Acıların çoçuğu olduk ve hurma ..
CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, "Acıların çoçuğu olduk ve hurma .." başlıklı yazısında "Acı Receteleri içe içe bırakın düzelmeyi daha da sorunları derinleştirdiğimize göre; artık AB ve Çözüm vizyonuna indeksli, bağlantılı, verilere dayalı ve özü sözü bir, ekonomik tartışmalara ve duruşlara sahip olmamız gerekiyor" diye yazdı. İşte Soyer'in yazısı:
Acıların çoçuğu olduk ve hurma ..
CTP BG GENEL BAŞKANI Ferdi Sabit Soyer.
Ekonomi çok tartışılması gerekmektedir. Ancak bizde ekonomi ile tartışmalar genel olarak gerçekten de sorunlu olan Bütçe Dengesi ve kamu harcamaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Yıllardır hep " Acı recetelerden söz edilir". Bu acı recetelerin yaşama geçmesi ile kamunun harcamalarının azalacağı ve ekonomiye, özel sektöre kaynak ayrılabileceği üzerinde durulur.
ACI İLAÇLAR, ACIYI KESMEDİ
Bu yüzden pek çok tartışmalı günlerde yaşadık. Örneğin 1980 yılarda Sayın rahmetli Turgut Özal'ın ziyaretinden sonra bu "Acı recete" konuşmaları yapılmıştı. Dönemin hükümeti ki Sayın Eroğlu Başkanlığındaki hükümetti. Acı receteleri uygulamaya koymuştu. Her ne kadar da Polly Peck'in o dönemlerdeki etkinliği ile ekonomide belli gelişmeler de yaşanmasına karşın, maalesef bir müddet sonra ekonomi yine ağır krizlere girmişti.
Kurtuluş reçetesi olarak sunulan Sanayi Holding'in, Turizm İşletmelerinin tasfiyesi ve benzeri tedbirlerde kamu üzerindeki yükü azaltmadı. Aksine arttı.
Bir müddet sonra özellikle 1990'a girerken bu tezleri savunan hem Türkiye'deki iktidar, hemde KKTC' deki iktidar kamu harcamalarını daha da artıracak tedbirlere baş vurdu. Niçin?
Çünkü 1990 seçimleri vardı. Peşin maaş altında çift maaş ödemelerinden tutun, 15 yıldan emeklilik, kamu da istihdam v.s gibi. Tüm bu kaynaklarda T.C tarafından finase edildi.
Sonra Yüksek faiz siyaseti kutsandı. 100 TL yatıranın 80 TL faiz aldığı dönemleri yaşadık. Üretken pek çok alan üretimden çekildi. Rantiyecilik geçer akçe oldu. Yüksek enflasyonun hem kaynak hemde ticari ve insani ahlakı erozyona uğrattığı bu dönemde de tüm eleştirilere karşın, suni kaynaklarla yaşanan bir " Lale Devri" yaşandı.
YİNE ACI , HEM DE NE ACI.
Sonra bankalar krizi, ekonominin dibe vurması ve ayni söylem; yani " Acı Recete uygulanacak" söylemi gelişti. Ne oldu?
Paketler çıktı. Kimisi kurtuluş recetesi, kimisi yıkım paketi dedi. Memleket "allem kalem" oldu. Yasalar yapıldı, tedbirler alındı. Ne oldu?
İşte bu tedbirler içinde yine Türkiye'deki Hükümetin önerisi ve desteği ile bakın kamu harcamalarının azaltılacağı söylemleri ile neler yapıldı?.
Önce 2000 de imzalanan ve 2002' de yenilenen protokolle şu kural geldi. Çünkü seçim gelecekti ve Kıbrıs sorununda çözüm olgusu ile devinim yaşanacaktı.
1. İmzalanan Protokolle kamu görevlilerine ekonomik kalkınma oranı çerçevesinde artış yapılacağı hükme bağlandı. Bu propaganda yapıldı. Sonra 2003 'e uygulandı. Sonra 2004'te biz hükümete geldik. Ekonomik kalkınma %15'lere, %13 lere çıktı. Bu protokolle bunu bizde ototmatikman uyguladık.Otomatikman kamu görevlilerine artış olarak yansıdı.
Sonra bu antlaşmaların altında imzası olanlar, gerek Türkiye'de, gerekse Kıbrıs'ta, iş dünyası, hatta emek dünyası ,"CTP BG memura çok artış veriyor" diye yeri göğü inletti.Neden?
2. Kamu görevlilerinin maaşları asli ve HP ödeneği olarak düzenlenmişti. HP ödeneği ise asli maaş üzerinden 3 veya 4 ayda bir ödeniyordu. Kamu harcamalarını kısma iddiasını yapan Türkiye'deki hükümetin desteği ile UBP hükümeti İmzalanan Potokola bağlı bir öneri getirdi. Nasıl mı?
Asli maaşla, (HP) hayat Pahalılığı ödeneğini birleştirdi. Bürt maaş üzerinde HP ödeneği verilmeye başlandı. Yani örneğin eskiden 50 liranın üzerinden %10 artış verilirken, bu yasadan sonra 100 liranın üzerinden %10 artış verilmeye başlandı. Hem de 2 ayda bir konsolide olarak .
Buna bu satırların yazarı 2002' de karşı çıktı. Ama kimseler ilgilenmedi. "Olur mu UBP' ye ve Anavatan karşı çıkmak". Popülizmle keyif çatmak yerine tartışmak.
Oy hesapları yapmak ve "Lale Devri" umutları ile çözümsüzlüğe oynamak, söz konusu ise ne tartışması " Ele Ele" ; CEVİZCİNİN ÇUVALINDAN OYNAMAYA. Nasıl olmasa cevizci kendisi açtı torbanın ağzını:
Ve Sonra gelindi 2009. Kaldırın Battık haykırışları ..Baştan tantana .
Bu neden böyle? Çünkü bu protokollerin yalnızca Türkiye'den verilecek para miktarı ile ilgilidir herkes. İçeriği ile ilgili kimse merak etmiyor. Para gelsin tamamdır. Acı ne oldu? Acılar da yeni yıkım sıkıntı birikintilerinin doğmasını sağladı.
ŞİMDİ 2010 ve YENİDEN ACI RECETELER SÖYLEMİ; POPÜLİZİMLE BİRLİKTE
Şimdi yeniden ekonomik sıkıntılarımız başladı. Yine gündem geldi "Acı Recete" söylemleri. Halbuki biz acı recetelerin ilaçlarını içe içe bir hal olduk. Ama ayni sorunlar devam ediyor.
Şimdi bakın bize "acı recete" tavsiyesi yapan hem KKTC' deki hükümet; hemde Türkiyeden bu devlete kamu desteği ile mali katkı sağlayanlar ne diyor?.
" Acı Recete uygulanmak zorunda..,Kamu harcamaları kısıtlanma zorunda." Dinlediğimiz eski nakarat.. Peki ne yapıyorlar.? Seçim var ya, yine ayni popülist davranışları da birlikte yapıyorlar.
A. Hangi akla sığar elektirikle ilgili olarak Kanun Güçünde Kararname çıkartarak elektirik borçlarının 36 aylık takside bağlanması?
Siz elektirik üretimi için ihtiyaç duyduğunuz petrolü 36 aylık taksitle mi alıyorsunuz?. Ve maliyetin %85'inin oluşturan bu temel girdiyi almak içinde bankalardan borçlanıyorsunuz. Fazi yükü hem kurumu, hem de kurumun elektirik üretim maliyetini hali ile etkiliyor. Ama cevizcinin çuvalından, üstelikte cevizcinin izni ile de seçim için oynayarak;, siz elektirik paralarına 36 aylık taksit uyguluyorsunuz.
Sonrada Acı Recete, tasarruf, özeleştirme masalları okunmaya başılıyor, hem de yüksek perdeden..
B. Kamuyu küçülteceğiz diye büyük büyük sözler ve imzalar atıyorsunuz. Sonrada devlette tam 10 tane daha yeni üst kademe yönetici makamı yaratıyorsunuz. BRTK' yi devlet dairesine döndürmek için yasa tasarısı hazırlıyorsunuz. Şimdi de Enerji Dairesi kurmak için, Serbest Bölge Müdürlükleri kurmak için yasalar hazırlıyorsunuz. Tüm bunlar da "Acı Receteler" lazım ve kamu küçültülmelidir denen bir ortamda yapılıyor.Ne acı imiş bu
İNŞAAT SEKTÖRÜ VE HURMADAN İNENLER.
Bakın İnşaat sektörü KKTC' nin ekonomik büyümesinin %23'ünü sağladı Bu sektör 2007 de kısmı durgunluğa, 2008 'de krize girdi. Unutmamak gerekir ki, dünya da global ekonomik kriz de Mortgage sistemininin ve inşaat sektörünün sorunlar içine girmesi ile tetiklendi.
Hal böyle iken bu sektörün sorunları ile ilgili sayısız açıklama yorum, tesbit, talep ve eylem yapıldı.
Sonuçta 2009 Nisan seçimleri ile %45 oy alan ve bu sektöre dair de pek çok söz söyleyen UBP seçimleri kazandı. Buna saygı duymak lazım.
Ama söyledikleri sözlerle kazananlarında seçimlerde; söyledikleri temelinde aldıkları oyları veren herkese ve vermeyene de saygı duyması gerekir. Peki ne oldu?.
Seçimlerden sonra şimdi Cumhurbaşkanı olan Sayın Eroğlu Başbakan olarak hükümet kurdu.
Bakın 11 Mayıs 2009 da Meclise sunulan ve sonra Güven oyu alan Derviş Eroğlu Başkanlığındaki hükümetin programında bu sektörle ilgili olarak ne var?
" İnşaat sektörünün içinde bulunduğu dar boğazın aşılabilmesi amacı ile aşağıdaki önlemler alınacaktır:
- İnşaat sektörünün re- eskont kredileri kapsamına alınması sağlanacaktır.
- Atıl kapasitenin süratle canlandırılıp, devreye sokulması için, hızlı çalışmalar başlatılacaktır..
- Mütehahit borçlarının yeniden yapılandırılması için çalışmalar başlatılacaktır.
- Sektördeki talebin artmasını sağlamak amacı ile kalite kontrol ve denetim mekanizmalarındaki eksiklikler süratle gidermek için çalışmalar başlatılacaktır.
- Taşınmaz mal ve yan sektörlerindeki vergi ve harçlar bu günkü yüksek seviyelerinden aşağıya çekilecektir.
- İnşaat sektöründeki, izin, rushat ve tapu işlemlerinin süratle tamamlanması için gerekli çalışmalar başlatılacaktır.
- Gayri menkul sektörünün AB haricinde yeni dış pazarlara erişim sağlanması için çalışmalar başlatılacaktır. Bu bağlamda kurumsal Mortgage sisteminin kurulması hedeflenmektedir"
İşte 11 Mayıs'ta okunan Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığındaki UBP hükümetinin İnşaat sektöründe yaşanan sıkıntılara bağlı, hem seçim bildirgesine , hemde hükümet programına koyduğu hedef ve ifadeler bunlardı.
Aradan bir yıl geçti. Ne oldu? Bunu sorgulamak gerekiyor mu?
HURMADAN İNİLDİ
Ancak olanı söyleyelim. Şimdi İrsen Küçük başkanlığında ikinci UBP hükümeti kuruldu. Önceki vizyonuna bağlı olduğunu ifade ediyor.
21 Mayıs 2010' da Meclis'e Hükümet Programını sundu. Peki ayni vizyona sahip olduğunu söylediği VE bir yıl sonra kurulan UBP hükümetinin programında bu sektör için ne var?
HİÇ BİR ŞEY YOK. ADINDAN DAHİ BAHSETMİYOR..
Evet, İnşaat Sektörü için bir yıl evvel kurulan UBP hükümetinin programında ifade edilenlerin hiçbir, BU YENİ KÜKÜMETİN POGRAMINDA YOK.İnşaat Sektörünün adından dahi söz etmiyor.
Ne oldu? Bir yılda, 11 Mayıs 2009 'da Hükümet programında yazdıklarını yaptılarda, şimdi adını bile yani İnşaat sektörü bile yazma ihtiyaçı dahi his etmeyecek şekilde sorunları çözdüler mi? Yalnızca tapular ve İç İşleri Bakanlığında düşünülen düzenlemelerle ilgili hükümler var.
Ticaret Sektörü, Sanayi Sektörü, Üniversiteler Sektörü, Turizm, Tarım' la ilgili çeşitli, çoğu da cek cakla dolu ifadeler var iken, ekonomik büyümenin %23 'ünü sağlayan İnşaat sektörünün adından dahi söz edilmemektedir bir yıl sonra. İnsan, "yalan olsa dahi adından bahset be kardeşim" der. Peki bu neden böyle?
Çünkü seçimler geçilmiş ve HURMADAN İNİLMİŞTİR..
ÖZLÜ TARTIŞMALARA VE AB ÇÖZÜM VİZYONUNA SAHİP OLMAK GEREKİR.
Dolayısı ile ekonomik olarak daha özlü hem tartışmalara ve arayışlara ihtiyaç vardır. Acı Receteleri içe içe bırakın düzelmeyi daha da sorunları derinleştirdiğimize göre; artık AB ve Çözüm vizyonuna indeksli, bağlantılı, verilere dayalı ve özü sözü bir, ekonomik tartışmalara ve duruşlara sahip olmamız gerekiyor.
Ekonominin Sesi
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.