Mourinho’yu tartışmak

Yayın Tarihi: 05/06/24 07:00
okuma süresi: 5 dak.

Türkiye'de futbol sezonunun bitmesine, pek çok insan sevinmiştir.

Çok insan “bu sezon bitsin artık” demiştir.

Hatta “böyle sezon mu olur” diye sitem edenleri de çok duydum.

Öyle bir sezon geride kaldı ki, olaysız, tartışmasız, gün olmadı.

Bu ortamda en az konuşulan konu ise futbolun kendisi oldu.

Türk futbolu, en başta Avrupa da milli takım düzeyinde pek çok ülkenin gerisinde kaldı.

Alt yapısı, stat ve spor merkezleri olarak çok geride olan ülkeler, futbol da başarı anlamında Türkiye’yi geçti.

Bu kadar yatırım, büyük paralar, maddi kaynaklar, başarıyı getirmiyor.

Futbolun içinden gelmeyen, futbolu bilmeyen, yöneticilerle, siyasetin, ekonomi patronlarının, çıkar odaklarının etkisinde, futbol bu kadar olur.

Ve futbol ancak kendi yerelliği içinde başarılar ve başaranlar yaratır.

Oysa hedef, hem prestij hem de maddi kaynaklara ulaşmak için, Avrupa kupalarına katılmak, başarmak olmalı.

Avrupa da sahne almak bir alışkanlık haline gelmeli, oralarda tesadüfü başarılarla yetinilmemeli.

Ama ne yazık ki öyle değil, futbol çok büyük ve geniş bir alan, bir ekonomi, endüstri ve siyasetin etkisinde.

Fenerbahçe ligi ikinci sırada bitirdi.

Son on yıldır şampiyon olamıyor, hemen her sezonu ikinci sırada tamamlıyor.

Son altı yıldır, Ali Koç başkanlığı döneminde, futbol da başarısı yok.

Onlarca teknik direktör, yüzlerce futbolcu geldi gitti.

Olmadı, olmuyor, bunlar tabi ki normal ve tesadüflerle açıklanacak sonuçlar değil.

Son sezonda yaşananlar ortada, elbette Fenerbahçe’nin şampiyon olamamasında kendi iç hatalarının da etkisi var, fakat başka etkenlerin olduğu da herkes tarafından kabul ediliyor.

Asıl problem, bunların normalleştirilmesi, hiçbir şey olmamış gibi davranılması, üstelik tüm futbol kulüpleri ve kamuoyu tarafından.

Olaylı maçlar, futbolculara saldırılar, otobüsün kurşunlanması, saha içi adaletsizlikler.

FETÖ kumpasları ile yapılan haksızlıklar, maddi manevi darbeler.

Tüm bunlara rağmen her sezon başa oynayan, başka branşlarda onlarca başarıyı yakalayan bir spor kulübü.

Ve bir dünya devi Fenerbahçe de.

Portekizli, ünlü teknik direktör, Jose Mourinho, Fenerbahçe'ye imza attı.

Porto 6 kupa, Chelsea 8 kupa Inter 5, Real Madrid 3, Manchester United 3, Roma 1 kupa, müthiş bir kariyer.

Defalarca dünyanın en iyi teknik direktörü seçilmiş bir isim.

Pep Guardiola ve Carlo Ancelotti’den sonra dünyanın en iyi, en kariyerli üçüncü teknik direktörü.

Bunları söylerken, illa ki Fenerbahçe de başarılı olacak diye bir iddiam yok.

Anlatmak istediğim Türk futbol tarihinin en önemli, en büyük transfer olayının gerçekleşmiş olmasıdır.

Türkiye de iyi teknik direktör, iyi futbolcu gurubu, şampiyon olmak için, tek başına yeterli değil.

Yapılan işin ne kadar büyük bir iş olduğunu anlatmaya çalışıyorum, bazı isimler vardır ki, parayla bile Türkiye’ye getiremezsiniz.

Fenerbahçe bu hafta sonu seçim yapacak.

Ali Koç ve eski başkan Aziz Yıldırım aday.

Ali Koç Mourinho’yu getirerek;

Hem gündemi değiştirdi ki günlerdir kimse Galatasaray’ın şampiyonluğunu konuşmuyor, Türkiye ve tüm dünya Mourinho transferini konuşuyor, hem seçimde avantaj sağladı, altı yıllık başarısızlığı unutturdu.

Bu transferin şifrelerinin, esas olarak bunlar olduğunu düşünüyorum.

Hepsini geçtim, Türkiye spor medyasında bazı kesimlerin Mourinho’yu daha göreve başlamadan eleştirmesini anlamakta zorlanıyorum.

Yaşın öne süreni gördüm, savunma oynattığını söyleyeni duydum, takım bulamadığını iddia edenine şahit oldum.

Gerçekten tuhaf, böyle bir kariyer Türk futboluna geliyor, bu heyecanı yaşamak varken, saçma sapan ve taraflı yorum yapanları görmekle, Türk futbolunda medyayı ve neden gelişim olmadığını, bir kez daha anlıyorsunuz.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları