İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Doktor örgütleri devleti kamusal sağlık hizmetlerine geri dönmeye davet etti

Doktor örgütleri devleti kamusal sağlık hizmetlerine geri dönmeye davet etti

<P>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) ile Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), devletin anayasal görevi olan ucuz, ulaşılabilir sağlık hizmetlerinden, "hizmet alımı" adı altında uzaklaştığını ileri sürerek, devlete, ivedilikle, anayasa gereği olan kamusal sağlık hizmetine geri dönme çağrısı yaptı.</P>

Yayın Tarihi: 07/09/10 14:37
okuma süresi: 6 dak.
Doktor örgütleri devleti kamusal sağlık hizmetlerine geri dönmeye davet etti
A- A A+

KTTB ile Tıp-İş Başkanları Alper Baydar ve Erol Şeherlioğlu, bugün KTTB'de düzenledikleri ortak basın toplantısında, sağlık hizmeti konusuna dikkat çektiler.

KTTB Başkanı Alper Baydar, uzun zamandan beri devletin kamu sağlık alanından elini çektiğini, hizmet alımı yöntemiyle sağlıkta özelleştirmeye yöneldiğini savunarak, bunun sağlığın ticarileştirmesi anlamına geldiğini söyledi.

Baydar, sağlık alanının özelleştirilmesinin sağlık çalışanlarının özlük haklarının kısıtlanması süreciyle devam ettiğini, bunun devletin anayasal sorumluluğu olan sağlık hizmetlerini savsaklaması sonucunu yarattığını ileri sürdü.

Baydar, özellikle merkezi hastane olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nin son sel felaketinde bozulan fiziki altyapısının onarılmadığını, onarılmasına yönelik meslek örgütlerinin katkı ve söylemlerinin dikkate alınmadığını kaydetti.

Alper Baydar, Onkoloji Merkezinin onarılması yerine özellikle bir özel sağlık biriminden hizmet alımı yoluna gidilmesinin kabul edilemez olduğunu; bunun adil, eşit ve ucuz sağlık hizmeti alımı prensibinin ihlali anlamına geldiğini savundu.

Dünya genelinde kapitalist sistemin dayatmasıyla sağlığın özelleştirme sürecinin devam ettiğini ifade eden Baydar, devleti anayasanın gereğini yerine getirmeye davet etti.

ŞEHERLİOĞLU

Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu ise, konuşmasında, KTTB'nin tespitlerinin tümüne katıldığını anlatarak, dünya genelinde sağlık ve eğitimin özelleştirilerek kar elde edilen bir alana dönüştürüldüğünü; bunun sosyal devletin sonu anlamına geldiğini kaydetti.

Sosyal devletin kapitalist sistem içindeki en basit tanımının parası olmayanlara parası olanlardan alınan vergilerle eşit, ulaşılabilir sağlık hizmeti vermek olduğuna işaret eden Şeherlioğlu, sosyalist bloğun 1990'larda yıkılmasından sona bu bağlamdaki sosyal devletin sürekli saldırı altında kaldığını söyledi.

Şeherlioğlu, "son on yıl içindeki uygulamalarla devlet sosyal devlet olmaktan çıktı" diyerek, devletin sağlık hizmetlerinin mutfak ve güvenlikten başlayarak özelleştirildiğini şimdi de tedavinin özelleştirilmek istendiğini savundu.

Şeherlioğlu, devletin sağlık hizmetlerini verecek yeterli uzaman, araç gereci almak yerine bunları yapmayarak kaliteyi düşürdüğünü söyledi.

Devlet sağlık birimlerinde ihtiyaç duyulan kadroların atanmadığını, aksine sözleşmeli insanların özellikle uzmanlık alanları dışında istihdam edilerek yasaların ihlal edildiğini savunan Şeherlioğlu, bunu anlamak için son 20 yıldır acil servislerde kimlerin nasıl çalıştırıldığına bakmanın yeterli olduğunu kaydetti.

Şeherlioğlu, ülkede kanser hastalığının gerçeklik olduğunu, yapılması gereken buna uygun projelerin yaşama getirilmesiyken devletin bunu yapmak yerine kanser tedavisini Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ)'ye devrettiğini ileri sürdü.

Erol Şeherlioğlu, bunun kaynak israfı anlamına geldiğini; sel deneyle bozulan Radyoloji Onkoloji Bölümünün tamir edilmek, orada görev yapan doktoru kadrolamak yerine devletin kanser tedavisini özele devretmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Şeherlioğlu, yıllardık sağlığın planlamasını savunduklarını ancak bugüne kadar gelen hiçbir hükümetin buna yanaşmadığını ifade ederek, sağlıkta planlama konusunda Güney Kıbrıs'ı örnek gösterdi.

Şeherlioğlu, Güney Kıbrıs'ın uzayan yaşam süresi nedeniyle yaşlılık ve buna bağlı hastalıkların önümüzdeki beş yıl içinde artacağı tespitini yaparak, uzman ve araç gereç ihtiyacını buna göre temin etmeyi hedeflediğini kaydetti.

"Burada da yapılması gereken budur" diyen Şeherlioğlu, kamusal sağlık hizmetinde kendi imkanlarıyla sağlık hizmeti alamayanlara aynı kalitede sağlık hizmetinin devlet tarafından sunulması gerektiğini söyledi.

Erol Şeherlioğlu, sağlık hizmetinin verilmesi konusunda hiçbir özel sektörün devlet kadar yaygın bir örgütlenmeye (hastaneler, sağlık ocaklar vs) sahip olmadığını; bu nedenle devlet kadar kaliteli hizmet veremeyeceğini iddia etti.

Şeherlioğlu, 2000'li yılların başında devlet hastanesinde yılda 100 bin olan poliklinik hizmeti sayısının 2008 sonu itibarıyla 700 bin olduğunu bunun nüfus artışıyla karışlaştırılıp oranlanması halinde kamu sağlık çalışanlarının üzerine yüklenen ek ağırlığın açıkça görülebileceğini belirtti.

"SAVURGANLIK"

Kanser tedavisinde kullanılan kobalt cihazının 500-600 bin dolara tamir edilip ülkedeki kanser vakalarının yüzde 80'nin tedavisinin yapılmasının mümkün olduğunu savunan Şeherlioğlu, bunu yapmak yerine bunun çok daha fazlasının YDÜ'ye ödenmesinin savurganlık olduğunu, bunun acısının ilerde sağlık çalışanları dahil tüm halk tarafından çekileceğini iddia etti.

Şeherlioğlu, kendisinin mesleğe ilk başladığı dönemde devlet hastanelerinden sağlık hizmeti alan TC kökenlilerinin oranının yüzde 1-2 olduğunu, bu sayının bugün nerelerde olduğunun herkes tarafından bilindiğini de öne sürdü.

TAK

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.