Alp yeniden büyümeyi yazdı
<P>Kıbrıs Türk Ticaret Odası Ekonomi Komitesi Başkanı Alp Cengiz Alp "Yeniden büyüme sürdürülebilirlik" başlıklı yazısında "Uluslararası piyasalarda yaşanan küresel kriz ve kendi içimizdeki eksikliklerin sonucu bizde kendi payımıza düşeni istemeyerekde olsa aldıktan sonra şimdi yeniden büyümek için küresel gelişmelerin dışında kendi içimizde neler yapmamız gerektiğine odaklanmalıyız" diye yazdı. Alp Cengiz Alp'in Ekonominin Sesi Gazetesi için yazdığı yazısının tam metni şöyle:</P>
YENİDEN BÜYÜME SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Uluslararası piyasalarda yaşanan küresel kriz ve kendi içimizdeki eksikliklerin sonucu bizde kendi payımıza düşeni istemeyerekde olsa aldıktan sonra şimdi yeniden büyümek için küresel gelişmelerin dışında kendi içimizde neler yapmamız gerektiğine odaklanmalıyız.
Kriz ortamından çıkış, yeniden büyümeye geçme ve bunu maksimum ölçüde sürdürülebilir kılma bizim içte yapacaklarımıza bağlıdır. Ekonomiyi bugünkü negatif durumundan çıkarmak için yeni bir ekonomik vizyon, kararlılık ve cesur adımlar atmamız gerekmektedir. Sosyo psikolojik ortamında böyle bir dönüşüm için her zamankinden daha uygun olduğunu düşünüyorum. Böyle bir dönüşüm için en başta yapılması gerekenler ve mümkünse eş zamanlı olarak yapılmasının daha faydalı olacağını düşündüğüm tedbirler aşağıdaki gibidir.
Ekonominin herhangi bir yeni bir ivme kazanabilmesi için öncelikle yasal alt yapının ekonominin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Ticari mahkemelerin olmadığı ticari davaların yıllarca sürdüğü ve sonuçlarının telafi edici etkisinin büyük oranda ortadan kalktığı mevcut sistemin yarattığı güvensizlik ticari hayata zarar vermektedir. Yargı ticari davalarda uzmanlaşmış mahkemelerini kurabilmeli ve süreç hızlandırılmalıdır. İlamsız icra müessesesi mutlaka kurulmalı ve özel çalışmalıdır. Sistemin etkisizliği kredi verenlerin ve özellikle bankaların alacaklarını vaktinde tahsil edememesine ve kredi musluklarının daha cimri kullanılmasına yol açmaktadır. Bu yavaş işleyiş ayrıca borç kredi ilişkisini bankacılık sisteminin dışına taşımakta ve böylece kayıt dışılık ve istenmeyen olayların yaşanmasına sebep olmaktadır.
Yasal alt yapı iyleştirildikten sonra fiziki alt yapının ve üst yapının iyleştirilmesi gerekmektedir. Daha iyi bir ekonomi ve ticari hayatın daha iyi bir fiziki alt yapıya ihtiyacı vardır. Özellikle limanların kapasitesinin arttırılması ve buralarda verilen hizmetin kalitesinin arttırılması çok önemlidir. Günümüz hayatının en vazgeçilmesi olan iletişim ve haberleşme sistemininde iyleştirilmesi gerekmektedir. Dünya ile iletişimimizin sıksık koptuğu elektronik sistemlerin ve internetin devre dışı kaldığı mevcut ortamlarda gerçek bir büyümeyi yakalamak mümkün değildir. Diğer bir önemli fiziki sorun ise su sorunudur. Tarımda, Turizmde Eğitimde, İnşaat sektöründe ve hayatın her alanında gerçek bir büyüme için kaliteli ve kesintisiz su çok önemlidir. Yılan hikayesine dönen Türkiye'den su getirilmesi konusu bir proje olarak kalmaya devam etmenin yanında KKTC'nin Girne'de ve Girne'den Lefkoşa'ya su taşıyacak bir denizden su arıtma ve dağıtım şebekesine acilen ihtiyacı vardır. Günlük 30.000 ton arıtma kapasiteli bir tesisin Türkiye' den su getirme projesi yürürlüğe girene kadar özellikle bu iki bölgemizdeki turizm, eğitim ve sanayi sektörlerinin ihtiyacını ve bu bölgelerdeki halkımızın su açısından rahatlamasını sağlayacaktır. Özellikle inşaat sektörü vasıtası ile ülkemize nakit akışının tekrar sağlanabilmesi içim bize ciddi anlamda prestij kaybettiren ve dış yatırımcıyı kaçırtan susuzluk sorunu en geç bir yıl içinde bu şekilde çözülmelidir.
Devletin denetleyicilik ve düzenleyicilik görevleri daha da etkinleştirilmelidir. Devlet ekonomideki tüm hizmet ve üretim alanlarından çekilmelidir. Erken ve planlı bir özelleştirme ile bugün için sıkıntılı görülen devlet bütçesine ek kaynak yaratılmalı ve böylece devlet bu verimsiz KİT kamburlarından kurtulmalıdır. Ekonominin tekrar güvenini kazanabilmesi için yeni bir çağdaş ve şeffaf ihale yasası yapılmalıdır. Bütçe disiplini etkin bir şekilde sağlanmalıdır. Kamu bütçesindeki dengesizlik giderilerek reel sektörün ihtiyacı olan pay arttırılmalıdır. Genel bütçedeki cari giderler azaltılarak KOBİ'lere daha fazla kaynak sağlanmalıdır.
Bölgesel kalkınma planlarıda yapılmalıdır. Her bölgenin kendi potansiyel kaynaklarına göre planları yapılmalı ve gelişme ülkenin her köşesine kadar gitmelidir. Bölgesel farklılıkları azaltacak bu çalışma merkezlerin de istihdam baskısından kurtarılmasına ve insanlarımızın kendi bölgesinde istihdam edilmesini sağlayacaktır.
YAGA'nın etkinlik alanı kapasitesi ve imkanları arttırılmalıdır. YAGA asla politize edilmemeli toplumsal ekonomik menfaatler için etkin ve bağımsız kararlar üretebilmesine izin verilmelidir. Dış yatırımıcıyı buraya güvenebilmeli yatırımları için başka yollar aramaktan vazgeçerek siyaset kurumu korunmalıdır. YAGA'nın kendisininde yurt dışına gidip yatırımcı arayacak kaynak YAGA'ya sağlanmalıdır. Bu noktada kendi evimizde oturup yatırımcı gelmesini beklemenin daha iyisini yapmalıyız.
Diğer önemli bir zaafiyetimiz olan eğitimin ekonominin ihtiyaçlarına göre yapılmaması gerçeğidir. Özellikle turizm hafif sanayi ve inşaat sektörü için uygun ara eleman yetiştiren yeni bir eğitim sistemini biran önce güçlendirmeli ve bu konuda halkımızı bilinçlendirmeliyiz. Gençlerimizi ve ebeveynlerini mesleki eğitim ve meslek eğitimi diplomalarının itibarlılığına değil işe yararlılığına bakmalarını sağlamalıyız. Ayrıca üniversitelerimiz ile özel sektör arasında daha verimli bir ilişki kurulmasını sağlamalıyız. Bu iki kesime kendilerinin çok önemli iki paydaş olduğunu ve daha yoğun bir ilişkeden her iki kesiminde prestij ve kazanç elde edeceğini ve tüm toplumun bundan faydalanabileceğini anlatmalıyız. Her bölgede üniversitemiz olması bu anlamda bizim için büyük bir şanstır.
Vergi sistemi tekrar ele alınmalıdır. Vergi oranları ödenebilir seviyeye getirilmelidir. Haksız bir vergi olan stopaj kademeli olarak kaldırılmaya devam edilmeli ve en geç bir yıl içinde sonlandırılmalıdır. Vergi tabanı mutlaka genişletilmelidir. Verginin sadece merkezlerden toplanan birşey olmadığını devletin elinin en ücra köşeye hem vergi toplamak hem de hizmet götürmek için güçlü ve yeterli hale getirilmesi gerekmektedir. Kayıt dışılıkla ciddi bir şekilde mücadele edilmelidir. Piyasadaki ekonomik aktörler devletin etkin bir şekilde görevini yapmasını beklerler. Kayıt dışındaki rakiplerin kayıt altındakilere sağladığı haksız rekabeti kaldırmak devletin görevidir. Bu yapılamadığı taktirde kayıt altındaki işletmelerin giderek kayıt dışına kayacağını aksi taktirde yaşamasının kolay olmadığı nahoş bir gerçektir. Mevcut vergi kayıpları ve haksız rekabeti önlemek için ciddi ve etkin bir denetim sistemi ve caydırıcı cezalar uygulanabilmelidir. Ayrıca sürekli olarak yapılan vergi aflarının vergi ödeyenler üstünde ciddi bir olumsuz etki yaratmaya başladığınıda söylemeliyiz. Bir rutin halini alan vergi afları artık bir yerde durdurulmalı vergisini vaktinde ödeyenlerin kendisini başka türlü hissetmesine bir son verilmelidir.
Mülkiyetin ve gayrimenkulün ekonominin can damarı olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizdeki toprak ve rant değerlerinin ekonomiye güç katabilmesi için yapı ve kat oranları inşaat yüzdeleri arttırılmalıdır. Türkiye'nin sağlayabileceği bir garanti sistemiyle eşdeğer malların normal değerlerinden işlem yapabilmesi sağlanmalıdır. Devlet bankalara bu konuda sözünü geçirebilmeli kredi kullanmalarında en büyük garantimiz olan gayrimenkul varlıklarımızın gerçek değerini kullanabilmemize imkan sağlamalıdır.
Sonuç olarak bu kriz ortamını bir fırsat bilerek bu dönüşümü yapmak mecburiyetimiz vardır. Bu değişim süreci etken ve etkili yapılabildiği taktirde mevcut krizden çıkış daha kolay ve sürdürülebilir olacaktır. Yapılması gerekenleri listeleyerek, eş zamanlı yapılması gerekenleri planlayarak bunlar için gerekli kaynakları ayırarak ve mutlaka takvimleyerek yola koymalıyız. İş dünyasının ve tüm halkımızın beklediği de budur. Toplumsal kalkınma için özel sektörün kalkındırılması, üretimin arttırılması ve bunların sonucu olarak istihdamın artması en öncelikli konumuz olmalıdır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.