Rekabet edebilirlik
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Yönetim Kurulu üyesi Asbaşkan Alp Cengiz Alp, "Rekabet edebilirlik" başlıklı yazısında "KKTC'nin kişi başına düşen milli gelirine rağmen çok daha geri ülkeler sınıfında yer alması yine R. E. Raporunun bir diğer çarpıcı sonucudur. İşte bu sonuç rekabet edebilirliliğin temel direği olan verimlilikten çok uzakta olduğumuzun açık bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır" diye yazdı.Alp Cengiz Alp'in yazısı şöyle:
Rekabet edebilirlik
Normal bir ülkenin iş insanları gibi Davos'ta hak ettiğimiz yeri alana kadar KKTC'de Girne'de yapılan 2'nci Rekabet Edebilirlik Forumu'nu da geride bıraktık. Kendi içinde seviyeli ve içerik bakımından nitelikli bir şekilde hazırlanan ve özellikle sabah bölümünde üst düzey bir katılımla gerçekleşen R. E. Forum'u sunum bakımından tatmin ediciydi.
Bugün artık daha çok sayıda insanın bu kavramın farkındalığına vardığını ve siyasiler tarafından daha çok kullanıldığını görüyoruz. Basında geniş bir şekilde yer alan ve çok sayıda televizyon programına konu olan R. E. Forumu'na harcanan emeğe değdiğini düşünüyorum.
Tabiki şimdi esas yapılması gereken ilgili makamların, sorumluluların ve tabiki hükümet edenlerin bu raporun sonuçlarını önemsemeleri; bu sonuçlardan faydalanmaları ve önümüzdeki süreçte buna yönelik planlama ve iyileştirmeler yapmalarını sağlamak olmalıdır.
Ancak nevarki raporun kendi içinde vardığı sonuçlardan ne benim, ne de KKTC'de yaşayan hiç kimsenin memnun olması mümkün değildir. Rapordan en başta çıkan sonuç KKTC'de gerek özel sektörün finansmana ulaşmada ve gerekse kamu maliyesinde çok büyük sorunlar yaşandığıdır. Diğer bir önemli ve olumsuz sonuç ise ekonomimizin çok hassas ve kırılgan bir yapıda olmasıdır.
KKTC'nin kişi başına düşen milli gelirine rağmen çok daha geri ülkeler sınıfında yer alması yine R. E. Raporunun bir diğer çarpıcı sonucudur. İşte bu sonuç rekabet edebilirliliğin temel direği olan verimlilikten çok uzakta olduğumuzun açık bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır.
Tüm bu negatif sonuçlardan sürdürülebilir bir iyileştirmeye doğru gidebilmek için elbetteki en önemli koşul KKTC ekonomisinin uluslararsı piyasalarla entegre olması ve küreselleşmesidir. Yaşanan sert ve yoğun rekabete rağmen uluslarası piyasalara ve uluslararası rekabete açık olmayan bir ekonominin sıradışı doğal zenginlikleri olmadığı taktirde tatmin edici bir R. E. seviyesine ulaşması mümkün değildir. Uluslararası piyasalara tam olarak açık olamayan ve çeşitli izolasyonlar ile bunların yarattığı ekonomik sorun ve maliyetleriyle boğuşan KKTC'ninde daha üst sıralara çıkması ise kolay değildir.
R. E.'de çok geride bulunduğumuz alanlara oranla daha iyi bir yerde bulunduğumuz eğitim alanındaki sonuç ise bizi aldatmamalıdır. KKTC'de okullaşma oranının fevkalade yüksek olması bize bu kriterde çok iyi bir puan getirmiştir. Ancak bu alanda önemli bir sıkıntı hala ortada durmaktadır. Bu ise lise ve üniversite eğitimimizin kendi reel ekonomimizin ihtiyaçlarına göre planlanmamış olmasıdır. Gençlerin kendi özgür iradelerine göre kendi tercihlerini kullanmaları kadar önemli olan husus gerçekten bu tercihlerin ülkenin istihdam ihtiyacına göre uygun olup olmadığıdır. Bu noktada ciddi bir aile-okul-özel sektör işbirliğie ihtiyaç bulunmaktadır. Eğitimin ekonomide ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi, gençlerin 'etiket' kaygısından uzak istihdam şansları olan alanlarda eğitim almaları sağlanmalıdır. Ara eleman yetiştirmeye öncelik verilmeli, bunun gençlerin ülkede kalmasına ve demografik yapının daha da bozulmasına engel olacak şekilde düzenlenmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Belkide bu noktada iki yıllık lise üstü mesleki eğitim alan gençlere de vatani görevlerini yaptıkları esnada üniversite ve lise mezunları arasında ara bir avantaj sağlaycak düzenleme yapılması faydalı olacaktır.
Yine zaman zaman küçük bir ülke olmak avantaj olarak algılansada küçük ölçekli bir ekonomiye sahip olmamız R. E. bakımından toplamda bir dezavantaj yaratmaktadır. Bizdeki gibi bir nüfus ölçeğinde AR-GE'ye ve inovasyona yeterli kaynak ayırmak kolay değildir. Yine böyle bir nüfüs ölçeğinde şüphesiz ki büyük teknolojik ve sanayi yatırımlarından da söz etmek mümkün değildir. R. E. sıralamasında ve ilk yirminin içerisinde pek fazla küçük ülkeler (nüfusu 1 milyonun altında) olmaması bu açıdan doğaldır. Bizim gibi ülkelerde yapılması gereken kendi doğal potansiyeline yönelik ve hizmet sektörü ağırlıklı alanlara odaklanmak olmalıdır.
Gelecek yıl Ocak ayında yapılacak olan R. E. endeksinde daha iyi bir yerde olabilmek için işleri gelişigüzel akışına bırakmadan planlı bir şekilde çalışmaktan başka bir yol yoktur. Hükümet edenlerin katılarak onurlandırdıkları ve kendilerine iletilen R. E. Forum'unun sonuçlarını dikkatle ele almaları hepimizin yararına olacaktır.
EKONOMİNİN SESİ
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.