Herkes bir “zanlı” adayıdır

Yayın Tarihi: 05/04/24 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Öyle bir dönemdeyiz ki, suç oranları ve çeşitleri artarken, çaresizce seyrediyoruz.

Suç normalleşti ve sadece ev de, sokakta değil.

Okullar, kurumlar, sosyal medya, her taraf suç mahalli.

Bu konunun tartışılır pek çok tarafı vardır.

Bunun yanında çelişkili taraflar da var.

Her an, hepimiz, bir suçlu gibi, muamele görecek durumlara düşebiliriz.

“Şüpheli” ya da “zanlı” olarak, kamuoyunun önüne çıkabiliriz.

Son yaşananlara bir bakalım, kısaca bir daha hatırlayalım.

Çok uzağa gitmeye gerek yok, birkaç ay öncesine dönelim;

Bir kısım doktor ve eczacı “sahte reçete” adıyla bilinen konuda gündeme geldi.

Ben mahkeme, yargı sürecinden bahsetmiyorum, tabi ki süreç devam ediyor.

Ama konu en başından, yargısız infaza, önyargıya teslim oldu.

Aynı şekilde “sahte diploma” konusunda da benzer bir ortam var.

Demem o ki önemli olan polis ve sonunda yargının kararıdır.

Polis şeffaf şekilde, doğrunun bulunmasına yardımcı olmalı, güvenini kaybetmemeli.

Aslında suç, suçlu olmak, suçlu haline gelmek çok kolay ve hepimize çok yakın.

Yol da, trafikte, hiç beklenmedik bir zamanda, bir anda, ihmal, dikkatsizlik sizi bir suçlu yapabilir.

Yanlış anlama, kasıt, azılı bir suçlu muamelesi görmenize sebep olabilir.

Sizin suçlu olduğunuzun ispatlanması gerekirken, siz, size atılan suçla ilgili suçsuzluğunuzu ispatlamaya çalışır duruma düşebilirsiniz.

Bir iftira, bir yalan, bir iddia, kamuoyu önünde kelepçeli bir fotoğraf, bitti, tüm hayatınız, yaptıklarınız, çabalarınız, başarılarınız, aileniz, statünüz, bir anda uçar gider, derdinizi kimseye anlatamazsınız.

Yaşanmış çok örneği var, işte bir tanesi;

“Güzelyurt’ta 15 yaşındaki zihinsel engelli kıza tecavüz ettiği gerekçesiyle tutuklu yargılanan şahıs, yapılan incelemeler sonucu, 35 ay sonra beraat etti.

Yargıç, olayla ilgili kız çocuğunun annesi, üvey babası ve 2 tanığın ifade verdiğini ancak müşteki dâhil tüm ifadelerde hem bireysel hem de kendi aralarında çelişkiler olduğunu belirtti. Yargıç, tecavüz iddiasının gerçekleştiği öne sürülen araç ve evdeki yatak çarşafının emare alınmadığını, bu husus sorulduğunda polisin inceleme yaptıklarını, bir bulguya rastlamadıkları için emare almadıklarını söylediklerini, ancak bu durumun tahkikat eksikliği olduğunu vurguladı.

Yargıç, gerek tanık ifadelerinin çelişkili olması, gerek kız çocuğunun ifadesinde teyit edilemeyen ve doğru çıkmayan hususlar olması gerekse tecavüzle ilgili DNA, Swap ve doktor raporu bulunmamasından dolayı savcılığın tecavüz iddiasını makul şüpheden ari ispat edemediğine vurgu yaparak, sanığı aleyhine getirilen 4 davadan beraat ettirdiklerini açıkladı.”

35 ay sonra gelen beraat.

Şimdi yaşamayanın anlayamayacağı bu 35 aylık mahkûmiyetin bedelini kim ödeyecek?

Bu kadar kolay mı?

Bu bir hataysa, tahkikat eksikliği varsa, bunun bir sorumlusu yok mudur?

Bu olay sadece bir örnektir.

Yazının en başından anlatmaya çalıştım.

Bu gibi suçlama ve iddialarla karşı karşıya kalmak çok basittir.

Zaten konu, bu kadar basit olmamasının gerekliliğidir.

Genç bir kız, erkek arkadaşı ile tartışır, erkek arkadaşını yapmadığı bir şiddet suçlamasıyla, polise şikâyet eder.

Erkek arkadaş tutuklanır, kamuoyunda, sosyal medyada linç edilir.

Sonra kız, yalan ifade verdiğini, pişman olduğunu söyler, şikâyetini geri alır.

Peki, bu yaşananlar, bu suçlu algısı nasıl temizlenecek?

Suçlanan değil, suçlayan ispat etmeli, yoksa suiistimal hiç bitmeyecek.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.