İÇ HABERLER
okuma süresi: 10 dak.

Talat Brüksel'de uyardı:Çözüm için zaman daralıyor

"Çözüm için zaman daralıyor"

<P>Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi (CEPS) tarafından düzenlenen"The Cyprus Peace Process: State of Play" Kıbrıs Barış Süreci' başlıklı konferans KKTC Başkanı Mehmet Ali Talat'ın katılımıyla düzenlendi.Konferansın möderatörlüğünü Avrupa Politikaları Çalışma Merkezi direktörü Michael Emerson yaptı. </P>

Yayın Tarihi: 04/11/09 09:13
okuma süresi: 10 dak.
"Çözüm için zaman daralıyor"
A- A A+
ABHaber'in yakından izlediği konferansta Talat Kıbrıs'taki müzakereleri son şans olarak tanımladı.Talat ellerinde çözüm olmaması durumunda B,C ve daha da farklı planlar olduğunun da altını çizdi.ABHaber konferansı sizler için derledi:

Mehmet Ali Talat : 'Kıbrıs Barış süreci tek taraflı bir konu değildir. Biz çok önemli bir dönüm noktası yakaladık. Geçmişten farklı şeyleri başarmaya çalışıyoruz. Kıbrıs Türk kesiminin çözüm istemediği ve mevcut durumu koruma çabasında olduğu yönünde yaygın bir görüş vardı. Birleşmiş Milletlerin yoğun çabaları ile Annan Planı oluşturuldu. Kıbrıs Türklerinin siyasi görüşü bu dönemde büyük şekilde değişim gösterdi. Sonuçlar şok ediciydi. Kıbrıs Türkleri Kıbrıs Türk kesimi için bütün zorluklara ve dezavantajlara karşın Plana evet dedi. Fakat Rum tarafı planın lehine oy kullanmadığı için sonuç başarılı olmadı. Kıbrıslı Türkler çözüm arayışı içindedirler. Kıbrıs Rum kesimi liderinin değişmesi ile birlikte müzakereler yeniden başladı. Bu aşamanın başında bazı prensipler üzerinde anlaştık. 'İki bölgeli iki toplumlu ve iki eşit devletten oluşan federal bir yapı' konusunda anlaştık. O zamana kadar böyle bir uzlaşma sağlanamamıştı. Kıbrıs Rum kesimi 2008 Mayıs ayına kadar böyle bir ifadeyi kabul etmemişlerdi. Eylül 2008 itibariyle çözümün tabanı oluşturduk ve müzakerelere başladık. Üç konuda hemfikir olduğumuz ve uzlaşmaya varamadığımız hususları belirledik. Yönetim, yetki paylaşımı, AB ile ilişkiler ve ekonomi konularında büyük oranda uzlaşma sağladık. Bunların dışında uzlaşmanın en zor olduğu konu mülkiyet konusuydu, bu konu adada yaşayanların hepsini ilgilendirecek bir konu, çok önemli ve aynı zamanda çok karmaşık. Aslında bu konuda da BM'nin iki bölgeli toplum prensibi esas alınıp çözüme varılabilir. İki bölgeli toplum önerisi BM Genel sekreterliği tarafından tanımlandı. Fakat burada asıl sorun Rumlar bu ilkeyi inkar ediyorlar ve böyle bir ilkenin İngiltere ve ABD'nin entrikası olduğunu öne sürüyorlar. Uzlaşma konusunda ne zaman çıkmaza varsak bu BM ilkelerinden sapmamızın bir sonucudur. Güvenlik ise gerçek de sonradan yaratılmış bir sorundur. Şu ana dek hiçbir Rum lider bunu masaya sorun olarak getirmemişti. İlk kez yeni Rum lideri ile bir sorun olarak görülüyor. Bana neden diye sorarsanız, ideolojik sebeplerden derim. Hristofiyas ve partisi yabancıların müzakerelere müdahalesine karşı çıkmıştır ve bunu bir 'İngiliz- Amerikan entrikası' şeklinde değerlendiriyorlar. Şunu iyi anlamamız lazım Kıbrıs sorunu sadece iki toplumun arasındaki sorun değil uluslararası bir sorundur.Müzakerelerde uzlaşma sıkıntısının yaşandığı üçüncü bir konu ise iki ülkenin haritaları yani toprak konusunda. Annan planındaki harita yürürlüğe geçseydi bu 45000 Kıbrıs Türkünün yerlerinden edilmesi ile sonuçlanacaktı. Bu aslında Kıbrıslı Türkler için bir sorundur. Uzlaşmaya varılamayan bu üç konuda bir ikinci bir aşama için kolları sıvadık. Şimdi 'al' ve 'ver' şeklinde yeni bir aşamaya doğru gidiyoruz. Bazı şeyleri talep ederken bazı şeylerden de feragat edeceğiz. Kıbrıs sorununun çözümü konusunda asıl sorun uluslar arası topluluğun soruna müdahale etmemesidir. BM'nin sürece aktif bir müdahalesi yoktur ama buna ihtiyacımız var. Şu ana kadar yalnızca BM'nin müdahalesi ile bu noktaya gelebildik. Fakat zaman daralıyor. Bu büyük fırsat da elimizden kayıp gidebilir. Nisan ayında KKTC Cumhurbaikanlığı seçimi yapılacak. Bu zamana yaklaştıkça müzakereler gittikçe zorlaşacak. Müzakereleri desteklemeyen ve bu sürece şüpheyle yaklaşan bazı partiler bunu seçim propagandası yapmaya başladılar. 2004'ten bu yana Türkiye Kıbrıs sorununun çözümü için gerek uluslar arası toplumun liderliği ele alması gerekse Kıbrıslı Türklerin süreci desteklemesi konusunda büyük destek veriyor. Çözüm için büyük bir fırsatımız var, başka bir fırsat olmayabilir. Yunanistan'da da Papandreu Başbakan oldu ve kendisi Kıbrıs sorununun çözümünden yanadır.Hem Türkiye hem de Yunanistan çözüm için teşvik edici bir rol oynayacaklardır.

SORU CEVAPLAR

Bir basın mensubunun ' Hristofiyas uzlaşma için yıl sonuna belki de nisan ayına fazla bir umut yoktur dedi. Bu sizin için bir sürpriz oldu mu?' şeklinde sorusuna Talat ' Kendisinin yaklaşımını biliyorum. Kıbrıs Rum kesimi çözüm için hazır değildir, çünkü onlar zaten AB üyesi. Ayrıca Rum kesimi adanın yasal olarak tanınan hükümetidir. Kıbrıs Türk kesimi halen izolasyon altındadır ve bu Kıbrıslı Türklerin hayatının her alanını etkileyen bir durumdur. Bu sebeple Kıbrıs Rum kesimi Türkiye'ye karşı daha fazla taviz vermesi için AB kartını kullanıp baskı yapma planları içerisindeler. Bu çok yanlış bir tutumdur. Kıbrıslı Rumları ikna etmek kolay değildir, çünkü bu onlarda bu konu bir saplantı haline gelmiştir. Hristofiyas sürekli 'esnek olman gerekiyor' diyor. Eğer ben esnek olacaksam, onun da esnek olması gerekir. Kıbrıs Türkleri büyük bir itinayla, yeni fikirlerle, yeni önerilerle çözüm için çalışıyorlar. Bunu BM'ye de sorabilirsiniz. Kıbrıs Türkleri çözüme ulaşma konusunda yapıcı ve aktiftir. Bizim bir çözüme ihtiyacımız var. Bu fırsatı değerlendirmek istiyoruz' dedi.

' Kıbrıslı Rumlar AB'ye Türkiye'ye karşı yumuşak olunmaması konusunda baskı yapıyorlar. Yakın bir zamanda Kıbrıslı Rum liderin Türkiye için Nazi rejimi benzetmesi olmuştu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusuna ise Talat ' Bu yorumu okuduğumda Ankara'da Türk hükümeti ile görüşme yapıyordum. Hemen Hristofiyas'ı telefon ile aradım. Kendisi böyle bir yorum yapmadığını ve bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu söyledi. Böyle bir ifade Türkiye'nin iyi niyeti ve sürece desteği açısından yıkıcı olurdu. Türkiye müzakerelerin bütün aşamalarını destekliyor ve sonucunda bu şekilde eleştirilere ve suçlamalara maruz kalması çok yıkıcı olurdu' dedi.

'AB'nin Slovenya- Hırvatistan durumunda olduğu gibi etkili bir sorun çözme yeteneği vardır. Böyle bir kapasite Kıbrıs sorununu çözmek için de kullanılabilir mi?' sorusuna Talat 'AB'nin politik tıkanmaları çözme konusunda yeteneği tabii ki vardır, fakat unutmayınız ki Kıbrıs Rum kesimi AB üyesidir. Bu bağlamda AB müdahalesi taraflı olacaktır. Bizim isteğimiz BM müdahalesidir. Çünkü AB konusuyla ilgili gerekli dokümana ve bilgiye sahip olan kurum BM'dir. AB'nin Kıbrıs konusu ile ilgili yeterli bilgisi yoktur. Finlandiya dönem başkanlığı süresince telefonlarla, Brüksel'e, Helsinki'ye temsilciler göndererek müzakerelerde bulunduk , fakat hiçbir şey başaramadık. Neden? Çünkü Finlandiya Başkanlığının sorunun çözümüne dair iyi niyeti vardı, fakat Kıbrıs sorunu konusunda bilgisi yoktu' dedi.

Avrupa Konseyi'nden bir yetkilinin 'Dört yıl önce Kıbrıs'taydım. Rumlar için sanırım en büyük sorun mülkiyet sorunuydu. Bu konuda bir çözüm arayışına gidilebilir mi? Ayrıca Lefkoşa'daki duvarın yıkılması mümkün müdür?' şeklindeki sorusuna Talat 'Annan planının Rumlar tarafından reddedilmesinin asıl sebebi Kıbrıs Türkleri ile güç ve yetki paylaşımına hazır olmamalarıydı. Neden çok açıktır. Mesela Pafos'taki halk, ki bu insanların Kuzey Kıbrıs'ta mülkiyeti olmamıştır, %80 oranında Annan planını reddetmiştir. Asıl neden mülkiyet sorunu değil, güç paylaşımı konusunda Rumların hazır olmayışlarıdır. Lefkoşa'daki duvara gelince Kıbrıslı Türkler duvarın yıkılmasını destekliyorlar. Fakat Rum kesiminin ve AB'nin de belirttiği gibi duvarın yıkılması sadece çözüme ulaşılması ile mümkündür. AB için asıl sorun göçtür ve Rumlardan yeşil hattı kontrol etmelerini isteyen de AB'dir. Duvar Annan planından sonra özellikle de bu sebepten dolayı inşa edilmiştir' dedi.

Avrupa Politikaları Çalışma Merkezi'nden Michael Emerson'ın 'Eğer nisan ayına kadar bir uzlaşma sağlanamazsa ne olacak? Bir B planı var mı?' sorusuna Talat ' Tabii ki bir B planı hatta C planı da vardır. Fakat şu an bunu konuşmanın zamanı değildir. Bizim çözüme dair umutlarımız, beklentilerimiz var. 2004'ten bu yana bunun için uğraşıyoruz. Ben kişisel olarak politik hayatımın başlangıcından beri bunun için mücadele veriyorum. Eğer bir dönüm noktası sağlayamazsak ne yapabiliriz ki? Başka çözümler için kolları sıvayacağız. Bu son şansımız. Kıbrıslı Türkler değişiyor. Kamuoyu yoklaması yapıyoruz. Çoğunluk iki devletli çözümü destekliyor. 19 Nisanda yapılacak seçimler Kıbrıs sorununa yeni boyut getirecek. Bildiğimiz gibi Kıbrıs sorununun çözümüne şüpheci yaklaşan bir parti var, ve bu parti tek başına bir hükümet kurabilir. Şu an herkes dikkatli olmalı ve gerçekleri göz ardı etmemelidir. Bu kaçırmamamız gereken bir fırsattır' diye konuştu.

ABHABER

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.