Türkiye ne istediğimizi görmek istiyor

Yayın Tarihi: 10/10/22 07:45
okuma süresi: 4 dak.

Geçtiğimiz perşembe günü Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Kıbrıs Postası TV'de, program yaptık. 

Tahsin Ertuğruloğlu'nun, Kıbrıs konusundaki düşünceleri sır değil. 

Düşüncelerini görevde olduğu zamanlarda hayata geçirmeye çalıştığını da bilmeyen yok. 

Bu düşünceler, siyasi adım, politik uygulama alanı bulmaya çalıştığı zamanlarda da hem destek hem de eleştiri alıyor. 

Bunlar elbette normal. 

Toplumun her konuda bölündüğünü, kutuplaştığını düşünürsek, özellikle Kıbrıs konusunda farklı görüşlerin olması da gayet doğal. 

Aslında, konuyla ilgili çok net bir gerçek var, hatta bazı gerçekler var, demek daha doğru olur. 

Öncelikle, Kıbrıs konusu bağlamında, ne istediğimizi bilmiyoruz, hedef, amaç, yol haritası yok. 

Kıbrıs konusu, iç siyasete malzeme yapılıyor, bu da bir başka yanlış. 

Türkiye siyasetine yakınlıkla belirlenen günlük politikalar, tek kriter olarak görülüyor. 

Kıbrıs Türk siyaseti, oldukça sığ, üretmiyor, bu durum her geçen gün daha da belirginleşirken, derinleşiyor. 

Türkiye yönetimine yakınlığı siyasi başarı sayanlarla, Türkiye yönetimine mesafeli durmayı siyasi tercih yapanlar arasında bir politik yarış var. 

Merkez üretmek değil, merkez, Türkiye üzerinden kolaya kaçmak. 

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile yaptığımız programa dönersem; 

Günlerdir konuşulan konulardan daha çok altını çizdiğim, sorguladığım, altında mesajlar var dediğim, bölüm ve söylemlerle devam edeceğim. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulunda, üye ülkelere KKTC'yi resmi olarak tanıyın dedi. 

Peki, bu çağrı orada kaldı mı, ya da kalacak mı? 

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu "Türkiye kararını verdi, artık, asla federasyon için masaya oturmayacak" dedi. 

"KKTC'nin tanınmasına, sıkı sıkı sarılmalıyız" diye de ekledi ve devam etti;  

"Bu çağrının arkası elbette gelecek. Ama Kıbrıs Türkü de çok çalışması gerektiğini bilmeli. Yani nasıl olsa Türkiye uğraşacak bizi tanıtacak, biz de kendi içimizde sığ politikalarla günü gün edelim. Böyle olmayacak, tanınma isteğimizi göstermeliyiz.  Kendi üstümüze düşeni yapmalıyız, öncelikle ne istiyoruz, başlama noktası bu olmalı. 

Birbirimizle kavga ederek olmaz. Böyle bir dünya yok. Uluslararası arenada ancak Türkiye sayesinde ilişki kurabiliriz. Türkiye'yi biz zorlamalıyız.  Çeşitli başkentlere ziyaretler gerçekleştireceğiz, dış politikada yeni bir dönem başlatacağız." 

Kıbrıs konusunda çözümsüzlük bir statüko oldu, bu net. 

Statüko adanın her iki tarafında da geçerli. 

Uluslararası alanda KKTC ne kadar uzaksa, federasyon da o kadar uzaktır. 

Yeni dönem ne getirecek, geri dönüş olur mu, değişir mi,  göreceğiz. 

Ancak Kıbrıs Türkü için her şeyin bitmediği, çok çalışmak gerektiği, oturarak, iç iktidar kavgaları ile sadece günün kurtarıldığı net bir gerçektir. 

Aslında Türkiye ne istediğimizi görmek istiyor. 

"Böyle memnunuz, siz çabalayın, biz de kendi içimizde iktidar kavgalarına devam edelim" anlayışıyla gidersek, bizimle ilgili kararlar alındığında da tek yapabileceğimiz, birkaç gün sokağa çıkmak o kadar. 

Şimdi kendi kendimize sorma zamanı; 

Ne istediğimizi biliyor muyuz?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.