KÜLTÜR-SANAT
okuma süresi: 7 dak.

Adı mavi..

Adı mavi..

<P>Hangi coğrafyada yaşıyorsa yaşasın tüm insanlar için kültürel kimlikler çok önemlidir. Doktor Sibel Siber böyle diyor. Ve Doktor Siber şöyle devam ediyor:"Buna saygı duyulmalıdır. İnsanoğlunun en büyük zenginliği olan çok kültürlülüğü, korumak gerekiyor.Homojenleştirme ve asimilasyon kültürleri yok eder" Sibel Siber'in bu duygularla kaleme alıp Yenidüzen Gazetesi'nde yayınladığı bu hikayeyi Kıbrıs Postası okurlarına da aktarıyoruz. İşte hikaye:</P>

Yayın Tarihi: 20/10/09 17:56
okuma süresi: 7 dak.
Adı mavi..
A- A A+

Masmavi gözleriyle etrafa gülücükler saçıyor, ilgi odağının merkezinde olmanın keyfini çıkarıyor, kucaktan kucağa geziyordu. İnsana mutluluk veren bu küçük sevimli kızın adını merak etmiştim.

"Mavi" dedi annesi .

"Eşim ve ben yurtdışında yaşadığımız için, ülkemizin mavi gökyüzüne ve denizine hep özlem duyduk. O yüzden kızımız hayata mavi gözleriyle merhaba dediğinde adını Mavi koymaya karar verdik. Belki ilk kez duyduğunuz bir isim ama…" diye anlatmaya devam ediyordu. Ama ben artık dinlemediğimin farkındaydım. Küçük kızın adına takılmıştım çünkü. Annenin tahmininin aksine ilk kez duymuyordum bu ismi. Uzun yıllar önce karşılaşmıştım öbür Mavi ile. Ve şimdi bu bebek, bana yıllarca önceki bu karşılaşmayı hatırlatmıştı.

İstanbul'da uzmanlık eğitimi gördüğüm hastane Şişli semtindeydi. Genelde Şişli'nin varoşlarındaki fakir halka hizmet veren bu hastanenin acil servisi çok yoğundu. Hastane koridorları ana baba günüydü her zaman. Çoğu hasta, yevmiyesini kaybetmesin diye gündüz normal polikliniğe gitmek yerine, acil servise gitmeyi tercih etmekteydi. Böylelikle acil vakaları da kattığınız zaman oldukça yoğun geçen gece nöbetleri, özellikle biz asistanlar için çok yorucuydu.

İşte yine o nöbetlerden biriydi. Dışarıda yoğun kar yağışına rağmen muayene kuyruğu oldukça uzundu.

"Sıradaki gelebilir!" diye seslendi kapıcı Hasan Efendi her zamanki gür sesiyle dışarıdaki kalabalığa.

O, ürkek ve çekingen hâliyle kapıdan göründü. Kılık kıyafetinden, diğer birçok hasta gibi civardaki fakir semtlerden birinden geldiği belliydi. Zor yaşam koşullarının yüzlerine yansımasından mıdır, hep olduklarından yaşlı görünüyorlardı. Bu yüzden yaşlarını tahmin etmek zordu. Bazen teyze diye hitap ettiğiniz bir hasta, sizinle aynı yaşta çıkabiliyordu. O nedenle muayeneye gelen hastalara hitap ederken dikkatli davranıyordum.

Başını önüne eğmiş, kapı eşiğinde öylece sessiz duruyordu. İçeriye girip oturmasını rica ettim. Oldukça sıkıntılı olduğu her hâlinden belliydi. Karşımdaki sandalyenin kenarına ilişti. Hâlâ başı öne eğikti. Adını sordum. Yavaş yavaş başını doğrulttu ve ilk kez yüzüme baktı. Kısık bir sesle bir şeyler mırıldandı. Anlayamamıştım. Tekrar sordum.

Bu kez daha anlaşılır bir ses tonuyla, "Mavi" dedi.

Bu ismi ilk kez duyuyordum. "Peki soyadınız?" diye sordum. Gözlerini gözlerimden kaçırarak, "Kuş" diye cevap verdi. "Yani adınız Mavi soyadınız Kuş mu? Mavi Kuş ne hoş bir isim!" diyerek güldüm elimde olmadan. Niye güldüğümü ben de bilmiyordum. Belki de böyle bir ismi ilk kez duyuyor olmak garibime gitmiş olabilirdi ama biraz da onun o sıkıntılı hâlini gidermek ve onu rahatlatmak istemiştim. İşte o anda hiç beklemediğim bir şey oldu. Karşımda oturan o sessiz, ürkek kadın yerinden doğruldu, gözlerini gözlerime dikti. Yüzündeki saygılı ifade gitmiş, yerini öfke ve âdeta nefret almıştı. Doğu aksanıyla, "niye gülüyorsun doktor bey?" dedi. "Bana bu adı devlet verdi!" Az önceki o çekingen kadından eser yoktu. Meydan okuyan bir ifadeyle bana bakıyordu.

Gülüşüm dudaklarımda donmuştu. Bayan doktorlara "doktor bey" diye hitap edilmesi Anadolu'da çok yaygındı. Genelde düzeltme gereği duyardım ama bu sefer durum farklıydı. Beklemediğim bir tepkiyle karşı karşıyaydım.

"Yanlış anladınız, çok güzel bir isim. İsminiz hoşuma gittiği için güldüm" diye bir şeyler mırıldanıp durumu düzeltmeye çalıştım. Fakat beni dinlemiyordu. Hızla ayağa kalktı, "benim adım bu değil. Benim adım Besi!" dedi. İçinde bugüne kadar biriktirdiği tüm öfkeyi kusmakta kararlıydı. Kaşları daha da çatılmış, ses tonu yükselmişti.

"Bana bu adı devlet verdi!" demesiyle hızla kapıya doğru yönelmesi bir oldu. Artık muayene olmak da istemiyordu. Ben, değişik duygular içerisindeydim. O sırada bir insanı istemeden rencide etmenin suçluluğunu hissediyor, bir taraftan da onu nasıl sakinleştireceğimi düşünüyordum.

Aslında benim başlangıçta farkında olmadığım, karşımda oturanın yaralı bir "Mavi Kuş" olduğuydu. Ve ben, istemeyerek de olsa, bu yaralı kuşun yarasına dokunmuş, onu daha da acıtmıştım. O yüzden onu sakinleştirmek hiç de kolay olmadı. Öfkesi geçtikten sonra bir süre hıçkırıklara boğuldu. Ona sormak istediğim çok şey olduğu hâlde, yarasını daha da deşmemek için hiçbir şey sormadım. Odadan çıkarken ardından uzun uzun baktım ve düşündüm. Belki yazdığım reçete hastalığına iyi gelecekti, ama ya yarası? İşte ona yapabileceğim bir şey yoktu.

Çok sonraları Bulgaristan göçmeni bir hastamla konuşurken, "hani adlarınızı zorla değiştirmişlerdi ya, neler hissetmiştiniz?" diye sormuştum.

"Acı ve öfke. Çok çok acıtmıştı bizleri! Geceleyin kimliklerimizi almışlar, sabahleyin başka isimlerle geri getirmişlerdi. Çok zor günlerdi doktor hanım" diye yanıtlamış ve devam etmişti sonra: "Bir kısmımıza da ellerinde liste ile gelmişler ve isim seçmemizi istemişlerdi. Birçok yaşlı kadınımız Anna ismini seçmişti; 'ana'ya benzediği için. Sonra bu durumun farkına varmışlar, Anna ismini de yasaklamışlardı bizlere".

Derin bir iç çekti. "Neyse hepsi geride kaldı çok şükür!" dedi.

Onu dinlerken, şöyle bir düşünce geçti aklımdan: Doğduğumuzda bize verilen adları, kendi seçimimiz ve onayımız olmasa bile benimsiyoruz, bütünleşiyoruz onlarla zaman içinde ve benliğimizin bir parçası oluyorlar. Birileri tarafından zorla çekilip alınması, kimliğimize karşı yapılan ağır bir saldırı etkisi yapıyor, çok acıtıyor bizleri.

*****

"Adıyla büyüsün!" dedi konuklardan biri Mavi'nin annesine. Bu dilek, ilk kez bana bu kadar anlamlı gelmişti. Öbür Mavi'ye gitti aklım yine. Ona da bebekken adıyla büyüsün dileğinde bulunmuşlar mıydı acaba?

"Evet, adıyla büyüsün; hayat boyu yanında taşısın adını ve kendi istemedikçe kimse elinden alamasın!" Bu sözler döküldü ağzımdan farkında olmadan.

Herkes, merakla ne demek istediğimi anlamaya çalışırken, ben sevgiyle bir kez daha baktım Mavi'ye.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.