Peki, sizce KKTC’nin fiber optik meselesinde, akılcı karar üreterek, kim(ler) büyük bir ad bırakabilecek?

Yayın Tarihi: 06/05/21 13:14
okuma süresi: 13 dak.
A- A A+

Gelişme,

1.Endüstri Devriminde “Mühendislik” becerisi ile yaşanmıştı…

2.Endüstri Devriminde bunu “Elektrik ve Üretim Hatları” takip etti…

3.Endüstri Devriminde ise gelişmenin anahtarı “Bilgi ve Teknoloji” oldu…

4.Endüstri Devriminde ise gelişme “Human Creativity/İnsan Yaratıcılığı” ile devam ediyor…

Endüstri 4.0 diye de tanımlanan bu yenilikçi, İnsan Yaratıcılığına dayalı üretim tarzında, esas oyuncular olan şirketler ve son tahlilde devletler, uluslar bu aşamaya ne kadar hızlı ve verimli biçimde ayak uydururlarsa, şirketlerden başlayarak ülkeye ve bütün ulusa yayılan bir sosyal refah artışını da sağlamış olacaklar.

Endüstri 4.0 Devrimi’nin olmazsa olmazı Dijitalleşme, yani Dijital Dönüşüm hayati önemde bir araç.

Şirketlerin, devletlerin ve ulusların dijitalleşmeyi, rekabet gücü ve üretim için en verimli, en etkin kullanmaktan geçiyor.

Alman’ların Endüstri 4.0 devrimine karşılık Japon’ların Society 5.0 (Toplum 5.0) terimi ilk kez Ocak 2016'da Japon hükümeti Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Konseyi’nde Bakanlar Kurulu tarafından “Beşinci Bilim ve Teknoloji Temel Planı”nda kullanıldı. Toplum 5.0, sanal alan ve gerçek toplumu oluşturan fiziksel alanın yüksek seviyede entegre olduğu “süper akıllı toplum” olarak tanımlanıyor.

CeBIT 2017 fuarında Society 5.0 (Toplum 5.0) felsefesini tanıtan Japonya başbakanı Shinzo Abe, bu yeni kavramı “Teknoloji, toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı” görüşüyle temellendirdiklerine dikkat çekmişti.

Uzayın yaramaz çocuğu çılgın iş insanı Elon Musk’un kurucusu olduğu uzay taşımacılığı şirketi SpaceX, NASA tarafından yetiştirilen 2 astronotu 30 Mayıs 2020 tarihinde (1 yıl önce) Falcon 9 roketi ile uzaya göndermişti.

Crew Dragon adlı uzay aracı, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) astronotları Doug Hurley ve Bob Behnken'i Uluslararası Uzay İstasyonu'na (International Space Station) götürmüştü.

SpaceX, bu başarılı fırlatma ile uzaya ilk defa insanlı uçuş gerçekleştirirken, tarihte ilk kez özel bir şirket uzaya insanlı bir araç göndermiş oldu.

Ülkenin uzay hırslarını canlandırmayı amaçlayan bu fırlatma sanayi ve hükümet arasında yeni bir ortaklık oldu.

SpaceX şirketi ile NASA 2.6 milyar dolarlık sözleşme yaptı. Sözleşme kapsamında SpaceX şirketi Uluslararası Uzay İstasyonu’na 6 astronot seferi düzenleyecek.

Uluslararası Uzay İstasyonu modüller halinde ve birkaç ulusun işbirliğiyle uzaya gönderilmiştir. Dünya‘dan yaklaşık olarak 400 km yukarıda bulunan, güneş enerjisi sağlayan tertibatı da dahil bir futbol sahası büyüklüğünde olan uzay aracının saatteki ortalama hızı 27.743,8 kilometredir.

Araştırmacılara göre, Koronavirüs salgını sırasında en güvenli yer de, Uluslararası Uzay İstasyonu.

Astronot Christina Koch'un Uluslararası Uzay İstasyonu’nda “Zero G” fırını ile pişirdiği uzay kurabiyesi, uzayda pişirilen ilk yiyecek olarak kayıtlara geçmişti.

Bunu “Zero Man-Gal” ve "Uzay Şeftali’si" ile ıskalamıştık.

KKTC Devleti olarak bu treni de kaçırmıştık.

Kendi bölgesindeki toprak sahipleri ve köleler arasındaki borç sorunlarını çözmek için yargıçlık dahi yapan büyük Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un “Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.” sözü hepimizin derin ve derinlemesine üzerinde kafa yormamız, irdelememiz gereken bir sözdür.

Avrupa Birliğinin gündeminde ‘’Digital Agenda for Europe 2020’’ var. Avrupa 2020 hedeflerine ulaşmak amacıyla “Lokomotif Görevi Yapacak” Avrupa Komisyonu tarafından tanımlanan Avrupa Dijital Gündemi’nde ise şu 7 hedef belirlenmişti.

  1. Sayısal Tek Pazar
  2. Birlikte Çalışabilirlik ve Standartlar
  3. Güven ve Güvenlik
  4. Hızlı ve Ultra Hızlı İnternet Erişimi
  5. Ar-Ge ve İnovasyon
  6. Sayısal Okur Yazarlık Becerilerini Geliştirme
  7. AB Toplumuna Bilgi ve İletişim Teknolojileri ile Yarar Sağlama.

4. Madde yani “Hızlı ve Ultra Hızlı İnternet Erişimi” en dikkat çeken hedeflerden biriydi.

Komşumuz Güney Kıbrıs’ın “Digital Strategy for Cyprus” stratejisi Avrupa Birliği’nin Dijital Gündemi ile bire bir uyumlu. Güney Kıbrıs’ın CYTA’sının (Telefon Dairesi) 2020 hedeflerinden biri de hanelerin %97’sine 30 Mbps ve üstü İnternet bağlantısı sağlamak, toplam hanelerin %71’inde de 100 Mbps üstü hızlarda internet bağlantısı sağlamaktı.

Güney Kıbrıs’ta, CYTA, MTN, PrimeTel ve CableNET Elektronik Haberleşme Sağlayıcıları ana oyuncularıdır. Her bir operatörün kendi Fiber Altyapısı mevcuttur. Bunu büyütebilmek için de yatırım savaşı, rekabet içerisindeler. En küçük operatör PrimeTel’in bile 1000 KM’den fazla Fiber Altyapısı mevcut. PrimeTel’in bile altyapısını güçlendirmek için yaptığı toplam yatırım miktarı on milyonlarca euro’dan fazla.

Örneğin, İsveç‘in doğal güzellikleri, renkli kanalları ve turistik cazibe noktaları ve gelişmiş internet altyapısına sahip şehri Stockholm’ün 1.800.000 km fiber altyapı uzunluğu bulunuyor.

Stocholm'de kişi başına düşen fiber altyapı uzunluğu yaklaşık 770 metre.

KKTC ise fiber optik altyapı fakiri bir ülke.

Dünya’daki gelişmiş ülkelerin hepsinin stratejilerinde “the development of high-speed networks today is having the same impact as the development of electricity and transportation networks a century ago” yazıyor.

Yani Yüksek Hızlı İnternet artık sosyal refahın en temel altyapıları, elektrik altyapısı gibi, ulaşım altyapısı gibi bir etkiye sahip. Hatta daha fazla bir etkiye sahip olduğu üzerinde hemfikir olmayan ülke kalmamış gibi, KKTC hariç.

KKTC’nin etkin ve sürdürülebilir ‘Ulusal Genişbant Politikası ve Stratejisi’ne sahip olması ve bunun ayrılmaz parçası olarak da 'fiber optik kablo yatırımları'nın hızlı ve yoğun olarak yürütülmesi ve tamamlanması elzemdir.

Japonya, Güney Kore ve İsveç gibi fiber altyapısını stratejik unsur olarak gören ve ulusal strateji planlarında buna yönelik hedefler koyan ülkelerde genişbant bağlantılarında fiber oranı çok yüksektir.

Dünya üzerinde 140 ülkenin hali hazırda yürürlükte olan bir genişbant gelişim planı mevcuttur. 20’den fazla ülke ise stratejik bir plan oluşturmuştur.

Genişbant ulusal planlarda genişbant fiber altyapı yatırımları ve şebeke paylaşımları en önemli konuların başında gelmektedir. Yeni nesil genişbant fiber altyapı yatırımları farklı ülkelerde farklı modellerle yapılmaktadır.

“Kamu Yararı” örtüsü altına sığınıp KKTC'ye onlarca yıl kaybettirmedik mi?

KKTC Devlet’i 39/2016 Sayılı Elektronik Haberleşme (Değişiklik) Yasası ile yine bu Yasa’nın sunduğu serbest piyasa iklimini, yine kendi eli ile Yasa’yı değiştirmekle, Yüksek Hızlı İnternet Erişim (Fiber Optik Altyapı dahil) yatırımlarını “KAMU YARARI” kılığına bürüyüp engellemiştir.

Dünyada “Kamu” diye özel bir varlık bulunmadığına ve bu kavramla kastedilen şey amorf bir bireyler gurubundan ibaret olduğuna göre, birey hak ve menfaatlerinin yerine “kamu yararı” diye bir şeyin geçirilmesi fikrinin sadece bir tek açıklaması olabilir: Bazı bireylerin hak ve menfaatlerinin diğerlerininkinden üstünde tutulması.

“19. yüzyılda önceki 9 yüzyıldaki kadar gelişme kaydettik.

20. yüzyılın ilk 20 yılında 19. yüzyılın tamamı kadar gelişme kaydettik;

ve içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, şu anki ilerleme hızında, 20.000 yıla eşit gelişme kaydedeceğiz.”

sözünün de sahibi ABD’li fütürist Ray Kurzweil’e göre insanlar 2030’da belleklerini internete yüklemeye başlayacak.

Belleklerimizin sağlığı için umarım KKTC, 2030 yılına kadar hızlı ve ultra hızlı internet altyapısına kavuşur.

Sosyal Refah Devletinin en önemli ayaklarından biri olan “Hızlı ve Ultra Hızlı İnternet” dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde artık bir vatandaşlık hakkıdır.

Samimi bir itirafım olacak.

KKTC olarak çok küçük bir ülke olmamıza rağmen, TAMAMEN adil, eşitlikçi ve özgür olan bir Refah Devletini detaylı bir şekilde tasarlayacak kadar akıllı olamadık.

O yüzden bir an önce, kendimizi beğenmişliğimizi farkedip ve bunun bizleri yetersizliğe sürüklediğini görmemiz elzemdir.

Japon teknoloji Devi SoftBank'ın kurucusu Masayoshi Son, 2047 yılına kadar “Yapay Zeka”nın IQ'sunun 10.000'e ulaşacağını iddia ediyor. Bu sayıyı insanların IQ değerleriyle karşılaştıran Son, normal bir insanın IQ değerinin 100, dahi olarak nitelendirilen kişilerin ise 200 olduğunu açıkladı.

130 ve üzerinde IQ değerine sahip olan kişilerin yüksek IQ'ya sahip kişiler olduğunu belirten Son, böylece gelecekte yapay zekanın ortalama bir insandan 100 kat daha zeki olabileceğini düşünüyor.

“Yapay Zeka”nın insan zekasının ötesine geçmesi anlamına gelen Teknolojik Tekilliğin bu yüzyılda gerçekleşeceği konusunda herhangi bir şüphesi olmayan bilim insanları acaba KKTC’nin Fiber Optik gibi hayati öneme sahip altyapıların yaygınlaştırılması için yıllardır halen doğru bir modelin sorguladığını duysalardı nasıl tepki verirlerdi?.  

Gençliğin tek Ümidi “Yapay Zeka” mı olmak zorunda?.

Bizler neden akılcı kararları almakta zorlanıyoruz?

21. yüzyılda ülkelerin en önemli sermayesi İnsan Kaynaklarıdır. İnsan Potansiyelini açığa çıkarmak için akılcı ve doğru politikalar ortaya koyamayan toplumlar, aynen enerjisi tükenen bir yıldızın patlaması gibi, SÜPERNOVA durumuna düşüp, bu patlamadan açığa sadece gaz ve toz bulutu kalacaktır. Yani NEBULA olacaklardır.

“İNSAN POTANSİYELİNİ AÇIĞA ÇIKARMAK” işte sihirli iksir budur.

Gelecek yüzyıl güçlü liderlerin değil, güçlendiren liderlerin yüzyılı olacaktır.

Baş Üstad ünvanına layık görülen, toplamda 276 eseri bulunan İbn-i Sina “Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terkeder” diyeli 980 yıldan fazla olmuştur.

İbn-i Sina’nın aslında bizlere de söylemek istediği; “İNSAN POTANSİYELİNİ AÇIĞA ÇIKARMAK”. İşte sihirli iksir budur.

Toplum olarak, ya Sihirli İksiri içeceğiz, ya da Hapı Yutacağız.

Dünyadaki en büyük özgürlük seçebilme özgürlüğüdür, seçim bizlerin.

Tarihteki en etkileyici bilim adamı olduğu düşünülen Newton yaşamının son yıllarında kendini şu sözlerle ifade etmişti:

‘Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum.’

KKTC Toplumunun bireyleri olarak bizim de yapmamız gereken Newton’un bu sözünde yatıyor aslında.

Hepimiz kendimizi keşfedilmemiş bir okyanusun kıyısında oynayan çocuklar gibi görmedikçe, kendimizi sürekli geliştirmek için mücadele etmedikçe dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aramızdaki “Dijital Uçurum” derinleşecektir.

Zaman bu dünyadaki en değerli şeydir, en değerli şey.

KKTC olarak Uzay Şeftali’sini de ıskalamıştık, peki ya zamanı?

Uzay zamanda, ‘Geç’ ile ‘Çok Geç’ arasında büyük fark vardır.

KKTC’nin de bir an önce orijinal/değiştirilmemiş Elektronik Haberleşme Yasası zemininde, akılcı bir modele karar verip yol alması elzemdir.

İnsanoğlunun bugünkü bilgi ve teknoloji altyapısı ile gerek Biyolojik Ölümsüzlük gerekse de Dijital Ölümsüzlük pek mümkün gözükmüyor. Kimbilir, fütüristlerin belki de 2050’de öngördükleri Dijital Ölümsüzlük arayışımız insanoğlunu Gılgamış’ın kabulüne götürebilir. Yani insanoğlu, insanın ancak büyük bir ad bırakmakla ölümsüzlüğe erişebileceğini tekrardan kabul ediyor olabilir.

Peki, sizce KKTC’nin Fiber Optik Meselesinde, akılcı karar üreterek, kim(ler) büyük bir ad bırakabilecek?

Akıllı adam aklını kullanır.

Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.