izin vermek, ekonomik ve sosyal mağduriyet ve mahkumiyetten kurtulamamayı da kabullenmek demektir.

Buna "DUR" diyebilme irademizi yitirmediğimiz inancımla, işin ciddiyetini takdir ettiğim için "politik yolsuzluk" konusunu tekrar gündeme getirirken, 2009 yılının,

Politik Yolsuzluklara DUR diyen iradenin sergilendiği ve bu zaferin kazanıldığı yıl olması temennilerimi yineler, tüm halkımızın yeni yılını kutlarım.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.