"Look at the tabela" diyene ne denir?

loading
15 Ağustos, Cumartesi
£

9.64

8.73

$

7.37

A- A A+

“Look at the tabela” diyene ne denir?

Koronavirüs ile mücadeleyi kimin hangi yolu izleyerek yönettiği ya da yönetemediği konusunu bir şekilde aştıktan sonra sıra bu virüsün yarattığı ekonomik hasarın paylaşılmasına geldi.

Yıllardır oynaştığımız, hoşlaştığımız demokrasi oyununun gereği olan siyasetteki yarışın meğerse “anahtarı” kim tümüyle Ankara’ya teslim edeceği yarışı olduğunu az kaldı idrak edeceğiz.

Bakalım baba ve annelerimizin karşılaştıkları zorluklara rağmen bizleri nasıl büyüttüklerine eşdeğer hikayeler ile bu yeni nesil de bu süreçten çıkabilecek mi?

Büyük sınav verilecek.

Bu adada Kıbrıs Türkünün sürdürülebilir bir geleceği var mı yok mu hep birlikte görülecek.

Virüs ile mücadele yakın bir tarihte son bulacağı umudu ile sabır gösterilerek yapıldı.

Yapılan mücadele zaman zaman tabiri caizse “körün, sarhoşun evini bulduğu” gibi bir görüntü verdi ama bir şekilde tartışmalı da olsa sanki de “ev” bulundu.

“Evi bulmayı” neredeyse Nobel ödülüne eşdeğer performans diye gösterenler de var.

Sıfır vaka (inşallah) devam ettikçe bu görüşü ortaya koyanların sayısı ve sesi yükselecektir.

Diğer taraftan “riskli hareket ediyoruz, haberimiz yok şansımız yaver gitti” deyip vaka sayısı sıfır çıktıkça “çatlayan” da var.

Yazının tam da bu noktasında, içinden geçtiğimiz bu süreç ile ilgili kafamda şu görüntü canlandı.

İçinde olduğumuz uçak tüm olumsuzluklara rağmen sallana sallana da olsa piste sağ salim iniyor ama havaalanından eve gidecek ne vasıta ne vasıtaya koyacak yakıt ne de yol kalmadığını öğreniyoruz.

Adanın dışından bakınca siyasetçilerimizin bu süreçte verdikleri demeçler ve davranışları sayesinde uçak yolculuğu da sağ salim tamamlanmış (inşallah) olsa da güven vermedi.

Ha birileri ille de bu görüşü kötü niyetli bulup, “öyle düşünmen senin problemin” deyip “look at the tabela” diyorsa, ona da iyi niyetle söyleyecek tek lafım, “yolunuz geniş ve açık olsun” olur.

Hatta gösterilen yönetim ilerisi için hiç güven vermese ve inandırıcı olmasa dasalgın ile ilgili tabeladaki rakamların nihai sonuç olduğunu kabullenerek haklı çıkmaları için dua edeceğimi söylerim.

İçinden geçtiğimiz süreçte siyaset üstü yaklaşım ile virüs ile ilgili mücadelede övgüde cömert eleştiride cimri davranmanın gereği susarım uzatmam.

Esas kendi kendimize nefes alamama hastalığımıza ne yapılabileceğine ve yapıldığına odaklanırım.

Bu kronik hastalığımız.

Şu an mücadele ettiğimiz virüs ise geçici.

Toplumu meşgul ediyor.

Diğeri ise süründürerek Kıbrıs Türkünü günden güne yok ediyor.

Bir düşünün esas tehlikeli olan hangisi?

Bizim için tehlike bizim adamızın dahil insanlık tarihinde hep olmuş toplumsal yok oluş pandemisi değil mi?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.