Tarih tekerrürden ibarettir

loading
13 Temmuz, Pazartesi
£

8.67

7.77

$

6.87

DÜŞÜN

Uğraş BERATLI
ugrasberatli@gmail.com
Uğraş BERATLI
A- A A+

Tarih tekerrürden ibarettir

Tarihin tekerrürden ibaret olduğu söylenir. Bu basitleştirilmiş sloganı Marx’dan dinlersek o daha karmaşık bir tarih tarifi yapar. Ona göre de tarih bir sarmaldır. Bir yay gibi tarih tekrar ederken her seferinde teknolojik ve kültürel olarak bir üst seviyede tekrar eder. Tarihi karşıtlıklar taşır ve bu karşıtlıklar arasındaki mücadeleden bir ilerleme ortaya çıkar. Tarih tekdüze bir ilerleme ile değil de bir bardağın dolarak taşmasındaki o kritik taşma anı gibi kırılmalar ile belirlenir. Artık her ne kadar her tarafı kapalı kahve makinelerinde kahve yapsak da cezve ile kahve yapanların çok iyi bildikleri o taşma anı, insanda bir heyecan uyandırır. Kahvenin köpüğünün kabararak tam cezveden taşacağı o anda ateşten almak birkaç saniyeliğine hayatın en stresli işidir. Taşmayan her kahve aslında engellenmiş bir devrimdir, insan değişime direnir.

Neo-liberalizmin “solculuk” diye bize sattığı da aslında bu ateşten alınan kahvedir.

Bunun için sahte devrimler, olmayan ilerlemeler, kahveyi ateşten almanın verdiği o dopamin ve endorfin patlamasını yaşatan “simülatif” heyecanlar sunar.

İnsanın bundan keyif almasında utanılacak bir şey yoktur elbette. İnsan oyun oynayan bir hayvandır ve oyun her zaman keyif vericidir. Matrix filmlerindeki gibi “gerçek hapı”nı seçmek neredeyse peygambervari bir misyon haline gelir.

İçinde yaşadığımız bu yanılsamanın katmanlarını, sanal gerçeklik veya sosyal medya gibi vekil toplumsallaşma alanları ile aşırılaştırmak bundan 30 yıl önce bilim kurgu iken bugün hayatımızın gerçeği. Robotlar sanayinin ve askeriyenin emrine girmeye yeni başlarken evlere de girmeye başladı. Her gün internette dolaşırken farketmeden yüzlerce robotla karşılaşmamıza rağmen bunun farkında bile değiliz. Yapay zeka her yerde.

Yapay zekanın farkı, öğrenebiliyor olması. İnsandan en büyük farkı da sanırım bu. İnsan öğrenemiyor çünkü. Bunu insanın yetersizliğine bağlamak en kısa yol. Belki de en ahmakça yol. Aydınlanmanın merkezindeki hümanizm (bugünkü kavramsallaştırmada bambaşka bir şey ifade etse de) insanın doğa karşısındaki üstünlüğüne dem vuruyordu. İnsan başarabilirdi. Hemen tüm sosyal bilimler de zaten doğada etkin bir aktör olarak insanın varlığını kabullenme ile ortaya çıktı. Dinler ve mitolojinin edilgen ve kurban olarak gördüğü insana verilen bu yeni değer, insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri oldu.

Bugün tüm sol cenahta olumlu bir kavram olarak kullanılan “ideoloji”, aslında Marx’da olumsuz bir anlama sahipti. Marx için  ideoloji bir yanlış algı, maddi gerçeğin karşısında insanın sahip olduğu çarpıtılmış bilinçtir. Bu bilinç bugün karşımıza tüm sekter düşüncelerde olduğu gibi hararetli, saplantılı biçimde simgeci, uzlaşmaz ve sahte bir kendine güvenle ortaya çıkıyor.

ABD ve Avrupa’da son günlerde ortaya çıkan “heykel yıkıcılığı” hareketinin aslında bu açıdan bakıldığında nasıl bir fanatizmin ürünü olduğu anlaşılır hale gelir.

ABD’nin kurucu babalarından Jackson’ın Beyaz Saray önündeki heykelini yıkmaya çalışan “gösterici”lerin paylaştığı fanatizm aslında Hitler’in kitap yakma ayinleri, Stalin’in Rus sanatını katletmesi, Mao’nun kültür devrimi, Palmira’yı yıkan İŞİD ya da Bamiyan’da Buda heykellerini yıkan Taliban’ı tetikleyen  bir düşünce kalıbının ortak özelliği. Akılları hedef alınan şeyin simgesel temsillerine muamele uygulayan büyücülerden pek de farklı değil aslında.

Birileri hemen çıkıp itiraz edecek hatta sosyal medya alışkanlığı olarak hakaret bile edecektir. Irkçılık, siyahların uğradığı haksızlıklar vesaire diye saydırmaya başlayacaktır. Her fanatizm zaten bir mağduriyetten doğar. 

Mesele değil.

Derdimiz fanatiklerle değil. Onları ikna etmenin mümkün olmadığını zaten biliyoruz. O sebeple, derdimiz fanatizmle...

En başında dedik ya tarih tekerrürden ibarettir.

İnsanoğlu aynı şeyleri başka kılıklarda tekrar tekrar yapmaktan vazgeçmiyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.