Güvenlik ve temizlik şirketleri...

Yayın Tarihi: 01/04/17 09:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

sında sadece şu yeni Güvenlik Şirketleri Yasası'nı konu edecektik…

Ama temizlik işinde çalışanların da kaderi özel güvenlikte çalışanlarla çok farklı değil!

Önce güvenlikçiler;

Tartışılan konu şu…

Özel güvenlik çalışanlarına silah verilsin mi verilmesin mi!

Bu konuda şirketler ve kamuoyu kaşı karşıya kaldı…

Güvenlikçiler silah kullanma yetkisi isterken, diğerleri buna şiddetle karşı çıkıyor!

Karşı çıkanlar empati yapmak durumundadırlar…

Diyelim ki böyle bir şirkette çalışıyorlar, güvenliğini sağladığı bir işletmenin kapısına gecenin yarısı birileri dayandı soygun yapacak!

Ellerinde silah olan ve bunu size doğrultan insanlara ne yaparsınız…

Ben kasaları sonuna kadar açar ve 'buyurun' derim!

Başka bir akıllı ve cesaret sahibi varsa söylesin…

Temizlik işçilerine gelince…

Hükümetler istihdamları bol keseden harcayınca devletin kurumlarının temizlenmesi için artık özel temizlik şirketlerini seçiyorlar!

Çok sayıda da temizlik şirketi türedi…

Hele de hükümetlere yakın olanlar bu konuda çok şanslı çünkü ihalelere bir adım önde başlıyorlar!

Hatta uyanık hükümet partileri bir çok partilisini de temizlik işçisi diye bu şirketlerden temin ediyorlar ama bunlar temizlikte filan çalıştırılmıyor…

Bir çoğunun kamu çalışanlarından farkı yok!

Sözde temizlik işçileri, sekreterlik, arşiv memuru ve daha birçok bölümde çalışıyor…

Biraz ağır kaçabilir ama hükümet partilerinin u konuda yaptığı sadece uyanıklık!

Devletin devleti kandırması gibi bir şey…

Peki hem güvenlik hem de temizlik işlerinde çalışanların ortak yönleri ne biliyor musunuz!

Doğru dürüst çalışan işletmeleri elbette bir yana koyuyoruz…

Ama birçoğu çalışanını resmen sömürüyor!

Çünkü bunların asıl amacı temizlik ya da güvenlik filan değil…

Devletten gelen para ballı kaymak ya!

Yanında çalıştırdıklarına cimriler ama kendilerine haddinden fazla bonkör…

Asgari ücretin altında çalıştıranlar var…

Devletten geç ödendikleri için çalıştırdıkları işçileri geç ödeyenler var…

Haftanın 5 günü devlette çalıştırdıklarını Cumartesi ve Pazar günleri çalıştıranlar var…

Var oğlu var!

Ne yazık ki temizlik ve güvenlik işinde çalışanların önemli bir bölümü haftalık 40 saatin çok üzerinde çalıştırılıyorlar…

Ek mesai filan da yok tabi ki!

Asma yaprağı almak zorunda değilsiniz ki!

Çarşıda asam yaprağı 95 TL'ye satılıyormuş…

İsyana alışık bir millet olduk ya, muhalefet ruhumuz yine hemen kabardı!

Üreticiye veryansın ediyor vatandaş…

Fırsatçılık yapılıyormuş, fahiş kazanç elde ediyorlarmış falan filan!

Hatta kimse almasın da çürütelim diyenler bile var…

Yahu arkadaş, her ürün ilk çarşıya girdiğinde olur böyle şeyler!

Birkaç hafta sonra da fiyatlar düşer, sonra eğer pahalıysa yemek almak zorunda da değilsiniz ki…

Bir yıl önceden salamura yap koy buzdolabına canın çektiği zaman da ye!

Sonra bir de düşünün bakalım, 1 kilo yapraktan kaz kere dolma yapılır…

4 kişilik bir aile olduğunuzu düşüneyim en azından iki pişirimlik yemek olur!

Bu ailenin iki kere dışarıda yemek yediğini düşünürsek, en mütevazısından eden 300 TL…

95 TL mi büyük yoksa 300 TL mi!

Hasta kim ki!

Bu memlekette hemen sektörün bir hakkı hukuku vardır…

Yeterli olmayabilir ama hiç olmamasından iyidir!

Ama hastanın hakları yoktur, bu konuda verilen sözler hep rafta kalmıştır…

Evrensel Hasta Hakları Derneği bir süredir bu konuda büyük mücadele veriyor!

Büyük ihtimalle de seslerini yeteri kadar duyuramayacaklar ve hep askıda kalacak…

Dikkat ederseniz hakları veriler hep bir takım meslek grupları olur!

Örneğin hekimler için alınan son maaş artışı kararı…

Hekimler bu maaş artışından sonra hastalarına çok daha fazla itina gösterirler mi!

Cevap basit;

Duyarlı ve insan sevgisi olan hekim zaten paraya pula bakmadan bunu seve seve yapar…

Asıl sorun meslek ilkelerinden daha ziyade cüzdan derdinde olanlarda!

Cep telefonu için kredi fırsatı!

Artık gazete sayfalarına düştü bu iş…

Cep telefonu satan işletmeler banka kredisi de sağlamaya başladılar!

Bunun reklamını yapıyorlar…

Teknoloji geliştikçe cep telefonu modelleri de ardı ardına değişiyor ve okkalı fiyatlarla vatandaşa sunuluyor!

Kimsenin pahalı telefon alıp borçlanmasına karışamayız ama durum gerçekten de çok vahim hale geldi…

2 bin TL maaş alan birisi üç aylık maaşı olan 6 bin TL'yi bankaya borçlanarak alıyorsa bunun da mutlak bir sosyolojik ve psikolojik bir açıklaması olmalı!

Hepimiz Meliziz…

Doğuş Derya ve Fazilet Özdenefe'ye öncelikle bir teşekkür…

Herkes uyudu ama onlar erkeklerden daha cesur açıklama ve girişimlerde bulunuyorlar!

Kürtaj davasında 9 ay hapis cezası alan Meliz Akçal olayı…

Herkes gibi oturdukları yerden ahkam kesmiyorlar, ceza yasasının değişmesi için girişimde bulunuyorlar!

Çünkü öyle çelişkili bir olay ki…

Sanki çocuğu yapar tek bir kişiymiş gibi Meliz ceza alıyor ama diğer erkek bozuntusu elini kolunu sallayarak sokakta geziyor!

Hatta başka birisiyle evleniyor…

Onun için hepimizin Meliz olması bir süreçten geçiriyoruz!

Ama inanarak ve bunun kıvılcımını yakan vekillerimize destek vererek…

Büyekelçinin fırçası…

"Kendi bayrağı, kendi hükümeti, kendi meclisi, kendi kurumları olduğunu iddia eden ve kendini bağımsız sanan bir devlette sıradan bir gün yaşanıyor. Kuzey Kıbrıs'ta faaliyet gösteren Türkiye büyükelçisi şu açıklamayı yapabiliyor:

"Bu şekilde lakayit uygulamalarla biz bu adada bırakın suyu hiçbir şeyi yönetemeyiz". Kurduğu cümledeki özne ve yüklem ikilisi, aslında ne kadar da bağımsız olmadığımızı gün gibi ortaya seriyor. Ama dedim ya, adanın kuzeyindeki sıradan günlerden biri. Tedirginliği ve şaşkınlığa hiç gerek yok. Her şey çok normal…"

(Aslı MURAT)

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Levent ÖZADAM yazıları