EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 9 dak.

Mutlu yıllar, sağlıklı mali tablolar

Mutlu yıllar, sağlıklı mali tablolar

<P><STRONG>Ebru Usar</STRONG>, "Mutlu yıllar, sağlıklı mali tablolar" başlıklı yazısında "Mali yılsonunun yaklaşması nedeniyle vergi mükelleflerinin hesap kapatma telaşı başlamış bulunmaktadır. Bilançolar, kâr/zarar hesapları, vergi hesaplamaları matrahları derken mali müşavirlik bürolarında da hummalı çalışmalar ve düzenlemeler aldı başını gidiyor. Yılsonu hesapları dairelere zamanında teslim edilmeli ki mükellefler cezaya düşmesin" diye yazdı. Yazının tam metni şöyle:</P>

Yayın Tarihi: 17/12/09 15:08
okuma süresi: 9 dak.
Mutlu yıllar, sağlıklı mali tablolar
A- A A+

Mali yılsonunun yaklaşması nedeniyle vergi mükelleflerinin hesap kapatma telaşı başlamış bulunmaktadır. Bilançolar, kâr/zarar hesapları, vergi hesaplamaları matrahları derken mali müşavirlik bürolarında da hummalı çalışmalar ve düzenlemeler aldı başını gidiyor. Yılsonu hesapları dairelere zamanında teslim edilmeli ki mükellefler cezaya düşmesin.
Yılsonu hesapları bir işletmenin Ocak ayından itibaren Aralık ayına kadar olan süre içerisinde gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerini ve mali işlem hareketlerini gösteren kapanış hesaplarıdır ki bir takım açıklayıcı belge, beyanname ve mali tablolardan oluşur.

Direktörler
Bu açıklayıcı belge ve beyannamelerden bir tanesi de Şirket yönetim(direktörler) kurulunun hesaplarla ilgili sorumluluklarının Şirketler Yasası Fasıl-113 uyarınca neler olduğunu özetleyen belgedir.

Bu sorumlulukların başlıcaları;

  • Şirketin yılsonu itibarı ile gerçek ve doğru bir şekilde mali durumunu yansıtan Bilanço ile şirketin kârını veya zararını gerçek ve doğru biçimde yansıtan Kâr/Zarar hesaplarını hazırlamak,
  • Şirketin uygulayacağı, şirket bünyesine uygun muhasebe ilkelerini seçmek ve bu ilkeleri tutarlılık ve devamlılık arz edecek şekilde uygulamak,
  • Gerekli bilgi ve açıklamaları verecek şekilde defterleri usulüne göre tutmak,
  • Şirketin aktiflerinin korunabilmesi ve dolayısıyla hile ve sair usulsüzlüklerin önlenmesi veya önlenememesi durumunda en azından ortaya çıkarılabilmesi için her türlü önlemin alınması için tüm adımları atmak,
  • Makul ve ihtiyatlı karar almak, ve;
  • Tahmin gerektiren hususlarda gerçekçi ve mantıklı tahminlerde bulunmaktır.

Denetmenler
Denetmenler ise hazırlanması Direktörler Kurulunun sorumluluğunda olan mali tabloları, uluslararası genel kabul görmüş denetim esas ve standartlarına uygun olarak denetlemekle ve bu hesapların muhasebe ilkelerine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda kanaate varmakla yükümlüdür. Ayrıca denetmenler Direktörler Kurulunun yukarıda sözü edilen sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini ve bu sorumlulukların hesapların genelinde sekteye uğratılmadan eksiksiz yansıtılıp yansıtılmadığını da kontrol etmekle yükümlüdürler.

Böylelikle anlıyoruz ki şirket hesapları; yanıltıcı, yanlış ve gerçek dışı unsurlar taşımamalıdır.
Ayrıca şirkete dair herhangi bir mali hareket, işlem veyaut oluşumun da bilanço dışı tutulmaması yani mali hesap harici bırakılmaması da muhasebe ilkelerinden bir tanesidir.

Kullanıcılar
Bilanço ve Kâr/Zarar hesaplarının içerdiği bilgiler geçmiş zamana ait olsa bile, kullanıcıları (yatırımcılar, fon sağlayan kurum ve kuruluşlar ve devlet gibi) için karar verme aşamasında yoğunlukla başvurulan araç ve göstergelerdir.

Bir yatırımcı, yatırım yapmak istediği şirketin mali pozisyonunu birincil aşamada bilanço ve kâr/zarar hesaplarını incelemek kaydıyla anlamaya çalışır.
Bir banka eğer bir şirkete kredi sağlayacak ise bu kredinin geri ödenebileceği konusunda bir karara varabilmek için risk analiz mekanizmalarını harekete geçirir ve kararını şirketin mali tablolarını inceleyerek ve şirket ile alakalı kredibilite araştırması yaparak verir.

Devlet vergisini şirketlerin mali tablolarına göre hesaplar ve tahsil eder.
Böylelikle haksız bir ortam yaratmamak ve mali tablo kullanıcılarını yanıltmamak için bu tablolar gerçek ve doğru bir şekilde hazırlanmalı, aldatıcı hiçbir unsur taşımamalı ve şeffaf nitelikte olmalıdır.

Eğer mali tablolar gerçek dışı veyahut yanıltıcı unsurlar taşıyorsa bu durum ciddi ve zaman zaman tamiri olanaksız sonuçlar doğurabilir. Direktörler veyahut hissedarlar şirketlerin mali pozisyonlarını olduğundan daha kuvvetli ve kârlılık oranlarını da olduğundan daha yüksek gösterme yoluna gidebilirler. Bu gibi davranışlar aslında hile, aldatma ve usulsüzlük olarak tanımlanır. Bu davranışların neticesinde direktörler veyahut hissedarlar farkına olmadan şirketin sonunu hazırlayabilirler.

Finansal Skandallar
Nitekim Ekim 2001 tarihinde ortaya çıkan ve enerji devleri arasında yer alan Enron'un çöküşünü getiren finansal skandal bu duruma bir örnektir. Diğer bir örnek ise, 2003 yılında korkunç bir düşüşe geçen ve Enron'dan sonra yeni bir finansal skandal yaratan İtalyan menşeli gıda sektörü devlerinden Parmalat'tır. İki örnekte de şirketlerin sonunu getiren ve çöküşünü gerçekleştiren unsurlar, muhasebe ilkelerinden uzaklaşmaları, hileye, aldatmaya ve usulsüzlüklere başvurmaları olmuştur.

En çok başvurulan usulsüzlüklerden bazıları, gerçek olandan yüksek hayali cirolar göstermek, şirkette esasen varolmayan aktifleri hayali olarak bilançoya taşımak, bazı varolan pasifleri de bilanço dışı bırakmaktır. Özetle, aktifleri arttırıcı 'hayali' ve pasifleri azaltıcı 'gizleyici' unsurlar büyük şirketlerde, bilhassa halka açık olan ve hisseleri borsada alınıp satılan şirketlerde başlıca başvurulan aldatma yöntemleridir.

Küçük Ada, Küçük Yanıltma
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulmuş ve faaliyet gösteren şirketlerde aldatıcı ve yanıltıcı unsurlar büyük boyutlarda olmamasına rağmen eksik değildir. Bu yanıltıcı unsurlar direkt aldatma amacı gütmekten ziyade, izlenmesi gereken muhasebe ilkelerinin; "pratik değil", "zaman kaybettiriyor", "alışıla gelmiş bir uygulama değil" ve "kimse yapmıyor ki ben yapayım" anlayışı ile uygulanmasından kaçınmaktır aslında. Sebep veyahut bahane ne olursa olsun bu durum muhasebe ilkelerine ters düşmektedir.

Bir örnek vermek gerekirse, ki şu günlerde halen tazeliğini koruyan ve gündem yaratan Kamu Alacaklarının İndirimli Tahsili ile İlgili Mali Düzenlemeye İlişkin Yasa Gücünde Kararname 200 Sayılı 19 Kasım 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girmişken, şirketler açısından kamu borçlarının bilançolarında yansıma şekillerini örnek olarak göstermek yerinde olur sanırım.

Kuzey Kıbrıs'ta kaç tane şirket vardır ki kamuya olan ödenmemiş ve birikmiş borçlarının faiz ve cezaları için provizyon yapıp bilançosunda yansıtır? Oysa eğer provizyonu yapılacak tutarların (a) makul derecede tahmini mümkün ise, (b)güncel yükümlülük mevcut ise, ve (c) gelecekte nakit akışını gerçekleştirmek kaydı ile bu yükümlülük yerine getirilebilecekse; muhasebe ilkeleri açısından provizyonu yapılmalıdır.

Bir kamu borcunun (a) faiz ve cezası makul derecede tahmin edilebilir, (b) borcun varlığı ve kapatılması gerektiği şirkete ait bir yükümlülük teşkil eder, ve (c) yükümlülüğünü yerine getirebilmek için şirket faiz ve cezaları ödemek zorundadır yani şirketten bir nakit akış gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla provizyonun yapılması ve mali tablolara yansıtılması muhasebe ilkeleri açısından tatmin edilmesi gereken bir unsurdur.

Verdiğimiz örneği rakamlarla pekiştirecek olursak (19 Kasım 2009 tarihli Kamu alacakları ile ilgili yasa gücünde kararnamenin de bir an için var olmadığını düşünelim), bir şirketin geçmiş yıllara ait 100.000TL'lik bir vergi borcu olduğunu varsayalım. Toplam faiz ve cezaların da 25.000TL'yi bulduğunu düşünelim. Bilançoda yansıması gereken rakam hangisidir?

100.000TL diyenler mali tablo kullanıcılarını yanıltmış demektir. 125.000TL diyenler doğru bilmişlerdir. Çünkü şirketin yükümlülüğü 100.000TL değil 125.000TL'dir.
Yukarıda belirtilen unsurlara dikkatimizi yoğunlaştırabildiğimiz oranda ancak sağlıklı mali tablolar üretebiliriz. Fakat yeni yılı koşulsuz şartsız her 365 günün sonunda karşılamak durumundayız, ama sağlıklı ama sağlıksız...

Ebru Usar / ACCA
www.gsaydam.org

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.