BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

İklim değişikliği, KKTC ve bize öğrettikleri!

Yayın Tarihi: 06/08/21 07:00
okuma süresi: 13 dak.
A- A A+

Dünyadaki iklim değişiklikleri ile birlikte orman yangınları da "şaşırtıcı" bir şekilde artmaktadır... İklim değişikliği faktörlerinin yangın olasılıklarını şiddetlendirdiği gibi, aşırı sıcaklar insan davranışları ve düşünceleri üzerine de inanılmaz derecede olumsuz koşullar yaratmaktadır...

Yapılması gereken en iyi şey, her iki durum için de, dünyanın yeni gerçekliğini kabul edip, riskleri azaltmayı öğrenmek ve önceden birçok farklı açıdan hızlı ve kararlı eylem planları hazırlamaktır...

İklimlerin doğasının çok hızlı değişmekte olduğunun farkındalığını ve bilinç düzeyini ülke olarak yükseltmeliyiz... İklimsel değişikliklerin olumsuz sonuçlarına, bireysel ve toplumsal olarak “önceden”, düşüncesel ve fiziksel olarak “hazırlıklı” olmalıyız...

İklim değişiklerinin, orman yangınları ile insan düşünceleri ve davranışları üzerine olumsuz etkilerinin olduğu ile ilgili çok önemli bilimsel bulgular, her geçen gün artmaktadır... Tüm bu olumsuzlukların, iklim değişkenliği ve değişikliği ile doğrudan veya dolaylı güçlü bağları olduğunu göstermektedir...

Orman yangını risklerini, iklim değişiklikleri ile daha sıcak ve daha kuru koşullar artırmaktadır... Arazi kullanımı ve orman yönetim şekilleri de bu riskleri tetiklemektedir... Dünya değiştikçe, bu konularla igili düşüncelerimizi, yaklaşımlarımızı ve hazırlıklarımızı tamamen değiştirmek zorundayız... Aksi taktirde toplumsal can, mal ve halk sağlığı bedelleri çok daha ağır olabilmektedir... Bu konularda dünya ile iş birliği halinde olmak zorundayız... Sizce, KKTC'de bu konulardaki bireysel ve toplumsal bilinç düzeyi hangi aşamada?

Orman yangınlarında ortaya çıkan duman, hava kalitesini düşürdüğü gibi, göz ve Solunum yolu hastalıklarına neden olabiliyor, yerleşim alanlarına yakın bölgelerde ortaya çıkan yangınlar, plastik su borularını eritebiliyor ve su sistemlerinin kanserojen madde etkisine neden olan kirlenme risklerini artırabiliyor... Yani bu durumlarda ortaya çıkacak sonuçlar, alınacak önlemlere göre çok daha zor ve yıkıcı olabilmektedir... Tüm bu konularda toplumsal bilinç seferberliği geliştirilmelidir... Orman yangınları karbondioksit, metan ve siyah karbon dahil olmak üzere bir dizi sera gazı ve aerosol ürettiği ve tüm bunların, atmosfer ile canlıları olumsuz yönde etkilediği unutulmamalıdır! Bitkiler, bu durumlarda açığa çıkan sera gazlarının atmosferden tamamen uzaklaştırılması fonksiyonuna yardımcı oluyor, o nedenle, yanan bölgelerde en erken zamanda yeniden, bitki ve ağaçlandırma çalışmaları yapılmalıdır... Orman yangınları olasılığının, etkilerinin, iyileştirme planlarının ve önlemlerinin ciddiyetine acilen ülkesel olarak varmak zorundayız!

Peki, iklim değişikliklerinin, aşırı sıcak havaların insan davranışları üzerine etkileri nelerdir, bu konularda bizler ne kadar bilinçliyiz ve nelere dikkat etmeliyiz?

Hava sıcaklığı arttıkça, insanların saldırganlık güdüleri, tutumları ve davranışlarının arttığı yönünde bilimsel tespitler vardır... Aşırı sıcak havalar, olumsuz düşünceleri ve davranışları tetikliyor... Artırıyor ve geliştiriyor... Yani olumsuzlukları besliyor...

Uzun yıllar boyunca yapılan bilimsel araştırmalarda aşırı sıcakların, sinirlilik, depresyon ve intihar üzerine olumsuz etkileri olduğu yönünde çok ciddi ilişkilendirmeler vardır. Isı etkisi, saldırgan davranışlarını ve duygularını, olumsuz yönde tetikliyor! Isı ve şiddet tamamen birbiriyle bağlantılıdır! Sıcaklık, kişilerde kendilerini kontrolden çıkmış hissetmelerine neden oluyor!

Aşırı sıcak havalar sizi yorgun ve uykulu hissettiriyor, odaklanma ve konsantrasyonunuzu etkiliyor, bu nedenle önemli hayati kararlarınızı, mevsimin bu aşırı sıcak aylarında, kesinlikle vermeyiniz!

Sıcak havalar odaklanma yeteneğinizi olumsuz yönde etkilediği için araç kullanırken çok dikkat etmeniz, siz klimalı araç kullanarak dikkat etseniz bile, karşınızdaki araç kullanıcısının, klimasız, sıcak hava dalgasının etkisinde olabileceğini, aracında odaklanma sorunu yaşayabileceğini, kesinlikle unutmayınız! Trafik kazalarının en büyük nedenlerinden biri de budur! Aşırı sıcak havalarda odaklanma sorunu...

Dayanılmaz derecede sıcak bir ortamda çalışırken, yapmaya çalıştığınız göreve odaklanma olasılığınız oldukça düşüktür! Sıcak havanın iş kazaları üzerine olumsuz etkisinin yüksek olasılığını düşünerek, bireysel ve kurumsal önleminizi almak zorundasınız!

En son yapılan bilimsel çalışmalara göre, beyin fonksiyonlarının en iyi şekilde çalışabilmesi için ortam sıcaklığının 21 °C ile 25 °C arasında olması gerekmektedir! Sıcaklıklar özellikle 27°C üzerine çıktığında, verimliliğin, derece başına yüzde dört kadar düştüğü unutulmamalıdır...

Ülkemizi etkisi altına alan böylesine sıcak havalarda, ince hafif kıyafetler tercih edilmesi, çalışma programında önemli işlere günün erken saatlerinde öncelik verilmesi, sıvı alımının ihmal edilmemesi, ağır yemeklerden, şekerli gıdalardan ve şekerli içeceklerden kaçınılması, gün boyunca daha sık molalar verilmesi, boş zamanlarda daha fazla dinlenilmesi gerekmektedir...

Unutmayınız aşırı sıcak havalar, tek başına beyin hücrelerine doğrudan zarar verebilecek güçlü bir faktör olabildiği gibi, diğer faktörlerin olumsuz etkilerini güçlü bir şekilde tehdit ederek, yaşamı tehdit eden sağlık komplikasyonlarına ve beyin hücrelerinde hasara neden olabilecek bir dizi patofizyolojik süreci de tetikleyebiliyor...

Sıcak havalar, vücutta hızlı, elektrolit ve su kayıbına neden olduğu için zihinsel performansı olumsuz yönde etkileyerek, ciddi anlamda motivasyonunuzu, öğrenme becerilerinizi, odaklanma ve konsantrasyonunuzu tamamen devre dışı bırakabiliyor!

KKTC'de son otuz yılda yağışlarda gözlemlenen düşüşler göz önüne alındığında, 2021 ile 2050 dönemlerinde yağışlarda %10-15'lik ek azalmalara neden olacağından, iklimde beklenen değişikliklerle bağlantılı öngörülen sıcaklığın artması, diğer halk sağlığı endişelerini ve hava kalitesinde ciddi düşüşleri meydana getirecektir... Özellikle sıcak yaz aylarında hava kalitesinin daha da bozulması ile birlikte, ülkemizde Solunum yolu hastalıkları, en yaygın ve en ciddi halk sağlığı sorunu olma yoluna gidebileceği kesindir! Bir taraftan önümüzdeki dönemlerde hem içme suyuna hem de sulama suyuna daha fazla ihtiyaç duyulacak, su kullanım verimliliğinin artırılması ile ada ülkesi olduğumuzdan da deniz suyunun tuzdan arındırmasını yapacak tesislere olan talebin yükselmesine yol açacak, bir taraftan da hane sayısının gelişmesi ile birlikte, sadece gündüzleri değil geceleri de yoğun klima ile soğutma ihtiyacının artması ile önümüzdeki günlerde ve yıllarda KKTC'de daha fazla elektrik tüketimine neden olacaktır...

Peki, ülkemizde bu doğrultuda, tüm bu gelişmelere paralel olarak, ortaya çıkabilecek ciddi sonuçlar karşısında, ne tür önlemler alınıyor? Ne tür hazırlıklar ve planlamalar yapılıyor? Dünyada ciddiye alınan iklim değişiklikleri, ülkemizde de ciddiye alınıyor mu? Bu konularda dünya ile ne tür iş birlikleri yapılıyor? Ne tür stratejiler geliştiriliyor?

Ülkemizde değişen hava düzenlerinin ve değişen iklim koşullarının etkilerini anlamak için, küresel modellere kıyasla, çok daha ince bir mekânsal ölçekte ciddi çalışmaların KKTC'de yapılması gerekmektedir!

Güney Kıbrıs Rum kesiminde, en son yapılmış olan bilimsel çalışmalara göre, Kıbrıs adası için tüm mevsimlerde maksimum sıcaklık artışı 1,6-1,7 °C'dir. Kıbrıs adası için 2021-2050 döneminde 1961-1990'a göre mevsime bağlı olarak 1,3-1,9 ⁰C'lik bir sıcaklık artışı öngörülmektedir. 2071–2100 simülasyonu için öngörülen sıcaklık artışı 3,6-5 ⁰C'dir. Anlayacağınız Kıbrıs ada olarak dünyadaki iklim değişikliklerindeki nasibini alacak, daha fazla ve hızlı ısınmaya doğru gidecektir... Güney Kıbrıs Rum yönetimi bu konularda çok ciddi önlemler almaya başlamıştır, umarım KKTC'de, bu konuyu ciddiye alarak, gerekli önlemleri acilen almaya başlar, aksi takdirde iklim değişikliğinde ciddi bir felaketle karşı karşıya kalabiliriz... 

KKTC, iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle karşı karşıyadır ve bunun farkındalığına bireysel olarak da, toplumsal olarak da varmak zorundayız... Yaşanılacak olumsuzlukları engellemek adına dünya ile iş birliği yapılarak hemen önlemler almaya başlanmalıdır... Bu konularda dünya ile iş birliği için "tanınmışlık" söz konusu değildir... İklim değişikliğini bir fırsata dönüştürüp, üniversiteler ile birlikte aksiyon planları hazırlayarak, dünya ile aynı dilden konuşulmalıdır...

Unutmayınız! Bir durum, başka bir duruma yol açar... Tıpkı, ormansızlaşmanın geçim kaynaklarını olumsuz etkileyen ekosistem kayıplarına yol açıp, iklim değişikliklerine neden olduğu gibi, insan düşüncelerini ve davranışlarını da olumsuz yönde etkileyebiliyor... Bu bir kısır döngüdür...

Ormanlarımız yanarken, gösteriş içinde olmanın, şov yapmanın asla bir anlamı ve mantığı olamaz!

Gerçek liderliğin sınavlarından biri, bir sorunu acil duruma gelmeden önce fark etme ve önlem alma yeteneğidir!

Hazırlık, doğru bir şekilde takip edildiğinde, gösterişli bir program değil, bir yaşam biçimi haline dönüşür!

Aşırı iyimserlik, bir kişinin olumsuz bir olay yaşama riskinin diğerlerine kıyasla daha az olduğuna inanmasına neden olan iyi bilinen bir psikolojik fenomendir... Buna kanmayın ve yaşanılabilecek felaketlere hazırlıklı olun...

Unutmayınız! İklim değişikliğinin etkisini hisseden ilk nesil ve bu konuda bir şeyler yapabilecek son nesil olabilirsiniz! Konu bu kadar önemli ve ciddidir!

Kıbrıs Türk halkı! Kendi sesinizin gücüne inanın... Ne kadar çok ses çıkarırsanız, üst akıldan o kadar fazla sorumluluk talep edersiniz ve KKTC' de bu konudaki önlemlerini çok geç olmadan alır!

Unutmayınız! Bir felaket geldiğinde, hazırlanma süreniz çoktan geçmiş olacaktır!

Dünya ile bu konuda iş birliği yapmak şart! İklim değişikliği asla sınır tanımıyor! Uluslarası toplumlar, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için birlikte sorumluluk üstlenmek zorunda! Uygun çözümler ancak birlikte ve anlaşarak hareket ederek bulunabilir...

İklim değişikliği, sürdürülebilir bir geleceğe yönelik en büyük tehdittir, ancak aynı zamanda iklim sorununu ele almak, refah, güvenlik ve herkes için daha parlak bir geleceği teşvik etmek için, altın bir fırsat sunduğunun farkındalığına varılmasıdır...

Yaptıklarınız bir fark yaratmalı ve ne tür bir fark yaratmak istediğinize, bugün karar vermelisiniz!

Bugün önleminizi almazsanız, yarın çocuklarınıza miras bırakacak ne bir ormanınız, ne de yaşanılacak bir çevreniz kalmayacak!

Hayatın en acı anlarından biri, ödevimizi yapmadığımızı, hazırlıklı olmadığımızı, kabul etmemiz gerektiğinde gelir...

Unutmayınız! Doğal felaketleri durduramayız ama kendimizi bilgiyle donatabiliriz; yeterli felaket hazırlığı olsaydı, dünyada bu kadar çok hayat kaybedilmezdi...

Hazırlık nefes almak gibidir... Eğer yapmazsanız, yok olursunuz... Bu gerçeklik, neden yapılamayacağını düşünmek yerine, yapmanın yollarını bulmaktır... Umutsuzluğun çoğu zaman, hazırlıksız olmanın sonucu olduğunu asla unutmayınız...

Yaşanılan afetler, iklim değişikliğinin yarattığı ve yaratacağı tüm olumsuzluklar, tüm insanlığa bir şey öğretiyor; hayatın gerçek anlamını... "Hayatınıza, gölgesinde oturmayı beklemediğiniz ağaçları dikmeyi..."

"Eğitim yoluyla hazırlığın, trajedi yoluyla öğrenmekten daha az maliyetli olduğu gibi... "

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.