Mutluluk mu dediniz? Bu zamanda mı?

Yayın Tarihi: 07/02/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Yukarıdaki başlığı bir sosyal medya paylaşımında değerli bir dostum kullandı. Devam edip şöyle diyor:

“Covid-19 salgını neredeyse bir yıldır dünyayı kasıp kavururken mutluluktan söz etmek doğru mu?

Ben de renkli bir dille onu destekleyen şu yanıtı verdim kendisine. Cevabım ona değil, bu konuda anket yapanlara idi

“Ulan guellolar, böyle bir zamanda mutlu olan insanın insanlığından, aklından şüphe etmek gerekir”.

Nasıl başladı bu tartışma? Efendim İngiltere’de bir anket yapılmış. Halkın büyük çoğunluğu mutsuzmuş. Aman, ne büyük sürpriz!

Sonra düşündüğümde dostumun da kendimin de çok yanlış olduğunu takdir ettim.

Doğal olarak hepimiz içinde bulunduğumuz pandemi döneminde büyük mutsuzluklar yaşıyoruz.

Ancak mutlu olabileceğimiz çok şeyler de bulabiliriz. Bulmalıyız da. Kendimiz için, çocuklarımız, torunlarımız için bunu kararlılıkla yapmalıyız.

Yapmalıyız, çünkü yapmadığımız takdirde sonuçlar hiç de kolay aşılabilir olmayacak.

Burada tekrarlamaya gerek yok. Yığınlarca araştırma ruh sağlığımızın nasıl etkilendiğini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle çocuklar arasındaki ruh sağlığı sorunları endişe veriyor.

Yale Üniversitesi psikoloji profesörü Laurie Santos Covid döneminde “Mutluluk Labarotoru” kursları düzenlemektedir. Bazı önerileri şunlar:

  • Sevdiklerinizle iletişimde olun.
  • Bakım rutini oluşturun. Ne kadar yoğun olursanız olun kendiniz için zaman ayırın.
  • Eksersize önem verin. Eksersiz için spor salonuna gitmeniz gerekmiyor. İnternette her yaşa uygun eksersiz rutinleri bulabilirsiniz. Bence yoga çok uygun.

Bu güç zamanda mutluluğu ucundan olsun nasıl yakalayabileceğimiz üzerine benden de naçizane bazı öneriler:

Özellikle güneşli havalarda gökyüzüne bakın. Tabii güneşin olduğu tarafa değil!

Ağaçların, kırların olduğu mekanlarda, mümkünse dağlık bölgelerde yürüyüş yapın.

Sosyal medyada Kıbrıs’ta ayrelli zamanı olduğunu yazıyorlar. Dağa çıkıp ayrelli toplayın.

Bir hayır kurumuna yapabildiğiniz ölçüde bağış yapın.

Sokakta yürürken karşılaştığınız kişilere gülümseyin. Göreceksiniz onlar da size gülümseyecekler, hepiniz mutlu olacaksınız. Ancak evinizden izin verildiği durumlarda çıkın.

Nostalji yapın, eski fotoğraflara bakın, eski mektuplarınızı sakladığınız yerden çıkarıp tekrar okuyun. Bol bol müzik dinleyin. Ama damardan olmasın!

Kaybettiklerinizin fotoğraflarını görmek sizlere hüzün verecek, ama onlarla yaşadığınız mutlu günleri düşündüğünüzde mutlu olacaksınız.

Toprakla uğraşın. Bahçecilik yapın. Mümkünse belediyeden bir bahçe kiralayıp ekip biçin.

Kaldığınız ev ve bütçeniz uygunsa hayvan besleyin. Kedi, köpek, kuş (kanarya gibi güzel öten cins ama, sinir edici tiz sesler çıkaranlardan değil!).

Günlük yürüyüşünüze çıktığınızda yolunuz düşerse aşı merkezlerinin yanından geçin. Aşıyı yeni salınanların yüzündeki mutlu ifadeyi izleyin. Sakın aranızdaki mesafeyi korumayı unutmayınız.

Küçük çocuklarla konuşun. Size ne kadar saçma gelirse gelsin onların sorularına sabırla cevap verin.

Düzenli olarak kahkaha atın. Bunu belirli zamanlarda aynanın karşısına geçip kahkaha atarak yapabilirsiniz. Ama bir Norman Wisdom filmi seyretmek daha eğlenceli olur sanırım! Kahkaha atmanın genel sağlığa önemini araştırmalar kanıtlamıştır. 

Evet değerli okurlarım. Yukarıda saydığım yöntemlerin özellikle hüzün dolu bu günlerde uygulaması güç olduğunu düşünebilirsiniz.

Ama yukarıda belirttiğim gibi kendimiz için, özellikle çocuklarımız, torunlarımız için yapmamız en çok bu zamanda gereklidir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları