EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 7 dak.

Saydam'dan KTHY yorumu

Saydam'dan KTHY yorumu

<P>Ekonomist Mehmet Saydam Ekonomi ve KTHY'yi yorumladığı yazısında "Birçoğumuz küçüklükten beri "Pazıl" yapmayı çok severiz. Ekonomi de aslında bir pazıla benzer. Pazıl yapmaya başlamadan önce pazılın küçük parçalarını renk yoğunluğuna göre sonra da resmin çerçevesini oluşturacak şekilde gruplandırırız. " diye yazdı. Saydam'ın yazısı şöyle:</P>

Yayın Tarihi: 16/05/10 17:19
okuma süresi: 7 dak.
Saydam'dan KTHY yorumu
A- A A+

Birçoğumuz küçüklükten beri "Pazıl" yapmayı çok severiz. Ekonomi de aslında bir pazıla benzer. Pazıl yapmaya başlamadan önce pazılın küçük parçalarını renk yoğunluğuna göre sonra da resmin çerçevesini oluşturacak şekilde gruplandırırız.

Tıpkı ekonomik sistemi yeniden yapılandırmak adına genel çerçeve içerisinde oluşturulacak dinamiklerin ve yasal düzenlemelerin adım adım belirlenmesi ve gruplandırılması gibi. Pazılı yapmaya önce çerçeveyi kurmakla başlarız. Sonrasında da doğru parçaları doğru yerlere koyarak resmi ortaya çıkartmaya çalışırız. Pazıldaki çerçeve diğer bir anlatım ile ekonominin hedeflerini ifade eder. Ekonomik aktivitelerinin alanını belirlemek, planlamak ve projeksiyonlarını oluşturmak için öncelikli yapılması gereken ekonominin hedeflerinin belirlenmesidir. Ekonomik hedefler ve bu hedefler için harekete geçirilecek dinamiklerin belirlenmesinden sonra da bu dinamiklerin uygulanabilmesi adına yürütme ve yasaları düzenleyecek akil insanların iş başına getirilmesi gereklidir. Yani konusunda uzman Bürokratların. Pazılı yaparken resmin bütününü görebilme yeteneğine sahip olmazsanız, pazılı yapmak için deneme-yanılma yöntemini kullanırsınız ki o da size büyük bir zaman kaybına neden olur. Bugün KKTC 'deki ekonomik sistem iflas etmiştir. Bunun sebebi gelmiş-geçmiş tüm Hükümetlerin ekonomik resmin tamamını göremeyen, öngörü yeteneğine sahip olmayan, yeterli bilgi ve tecrübeye haiz olmayan insanların makam ve koltuk sevdasından dolayı deneme-yanılma yöntemi ile ortaya koydukları dar ve partizan çalışmalarıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşanmakta olan sıkıntıların temelini oluşturan kronikleşmiş ekonomi sorunları hakkında, ekonomist veya uzman olsun olması birçok insan her gün bir medya kurumu aracılığı ile ayni genel bulgu ve çözümleri ortaya koymaktadır. Bu ülkede yaşamakta olan herkes, mevcut ekonomik sistemin sürdürülemez bir yapıda olduğunun da, nedenlerinin ne olduğunun da bilincindedir. Kayıt dışı ekonomi, yüksek girdi maliyetleri, bürokrasi v.b. sebeplerin neden olduğu bozuk ekonomik sistemin yeniden yapılanması adına tamamen makro düzeyde görüş beyan ekonomist ve uzman olmayan bu kişiler, ekonomik detay noktasında somut plan veya projeler ortaya koymamaktadırlar. Sadece genel bir tanım yapmakta ve "düzeltilmelidir" ifadesini kullanarak birbirinden faksız genel önerilerin altına bir imza atarak "ben de biliyorum" imajını vermektedirler. Yani en iyi bildiğimiz şeyi yapıyoruz; "trübünlere oynuyoruz". Yapısal – köklü reformlardan uzak, hedefsiz, rotasız ve günlük bir ekonomi politikası yürütmekte olan
Hükümet, tutarsız kararlar ile bu gerçeğin en açık kanıtıdır.

Ekonomik sistemin yeniden, sıfırdan kurulabilmesi adına ihtiyaç duyulan iki temel unsur vardır. Birincisi, "Güçlü bir iktidar ve istikrar", ikincisi de "Ekonomiyi yönetecek Akil insanlar". "Güçlü bir iktidar ve istikrar" konusunda yorumda bulunmak bugün için benim uzmanlık alanımın dışındadır. Siyasi tercihlerin belirlediği bir konjonktür bu. Ama "Ekonomiyi yönetecek Akil insan" gücü açısından bu ülkenin eksiği değil fazlası vardır. Hatta ve hatta bu Kıbrıs Türk Ticaret Odası – Sanayi Odası ve İşadamları Derneği gibi bu ülkenin en değerli kuruluşlarından dahi yeterli ölçüde faydalanılmamaktadır.

Herkesin bilmesi gereken bir gerçek var. 35 senedir bu topraklar üzerinde siyasi çıkarları için tüm Hükümetler partizanca bir siyasete paralel ekonomik bir yapı oluşturmuşlardır. Bu yapı içerisinde dağıtılan menfaatler de belirli bir kesimin "tekel" olacak kadar büyümesini ve bu çarpık ekonomik sistemi finanse ederek ekonomik yapıdaki iflasın ötelenmesine neden olmuşlardır. Yıllarca Türkiye'den gelen kaynakları dahi bu halkın refahı ve gelişimi için değil de, kendi menfi çıkarları için dağıtan Hükümetler bu iflasın bir gün yaşanacağını asla inanmamışlardır.

Bugün herkes KTHY nın iflasını konuşmaktadır. Özelleştirilsin mi özerkleştirilsin mi tartışmaları süre dursun, gerçek olan şudur ki KKTC de 30 sene boyunca tekel olan bir kuruluş, rekabetin başladığı son beş yıl zarfında iflas etmiştir. Neden, çünkü yapısal olarak kapalı bir ekonomi içerisinde hiçbir rekabete hazır olmayan KTHY, serbest piyasa ortamında doğan rekabet karşısında varlığını sürdürememiştir. İşte bu durum bence ada ekonomisinin tamamına örnek olmalıdır.

Bugün yine kapalı bir ekonomi içerisinde var olma savaşı veren reel sektör, 2004 sonrası ülkede değişen yatırım ortamından dolayı yurtdışından gelen büyük sermayeler ile rekabet edemez durumdadır. Hatta Güney Kıbrıs ile rekabeti bile söz konusu değildir. İşte bunu dahi 2004 yılından beri öngöremeyen Hükümetler, bu reel sektörün ve buna bağlı olarak Hükümet'in yakın zamanda yaşanması muhtemel iflasının tek sorumlusudur.

KTHY gerçeğinden hareket ile kapalı bir ekonomi içerisinde hiçbir rekabete hazır olamayan Kuzey ekonomisi, olası bir adil ve sürdürülebilir çözüm sonrasında ayakta kalamayacaktır. O zaman ne yapacağız? Yine oturup birbirimizi mi suçlayacağız. Sonuç, eriyen bir Kuzey ekonomisi ve daha da fakirleşen bir toplum haline geleceğiz.

Birbirimiz ile çekişmeyi bırakalım. Bu ülkede bir daha asla savaş olmaz ama bu ülkede yine toplu göçler olabilir. Ekonomik bağımsızlığını elde edememiş bir toplumun bireyleri, yaşayabileceği daha iyi bir toplum bulmak için göç edebilir. Özgürlüğünü ve egemenliğini savaşarak elde etmiş bir toplumun, ekonomik açıdan yeterli olamaması, günün sonunda özgürlüğünü de egemenliğini kaybetme noktasına sürükler.

Ben kendi adıma bu toplumun sosyal refahının yükseltilmesi, yarınlara daha sağlam bir ekonomik sistemin temellerini oluşturmak adına, uzman olduğum "mali politikalar" noktasında somut ve kaynak yaratacak yeni oluşumları gücümün yettiğince tartışmaya açacağım ve bu ülkede ekonomiye yön verenlerin bilgisine sunacağım. Bu noktada herkesin uzman olduğu ve başta ekonomiye yönelik sektörsel bazda yapılması gereken yasal değişiklikleri kaleme alacak herkesi de bu ülke için çalışmaya davet ediyorum. Başka Kıbrıs yok…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.