EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 11 dak.

Annan Planı ve KKTC ekonomisi

Annan Planı ve KKTC ekonomisi

Ekonomist Vedat Yorucu Annan Planı önecisi ve sonrasında inşaat sektöründeki gelişmeler ve bunların KKTC ekonomisine etkilerini yazdı. Vedat Yorucu'nun yazısı şöyle:

Yayın Tarihi: 03/02/10 10:04
okuma süresi: 11 dak.
Annan Planı ve KKTC ekonomisi
A- A A+

ANNAN PLANI ÖNCESİ VE SONRASI İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER

ve

KKTC EKONOMİSİNE ETKİLERİ

ANNAN PLANI ÖNCESİ DURUM

2002 - 2009 döneminde inşaat sektöründe yaşananlar akla durgunluk verecek boyuttadır. İnşaat sektörü önce uçtu, daha sonra hızla yere çakıldı. 2002 yılında inşaat, normal büyüme trendinde gelişme göstermiş ve % 6.9 oranında reel ekonomik büyüme hızına ulaşmıştı. Bu sektörün GSYİH'ya katkısı 2002 yılında % 4.4 oranındaydı. Sektörde istihdam edilen toplam kayıtlı işçi sayısı da 15,786 idi. Hatırlanacağı üzere, hem Türkiye'de hem de KKTC'nde, 2000 ve 2001 yıllarındaki bankacılık krizi ve ardından yaşanan kur krizi, TL'nin aşırı değer kaybı, Sn Kemal Derviş'in Türkiye'de ekonominin başına getirilerek kur çıpası rejiminden dalgalı kur rejimine geçiş, vb gelişmeler KKTC'deki inşaat sektörüne de darbe vurmuştu. Bankalarda paraları batan birçok kişi, ayaklanarak KKTC Cumhuriyet Meclisi'ni basmıştı. Mudi durumuna düşen yaklaşık 60,000 kişi, ev taksitlerini ödeyemeyince konutzede olmuştu, KKTC'deki müteahhitleri de zor durumda bırakmıştı. İşlerini kaybeden birçok Kıbrıs'lı Türk, Güney Kıbrıs'taki inşaatlarda çalışıp borcunu ödeyebilme, okuyan çocuğunun okul taksitini yatırabilme ve tedavi gören hastasına ilaç alabilme telaşına girmişti.

*****
ANNAN PLANI SONRASI DURUM

Kapıların 2003'te açılmasıyla birlikte serbest geçişlerin başlaması ekonomik faaliyetlere de olumlu yansıdı. Annan Planı'nın tartışılmaya başlanması ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğinin Annan Planı ile kesiştirilmesi, ekonomideki bütün aktörleri faaliyete geçirdi. Mülkiyet rejiminin nasıl olacağı ve iade ile takas ve tazminatların çerçevesinin planda detaylı bir şekilde belirlenmiş olması, inşaatta hem iç talebi hem de dış talebi artırdı. Güney'deki veya yurt dışındaki evlerini satıp Kuzey'e akın eden binlerce kişi konut sahibi olabilmek için müteahhitlerin ve emlakçıların kapısını çaldı. Bu arada tüccarların, toptan ve perakente satıcıların, hırdavatçıların, kalıpçıların, betoncuların, demircilerin, marangoz ve mobilyacıların, dülgerlerin, boyacıların, nakliyecilerin, avukatların, bankaların, sigortacıların ve benzeri birçok şirketin işleri büyümüştü.

*****

Reel ekonomi 2003-2007 döneminde ortalama %13.5 oranında büyürken inşaat sektöründeki reel büyüme oranı 2003'te %30.8, 2006'da ise %68.1 oranında anormal dercede büyümüştü. Elbette ki ne ekonomideki büyüm, ne de inşaattaki büyüme oranları sürdürülebilir bir büyüme değildi. 2003 öncesi ekonomik sıkıntılar yaşayıp mevduatlarını bankalarda kaybeden Kıbrıslı Türkler'in Güney ekonomisine muhtaç duruma getirilmesi sonrası, Kuzey ekonomisinde yaşanan bu büyüme, adeta insanların içine su serpti. Borçlar ödendi, beyaz eşyalar ve arabalar yenilendi, dünyayla barışık duruma gelindi. Artık herkes yurt dışına tatile gidebiliyor, çocuğunu rahatça okutabiliyor, istediği alışverişi evine yapabiliyordu. Sendikalarla hükümet en uyumlu dönemini yaşıyordu. İşte o yıllarda hükümet, çalışanlarına %14'e varan net maaş artışı bile vermişti. Halbuki o dönemde hükümet, ilerisi için bir miktar ihtiyat akçesi ayırmalıydı. Bu oranda büyük maaş artışının verilmesi o dönemin hükümetinin belkide en büyük hatasıydı. En azından iktisat çevrelerinde bu böyle düşünülmekteydi. Ama, o dönemin siyasetçilerinin kararı böyleydi ve sendikalar bu durumdan çok memnundu.

*****

Türkiye'den on binlerce kişi KKTC'ye çalışmak için gelmişti. O dönemin Çalışma Bakanı birkaç ayda sadece 48,000 üzerinde TC'li çalışanı kayıt altına almıştı. Güney'de çalışanlar da Kuzey'e dönerek işveren durumuna gelmişlerdi. Arazi sahipleri bir anda sterlin milyoneri olmuştu. Devlet, vergi şampiyonu olarak tahsilatını %20'in üzerinde artırmıştı. Bütçenin cari giderleri artık yerel gelirlerden karşılanmaktaydı. Çevremiz de bu gelişmelerden büyük zararlar görmüştü. Bozulan çevrenin korunabilmesi için hükümet emirnameleri çıkarmıştı. Ama inşaat'taki gelişmeler kısmen de olsa devam etti. Ta ki Annan Planı referandumu başarızlıkla sonuçlanıp İngiliz ve Avrupa Mahkemelerinde mülk davaları açılıncaya kadar. Bir de bunlara ABD mortgage piyasasının yarattığı küresel finans krizi de eklenince işin tadı iyice kaçtı. 2008 ve 2009 yıllarında inşaat sektörü sırasıyla %-8.0 ve % -21.0 oranlarında küçüldü. Gerileyen inşaat sektörü nedeniyle ekonomiye verilen gaz da buharlaşıverdi. Bunun sonucunda, Reel GSMH da 2008 yılında %-2.9, 2009 yılında da %-6.1 oranında küçüldü.

*****

ORAMS DAVASININ ETKİLERİ

Orams davasının sonucu başta inşaat sektörünü, daha sonra da finans sektörü ile inşaat sektörüyle ilişkili diğer yan sektörleri de olumsuz etkileyecektir. Rum tapulu eşdeğer araziler üzerine inşa edilen mülklerin fiyatlarında düşüşler yaşanacak ve 1974 öncesi Türk Koçanlı mülklerin fiyatları daha da artacaktır. Piyasadaki taşınmaz mal fiyatlarındaki iktisadi denge bozulacak, piyasada haksız rekabet koşulları oluşacak, yabancılar fiyatları aşağılara çekip, bir şekilde fiyat kırıp, mülk fiyatlarını Annan Planı öncesindeki fiyat seviyelerine indirip mülklerini satmaya kalkışacaklardır.

*****

Bankalarda ipotekli bulunan eşdeğer koçanlı mülklerin de bu olumsuz gelişmelerden dolayı değer kaybedebilecekleri riskine karşı, geri dönüşü mümkün olmayan ipotek karşılığı kredilerin Bankaların sermayelerini zor durumlara sokabilecektir. Böylesi bir durum, KKTC'nin toplam sermaye stoğunun değer kaybetmesine de neden olaktır.

*****

Tüm bu olumsuzlukların sonucunda, ekonominin motoru olan inşaatın durması, ekonomik küçülmenin 2010'da devam edeceğine işarettir. Satışların düşmesi, piyasalardaki likitin azalacağını, başta BÜYÜME ve İŞSİZLİK sorunlarının görüleceğini de söylememde yarar vardır. KKTC'de 2010 yılında ekonomik krizin daha da derinleşerek devam etme riskleri vardır. Yaptığım araştırmaya göre KKTC'de 400 civarında müteahhit faaliyet göstermektedir. Büyük olasılıkla bunların birçoğu iflas edip piyasadan silinecektir. Benzer sarsıntılardan yıllar önce Taiwan da geçmişti. Yaşanan krizden dolayı Taiwan'daki müteahhit firmalar iflaslardan dolayı 370 binlerden 90 binlere kadar düşmüştü. Dünyadaki gelişmeler maalesef böyle. Kıbrıs Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği'nden elde ettiğm verilere göre KKTC'de 890 mimar, 731 mühendis ve 1489 şehir planlamacısı bulunmaktadır. Krizin yaratacağı iflaslar sonucu direk olarak yetişkin beşeri sermaye stoğu erimeye mahkum olacaktır. Bu insanlar işsiz kalınca soluğu ya Güney Kıbrıs'ta alacak, ya da yurt dışına göç edeceklerdir. Belki bir çoğu mesleği dışındaki işlerle uğraşacaklardır. Durum bu derece vahimdir.


*****

Orams kararının yaratacağı tahribatın etkilerini minimum düzeyde tutabilmek için yeni talep yaratıcı yöntemlerin düşünülmesi kaçınılmazdır. İngiliz ve diğer AB vatandaşlarının KKTC'de sahip oldukları mülkleri satma eğilimlerini ortadan kaldıracak, KKTC'deki yaşamlarına mutlu bir şekilde devam etmelerini teşvik edici birtakım başka önlemlerin de düşünülmesi gerekecektir. Müteahhitlerin, Rusya, Orta Doğu'daki Körfez ülkeleri ve AB dışındaki ülkelerde yeni pazar arayışlarına girmeleri ve buna Devlet'in destek olması gerekecektir. Piyasada likit artışı sağlayacak vergi (KDV ve stopaj) indirimi başta olmak üzere, Güney'den Kuzey'e olan ticareti geliştirici ve talep artırıcı tedbirlere başvurulmalıdır.

*****

Çözüm'ün rüzgarından bu şekilde etkilenen KKTC ekonomisi, barış anlaşmasının imzalanıp yürürlüğe girmesiyle birlikte "Birleşik Kıbrıs'ta" yeni doğacak devletin ve Kıbrıs Türk Devleti üzerinden kalkacak izolasyonların ekonomi üzerindeki etkisi sanırım tusunami'den daha şiddetli olacaktır. Ancak, KKTC'deki ekonomik büyümenin durmasıyla meydana gelen ve kronikleşen işsizlik sorunu giderek ekonominin yarayan kanası durumuna gelmektedir. Güzelyurt'tan Karpaz'a kadar hemen hemen her kesim krizin etkisiyle perişan durumdadır. Gıda alışverişinin dışında piyasalarda pek bir hareketlilik görülmüyor. İşsizlik son bir yılda nerdeyse ikiye katlanmış durumdadır. Bir de bunların üstüne Güzelyurt bölgesinde yaşanan sel felaketi eklendi. Felaketin boyutu 100 milyonlarca dolarlara çıkabilmektedir. 19 Ocak 2010 tarihinde açıklanan Orams davasının yaratacağı ekonomik tahribat da yadsınamayacak büyüklükte olacaktır. Sanki ayarlanmış gibi hepsi arka arkaya geldi.

*****

Emlakçılar ve müteahhitler halehazırda kan ağlamakta, bankalar borçlarını tahsil edememekte, ev tapularını alamayan onlarca konutzede avukat ve mahkeme kapılarında sürünmektedir. Özellikle büyümedeki yavaşlama ve bunun sonucunda artan işsizlik, gelir dağılımını da olumsuz etkilemiştir. Harcanabilir gelirdeki azalma hem tüketimi düşürmüş hem de iç talebi daraltmıştır. Ticaret ortağımız Türkiye'nin durumu da pek iç açıcı değildir. İşsizlik oranı %13.5'u çoktan aşmıştır. Bu rakam kırsal kesimdeki kadınlar ve kayıtsız işsizlerle %20'lere varabilmektedir. Kanımca, Türkiye'nin de en büyük sorunu işsizliktir. Amaç yüksek olan işsizliğin önüne geçmeyi önlemektir. Ancak, KKTC'de alınan önlemler çok sınırlı kaldığından ve özel sektörün önünü açmak için yeterince etkili olunamadığından işsizlik sorununa çare bulunamadı. Türkiye çareyi yeni bir IMF anlaşması yapmakta aramaktadır. Kimse unutmasın ki, tanınmamış KKTC'nin TC'den başka çalacağı kapısı yoktur. AB ile ilişkileri durdurmak da dünyadan kendimizi soyutlamaktan başka birşey değildir. Kimsenin Dünya'ya arkasını dönme lüksü yoktur inancındayım.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.