DAÜ BİR SEN:''DAÜ sahipsiz değildir''
DAÜ BİR SEN bugün düzenlediği basın toplantısında DAÜ'nün sahipsiz olmadığını vurguladı. Sendika tarafından düzenlenen basın toplantısında sendika tarafından okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:
Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde (DAÜ) Haziran ayı maaşları da gününde ödenememiştir. Üstelik maaşların ne zaman ödeneceği de belli değildir. Bu konuda 30 Haziran Salı günü Rektör tarafından çalışanlara yapılan açıklamada "Devlet yetkililerinden aldığım bilgiye göre DAÜ'ye yapılması gereken kaynak aktarımı Cuma 3.7.09 tarihinde olabilecektir. Dolayısı ile Haziran 09 maaşları bu kaynak aktarımına göre ödenebilecektir" denilmiştir.
Rektör'ün açıklamasından da anlaşılacağı gibi maaşların ödenebilmesi tamamen hükümetin kaynak aktarmasına bağlıdır ve kesin bir ödeme tarihi yoktur. Kabul edilemez olan bir diğer husus da, maaş ödemeleri konusunu Rektörlüğün kendi dışında bir olay olarak sunması ve bu konuda hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranmasıdır. Oysa çalışanlardan Rektör olmak için oy isterken Sayın Prof. Dr. Ufuk Taneri'nin en iddialı olduğu konu Üniversitenin ihtiyaç duyduğu finansmanı, daha bu göreve bile gelmeden, bulmuş olduğuydu. Maaşlarını gününde alamayan DAÜ çalışanları elektrik, su ve telefon faturalarını ödeyememekte, borç taksidi ve kredi kartı ödemelerini gününde yapamadıkları için büyük zorluk yaşamakta, dünya kadar faiz yükü altına girmektedirler. Ayrıca bundan dolayı toplum içinde büyük mahcubiyet yaşamaktadırlar.
DAÜ çalışanları bu sıkıntıları yaşarken Üniversitede savurganlık, hesap bilmezlik ve keyfi yönetim hüküm sürmektedir. Ne yazık ki seçimle, çalışanların oylarıyla göreve gelen yeni Rektör seçilir seçilmez kendi iktidarını pekiştirme kaygısına kapılmış, çevresinde yandaşlarından oluşan bir koordinatörler ve müdür vekilleri ordusu kurmuştur. Parti rozetine ve/veya Rektöre sadakatine (!) bakılarak, münhalsiz, sınavsız, vekaleten atanan bu müdürlerle ders yükü indirimi alarak çalışan koordinatörlerin Üniversiteye yıllık maliyeti milyonlarca lirayı bulmaktadır. Bunlara ek olarak, idari görev yaptığı halde akademisyen gibi gösterilen çok sayıda asistana usülsüzce öğretim elemanı maaşı bağlanarak bu kişiler Rektörlükte veya buraya bağlı birimlerde görevlendirilmiştirler.
Rektörlükte bir yandan bunlar olurken diğer yandan da Rektör yardımcıları bir bir istifa etmektedir. Tüm görevleri üzerine alan Rektör Üniversitenin çeşitli akademik veya yönetsel birimlerinden gelen yazılara veya görüşme taleplerine aylarca cevap vermemekte, birçoğunu ise tamamen yanıtsız bırakmaktadır. Başkanlık etmesi gereken Üniversite Senatosu ve Yönetim Kuruluna katılmayarak bu kurulları hiçe saymaktadır. Üniversite yangın yerine dönmüşken esas sorumluluklarını yerine getirmeyen DAÜ Rektörü, Brüksel'de binlerce euro ücret ödeyerek konferansa katılmakla ve bir Cumhurbaşkanı veya Dış İşleri Bakanı edasıyla Avrupa Birliği (AB) üyesi Fransa, Almanya gibi ülkelerin liderlerinin "vizyonsuzluğu", "yaşlı oluşları" ve "geçmişte kalmış olmaları" üzerine basın açıklamaları yapmakla meşguldür ( http://www.vatangazetesi.com/haberdetay.asp?HaberID=19098 ).
Sayın Rektör hem Üniversiteye hem de kamuoyuna şu soruların yanıtını hemen vermelidir:
Crans Montana Forumuna katılmak Üniversiteye kaça malolmuştur? Sayın Rektör konferansa ne amaçla katılmıştır? Katılımcılar arasında "Rektörün AB Danışmanı" olarak adı geçen Moner Murtaja kimdir? Ne zaman ve kim tarafından danışman olarak atanmıştır? Bu konuda alınmış herhangi bir Vakıf Yöneticiler Kurulu veya Üniversite Yönetim Kurulu kararı var mıdır? DAÜ'nün Brüksel'de bir ofis kiraladığı ve M. Murtaja'nın burada bir maaş karşılığında sürekli olarak istihdam edildiği doğru mudur? Üniversite maddi sıkıntılarla boğuşurken ve personelinin maaşlarını ödeyemezken Londra, Frankfurt ve Brüksel'de maaşlı elemanlar çalıştırmanın DAÜ'ye bugüne dek ne katkısı olmuştur? DAÜ'nün başka Avrupa kentlerinde de elemanları var mıdır? Avrupa'nın bazı liderlerini sırf yaşlarından dolayı "geçmişte kalmış" bulan Sayın Rektör ayrıca şunu da açıklamalıdır: Acaba aynı bakış açısıyla Sayın Rauf R. Denktaş'ı ve Sayın Derviş Eroğlu'nu da "yaşlı" ve "geçmişte kalmış" olarak görüyor mu?
Rektörünün siyaset yapmaktan Rektörlük yapmaya fırsat bulamadığı DAÜ, tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır. Bu yıl 30 Haziran tarihinde yapılan DAÜ giriş sınavı son yıllardaki en düşük katılımla gerçekleştirilen sınav olmuştur.. Yapılan sınava sadece 670 kişi katılmıştır. (2007 yılında bu rakam 970 idi.) Üstelik bunların 200'e yakını, Üniversiteye sınavsız giriş hakkı olan meslek lisesi çıkışlı öğrencilerdir. Bu rakamlar, gerçekte sınava giren öğrenci sayısının 500'ün de altında olduğunu göstermektedir.
Öte yandan Üniversiteye başvuran uluslararası öğrenci istatistikleri de tam bir "dibe vuruşu" göstermektedir. Bundan önceki son üç yılda DAÜ'ye başvuran uluslararası öğrenci sayısı ortalama 1405 iken Sayın Taneri'nin rektörlüğü döneminde, bu yıl, bu rakam sadece 389 olmuştur. Tüm bu veriler, Üniversitenin sorunlarının mali sıkıntı ile sınırlı olmadığını, Rektörlükteki yönetim zaafiyetinin Üniversitenin tüm birimlerini olumsuz olarak etkilediğini, Üniversitenin saygınlığına gölge düşürdüğünü ve bunun doğal sonucu olarak üniversiteye öğrenci akışını da sekteye uğrattığını göstermektedir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Rektörün keyfi kararları Üniversitenin 30 yıla ulaşan tarihi boyunca oluşturduğu kurumsal ilişkileri de zedelemekte, DAÜ'nün Mağusa kentiyle bütünleşme çabalarına darbe vurmaktadır. Gazimağusa Belediyesinin düzenlediği Kültür Sanat Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen dünyaca ünlü sanatçı Loreena McKennitt'in konseri için DAÜ'ye ait piyanonun son anda verilmemesi ve bu konserin Kalkanlı'daki ODTÜ kampüsünden gelen piyano ile gerçekleştirilmesi üniversitemiz için bir utanç kaynağı olmuştur. Gazimağusa Belediyesi ile böylesi basit bir konuda bile işbirliği yapamayan bir üniversite belediye ile ortak kullanılmak üzere inşa edilmekte olan Mağusa Kültür ve Kongre Merkezi'nin kullanımını nasıl gerçekleştirecektir?
Tüm bu yaşananlar göstermektedir ki DAÜ'nün içinde bulunduğu durum gerçekten kaygı vericidir. Ne yazık ki Üniversitenin içine düşürüldüğü bu durumdan en çok etkilenen de DAÜ'nün bu hale gelmesinde hiç bir sorumluluğu bulunmayan çalışanlardır. Ancak çalışanlar DAÜ ile ilgili olarak alınan kararlardan habersizdirler. Hükümetin veya Rektörlüğün bir an önce hem çalışanları hem de kamuoyunu DAÜ konusunda bilgilendirmesi gerekmektedir. DAÜ çalışanları Haziran ayı maaşlarını ne zaman alacaktır? Seçimlerin üzerinden iki buçuk aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen maaşların gününde ödenmesi için neden hiçbir tedbir alınmamıştır? DAÜ'nün mali ve idari sorunlarını çözmek için yapılması düşünülenler nelerdir? Başbakanın Türkiye ziyareti sırasında DAÜ ile ilgili ne konuşulmuş ya da kararlaştırılmıştır? Bir kez daha çalışanların haklarının gaspedilmesi gündemde midir, yoksa Hükümet seçimden önce DAÜ çalışanlarına verdiği sözleri tutarak Üniversiteye ihtiyaç duyduğu desteği verecek midir?
Bilinmelidir ki DAÜ'de yıllardır devam eden bu sorunlar karşısında çalışanlar sessiz kalmayacak, Üniversiteyi sahipsiz bırakmayacaktırlar. Üniversite dibe batarken buna seyirci kalmaya hiç kimsenin ne hakkı ne de niyeti vardır. DAÜ çalışanları üniversitenin bu kötü gidişine dur diyecek adımları atma, bu konuda gereken kararları üretme potansiyeline sahiptir. DAÜ'nün mali ve idari sorunlarının çözülmesi konusunda adım atılmaması halinde DAÜ çalışanları tıpkı 2005, 2006 ve 2007 yıllarında olduğu gibi kararlılıkla mücadele etmeye de hazırdır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.