Z kuşağı, seçimler ve aptal bilimi

loading
10 Ağustos, Pazartesi
£

9.53

8.57

$

7.29

DÜŞÜN

Uğraş BERATLI
ugrasberatli@gmail.com
Uğraş BERATLI
A- A A+

Z kuşağı, seçimler ve aptal bilimi

Her Kıbrıslı Türk politikacı doğar. En azından ben doğduğumdan beri böyledir. En yüksek ihtimalle de içinde yaşadığım çevre sebebiyle ben böyle görüyorum. Hatırlayabildiğim en eski anının 80’lerin başında Sarayönü’nde yapılan bir mitingten olması ya da daha ilkokula başlamadan Fidel Castro’nun veya bugün kimselerin adını hatırlamadığı ama o zaman için dünyanın en güçlü iki adamından biri olan SBKP Genel Sekreteri ve SSCB başkanı Yuri Antropov’un adını ve kim olduğunu bile bilmem, bahtsız bir çocukluğa işaret ediyor olabilir.

Bugünlerde Çin falı gibi her on yılda bir doğan çocuklara alfabeden bir harf vererek, 'bilmem ne kuşağı' diye o kuşağın lümpenlerinin cilalanmasına bakacak olursak, bizim de bir adımız elbette vardır ama çok sevdiğim bir ahbabımın lafı ile “hay ben o adı koyanı...”

Hızlı ve öfkeli “reklamcı”lar ile ağır ve metin "akademisyenler" bu işi çok sevdiler. Adı Z kuşağı... Bilim kurgu filminden fırlayan bir “übermench” kuşak... Apolitik olduğu için yere göğe sığdırılamayan bir “tüketim ordusu”...

Tabii ki bu sadece bir sınıflandırma...

En basitinden, dümdüz bir demografik sınıflandırma. Sosyal bilimlerde demografik sınıflandırma denildiğinde hemen akla, bizim ICQ günlerinden aklımızda kalan o üç soru gelir... “ASL pls?” Yaş, cinsiyet, yaşadığın yer...

İnternetten çapkınlık yaşını tutturamayanlara bir açıklama borcumuz var burada... 2000’lerin başında popüler bir mesajlaşma ve arkadaşlık programı olan ICQ’da rastgele insanlarla tanışınca ilk sorulan sorulardan biri de bu soru idi... Kısacası yazan karşıdakini sınıflandırmak ve kendi için uygun bir kişi olup olmadığını anlamak için ona üç şey soruyordu... Yaşı, cinsiyeti ve yaşadığı yeri...

Bugün gördüğünüz pek çok sosyal araştırmada da aslında örneklem, bu yöntemle oluşturuluyor. Demografik veri ile... En başta da seçim sonuçlarını tahmin için kullanılan seçim sonucu araştırmalarında.

Z kuşağı da 1995 sonrası doğan yani bugün 25 yaşından küçük olanlar için kullanılıyor. Teknoloji kullandıkları iddia ediliyor ki bu durumda tekerlek kullanan neolitik insanın da teknoloji kullanmadığı gibi aptalca bir yargıyla karşı karşıya kalırız. Tepkisel oldukları iddia ediliyor ama bunu iddia eden kişinin, 1789’da Paris’in fahişelerinin barikatlardaki tepkiselliğinden hiç haberi yok anlaşılan. Bilgiye ulaşmalarının daha kolay olduğu iddia ediliyor ama bilginin içeriği ve o bilginin kimin tarafından üretildiği çok daha büyük sorular...

Kısacası bu demografik sınıflandırma belli bir yaş grubunu alıp bundan bir “toplumsal zümre” yaratmaya çalışıyor ve bu yaratılan zümreyi güdülemek için de en başta “gaz verme” aşaması kullanılıyor.

Peki...

Geliyoruz esas konuya...

Bugün modern sosyal bilimlerde özellikle de siyasal iletişimde demografik veri ne kadar önemli?

Kısmen önemli.

1970’lerde popüler olan davranışçı psikolojinin, siyasal iletişimde ya da diğer ismiyle propaganda pratiğinde uygulanmasının ilk büyük örneği 1981 ABD seçimleridir. Demografik verilerin yerine “psikografik” sınıflandırmaların geliştirilmesi ile seçmene bakış Stranger Things’deki gibi başka bir boyuttan ortaya çıktı. Yaştan, coğrafi konumdan, ekonomik durumdan, cinsiyetten ve hatta siyasi eğilimden bağımsız bir “ilksel” psikolojik profil ile açıklayabileceğimiz bu sınıflandırma üzerinden yapılan değerlendirmeler ile elde edilen verilerin kullanılması ile hippiler akın akın gidip Reagan’a oy verdiler. Bu teknikler ve yöntemler bambaşka bir yazının konusudur.

Ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki bir seçimin seyri ve sonucu sanıldığından çok daha derinlerdeki, çok daha farklı gerekçeler ile belirlenir.

Çocuğun Facebook’tan çıkmıyor diye artık faşist olmadığını sanmak kadar, Wikipedia’ya girebiliyor diye artık cahil olmadığını sanmak da çok yanıltıcıdır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.