KIBRIS POSTASI http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/217445

9 Nisan 2017, Pazar
09:05
Atik: "Sıradan vatandaş KKTC'den IŞİD'e katılmak isterken yakalandı..."
Eğitimci-yazar Ferhat Atik, terörün teknolojiyi çok iyi kullandığını belirterek, sosyal medyada terör olaylarının paylaşılmasının aslında teröristlerin işine geldiğini, bu paylaşımlar aracılığıyla daha fazla kitleye ulaşıp benzer bozuk psikolojilere sahip insanların şiddete karşı sempatilerinin artırıldığına dikkat çekti.

Kıbrıs Postası - Rüstem Tüccar

Dün ilk kısmını yayınladığımız ve yoğun ilgi gören Ferhat Atik'le terör, terör örgütleri ve örgütlenme süreçlerine dair önemli akademik tespitlerin yer aldığı röportajımızın ikinci ve son kısmı, yine tüm toplum için önemli mesajlar içeriyor...

Eğitimci-yazar Ferhat Atik, terörün teknolojiyi çok iyi kullandığını belirterek, sosyal medyada terör olaylarının paylaşılmasının aslında teröristlerin işine geldiğini, bu paylaşımlar aracılığıyla daha fazla kitleye ulaşıp benzer bozuk psikolojilere sahip insanların şiddete karşı sempatilerinin artırıldığına dikkat çekti.

Atik, terör olaylarının sosyal medyada paylaşılmasını tehlikeli bularak, “Paylaştıkça her bir paylaşan aracılığıyla daha fazla kitleye ulaşması, benzer temel bozuk psikolojilere sahip insanların şiddete karşı sempatilerini artırıyor. Bu, ülkemizde bile yaşandı. Sıradan bir vatandaş IŞİD’e katılmak üzere yolda yakalandı. Bu, bir örgütlenme yöntemidir” diye konuştu.

“Çocuklara alfabe öğretilirken ‘b’ harfi bomba ile öğretiliyor… Beyinleri yıkanıyor”

Teröristlerin canlı bombaya dönüştürülürken terör örgütlerinin özellikle ortak psikolojik sorunları olan insanları bulduklarını aktaran Atik, “Örneğin ebeveynlerle sorunlu çocuklar, annesiz-babasız büyüyenler, tacize uğrayanlar gibi psikolojik travma yaşayan çocukların içine düştükleri boşluktan yaralanıyorlar. Özellikle Orta Doğu’da bu tip insanları arayıp buluyor ve derhal eğitime alıyorlar.  Biliriz ki çocuklara alfabe öğretilirken bir harfin telaffuzunun anlatım sürecinde örnek objeler kullanılır. Mesela “b” harfini öğretirken “bardak” örnek verilir ancak canlı bomba eğitimi verilen çocuklara alfabe bile öğretilirken, “b” harfi için “bomba” örneği veriliyor. IŞİD’in, El Kaide’nin yetiştirdiği çocuklarda bu şekilde olumlama yapılarak bize çok kötü gelen şeylerin meşrulaşması sağlanıyor, normalleştiriliyor, beyinleri yıkanıyor” diyerek olayın psikolojik boyutuna dikkat çekti.

“Terörün İslam’la bağdaştırılmasının esas nedeni IŞİD’dir”

Bu sürecin, zamanla kendi içinde dönüşüm yapmaya başladığına dikkat çeken Atik, “İslam adını kullanan bir terörist yapı oluşmaya başladı. Batı’da da ‘İslami eylemler, İslami terör örgütleri’ gibi saçma sapan ifadeler kullanmaya başladılar ancak terminolojinin doğduğu kaynaktan türetilmesine alıştığımız için, Batı’nın söylemesiyle terörizmin İslam’la özdeş bir noktaya getirilmesi kasıtlıdır” dedi.

“Aslında burada bir inancı kullanan terörist gruplardan bahsediyoruz” diye konuşan Atik,  sorunun özellikle İslam’la bağdaştırılmasının esas nedeninin IŞİD olduğunu savundu. Atik, “IŞİD’in başındaki adam, daha önceki terör örgütlerinin hep öne sürdükleri cihat hedefi modelinin ötesine geçerek, kendisini halife ilan etti. Dolayısıyla eylemi, doğrudan İslam’a yapıştırdı. Batı buna İslami terör dese de ne IŞİD’in inancı İslami inançtır ne de Batı’nın dediği gibi bu İslami bir terördür” diyerek, inançların kullanılarak insanların psikolojilerinin yönlendirildiğinin altını çizdi.

“IŞİD’in başındaki kişi, kendisini peygamber görüyor”

Atik, şöyle devam etti:

“IŞİD, hedefini cihattan halifeliğe yönlendirdikten sonra IŞİD’in başındaki terörist, yeni bir adım daha attı. Bu adım, etkilerini yeni yeni yaşamaya başladığımız ve bir süre daha yaşayacağımıza inandığım kendisini gizleme eylemidir. Şu anda hiç kimse IŞİD’in başındaki adamı göremiyor. Hiçbir şekilde fotoğraf vermiyor, görüntü aldırmıyor. Dışarıdan bakıldığında bu sıradan bir güvenlik gibi görünebilir ancak yapmaya çalıştığı gerçek şey, bozuk psikolojisi nedeniyle kendisini halife ilan etmesinin ardından, peygamberleşme eylemidir çünkü biliyorsunuz İslam’da peygamberlerin de fotoğrafı, çizimi hiçbir şekilde ifade edilmez. Karikatürize edildiğinde bile insanlar cezalandırılıyor. Bu nedenle IŞİD’in başındaki kişi, şu an kendisini peygamber görüyor.”
 
“Yepyeni bir terör çağına girdik... IŞİD, dünyadaki terör çağının yeni adı”

Esas tehlikeli noktanın, bu eylemlerin iletişim kanallarıyla yayılmasından kaynaklandığını söyleyen Atik, “ IŞİD’in eylemlerini kınamak için bile iletişim aygıtlarını kullanmak, bilmeden IŞİD’e destek olmaktır çünkü bu eylemler duyuldukça, yayıldıkça kendi idareleri daha da zafer ilan ediyor. Terörün temel amacı korkutmak, güveni ortadan kaldırmak, anarşist bir yapı oluşturarak ülkelere zarar vermektir. Aksi şekilde, duyulmayan bir eylemin anlamı yoktur” diye konuştu.

“Yapılan eylemleri duyurmak da aslında bir örgütlenme yöntemidir… Sıradan vatandaş IŞİD'e katılmak isterken yakalandı”

IŞİD’in eylemlerinin dünyaya yayılmasının hem hedef alanını genişlettiğini hem de daha eylem bile yapmadığı yerlerde dahi etkili olmasını sağladığını sözlerine ekleyen Atik, “Bu, insanları korkutuyor. İnsanları gelecek kaygısına sokuyor. Bu nedenle bu paylaşımlar çok tehlikelidir. Bunun ikinci ve daha önemli bir fonksiyonu daha var; paylaştıkça her bir paylaşan aracılığıyla daha fazla kitleye ulaşması, benzer temel bozuk psikolojilere sahip insanların şiddete sempatilerini artırıyor. Bu, ülkemizde bile yaşandı. Sıradan bir vatandaş, IŞİD’e katılmak üzere yolda yakalandı. Bu, bir örgütlenme yöntemidir aslında ve bizim buna ortak olmamamız gerekiyor” diyerek, birçok ülkenin bunu yapmadığını ancak bu konudaki haberlerin bir şekilde filtrelenmesi gerektiğini kaydetti.

Son 20 yıl içindeki eylemlere ve eylem modellerine bakıldığında, terörün sona ermeye değil; yeni dönüşümlere ilerlediğini de aktaran Atik, terörün artık teknolojiyi çok iyi kullandığını, siber terör denilen yapıyla da insanların dönüştüğü teknolojiye terörünü de dönüştürdüğünü belirtti.

“Bundan sonraki hayatımız hep bir şeylere dönüşecek ve terör olaylarıyla geçecek”
 
“Özellikle siber terörler, maliyeti daha da düşürerek maddi zararlara da sebep oluyor. Hiçbir ülke kendi coğrafyasında mücadelede bulunduğu terör örgütünün bir devlete dönüşmesine müsaade etmez. Zaman zaman, örneğin PKK gibi örgütler de kendi ideallerine sahip bir ülkeye sahip olmaya yöneliyorlar ancak bir süre sonra, zaten önceden bildiğimiz şekil olan buna inanmadıklarını görüyoruz” diyen Atik, PKK ve IŞİD'in bir devlet kurma derdinde olmadıklarını kaydetti.

Atik, “Hatırlayacaksınız, kısa bir süre önce Türkiye’de “Kürt Açılımı” diye bir süreç yaşanmıştı. Bu dönemde silahlar susmuştu. Ancak bir süre sonra gördük ki altını dolduramadıkları sebeplerden, PKK eylemlerine devam etti çünkü kendi içlerindeki idare, terör örgütü olmaktan besleniyor. Başka bir şeye dönüşme hedefleri yok. Bu nedenle bu tür açılımların ne kadar da bütün kalbimle yeniden başlamasını desteklesem de bu bahsettiklerimi de göz ardı etmemek gerekir. Bundan sonraki hayatımız hep bir şeylere dönüşecek ve terör olaylarıyla geçecek” diye konuştu.

“Dağdaki çocuklar, canlı bombalar kandırılıyor; liderlikler hayatlarını yaşıyorlar. Onların ticareti bu…”

Bu grupların ellerinde güç olduğunu ve bu gücün üzerinde terörü pazarlayan, para kazanan, güçlendikçe zenginleşen bir idari yapı da olduğuna dikkat çeken Atik, “Dağdaki çocuklar, canlı bombalar kandırılıyor; liderlikler hayatlarını yaşıyorlar. Onların ticareti bu. Başka bir hedefleri yok. Ne yazık ki sınırı güçlendirmek, sınır ötesinde operasyon yapmak, teröre sadece silahla müdahale etmek tek başına yetmiyor. Bunu yıllarca gördük. Elbette devletten silah kullanmamasını beklemek ütopik. Etkiye tepki vermek zorunda, vatandaşını savunmak zorunda ama insanların karşı gruplarla konuşmadığı bir yerde, mutlaka masum insanlar ölür” dedi.



2001 © 2017 KIBRIS POSTASI