Uygar toplumlar engelli vatandaşlarına fırsat eşitliği kapsamında pozitif ayrımcılık sağlar

loading
13 Temmuz, Pazartesi
£

8.66

7.80

$

6.87

BAM TELİ

Polat ALPER
polat@kibrispostasi.com
Polat ALPER
A- A A+

Uygar toplumlar engelli vatandaşlarına fırsat eşitliği kapsamında pozitif ayrımcılık sağlar

Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında kabul edilen ve bu konuda farkındalığın arttırılması amacına yönelik özel günlerden biri de 3 Aralık Dünya Engelliler Günü.

Birleşmiş Milletler 1993 yılında da engellilerin sorunlarını yeniden tanımlayarak başlıklar halinde insan hakları meselesi kapsamında yorumlamıştır.

Engelli görme, işitme, duyma, ortopedik, spastik veya zihinsel olarak değerlendirilebilse bile genel tanımlama olarak 'normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel ve ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar' şeklinde açıklanabilmektedir.

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 500.000.000’un üzerinde engelli mevcuttur. Engellilik nedenleri ve türleri ne olursa olsun karşılaşılan güçlükler değişmemekte, eğitim noksanlıkları, ev, ulaşım ve kentsel doku içinde fiziki altyapı eksiklikleri ya da uygunsuzluklarıdır.

Ülkemizde engellilerin özel yaşamından devletin istihdam politikalarına kadar uzanan şartlar maalesef tatmin edici bir durumda olduğu söylenemez. Son yıllarda ne beklenen yasal değişiklikler yapılmış ne de sorunların topluma yansımalarında iyileştirmeler yapılmıştır. Zorunlu istihdam oranlarının uygulamalar arzu edilen seviyelere ulaşamamıştır.

Ülkemizde 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün, toplumsal algıyı ve farkındalığı arttırarak engellilere yönelik özel konut tasarımlarından kentsel planlamaya, eğitim ve sosyal yaşama katılımlarından işe yerleştirilmelerine kadar birçok sorunun çözüme kavuşabilmesine yönelik strateji ve politikaların oluşumuna dikkat çekmesini yıllardır umut etmekten öteye gidemiyoruz.

Disleksi Engel Değildir


Engelli vatandaşlarımızın sorunları saymakla bitmez fakat aklımda hep olan fakat bir türlü yazma fırsatı bulamadığım "disleksi"ye değinmeden geçemeyeceğim. "Disleksi" dünyada sadece KKTC yasalarına göre 'engel' olarak tanımlanıyor. Engelli vatandaşlarımızın engellerini kaldırmak için gerekeni yapmadığımız gibi dünyada engel olarak kabul edilmeyen "disleksi"yi ülkemizde engel olarak görüyoruz. Bu sebeptne dolayı ebveynler çocuklarına "disleksi" tanısı konsa da bunu saklamayı tercih ediyor.

Pek bilinmeyen ama çok görülen öğrenme bozukluğu "disleksi"; dünyada her 100 kişiden 8'i ile 10'unda görülürken; KKTC'de bilinen 130-140 çocuğa "disleksi" tanısı konulmuştur.

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

Öğrenme stilleri farklı olan bu çocukların akademik hayatları süresince akranlarının düzeyine erişene kadar eğitim desteği alması gerekir. Bu eğitim desteği uzman yardımı ile hazırlanmış, bireysel eğitim programları ile sağlanmalıdır.

Ülkemizde bu konuda çok fazla yanlış teşhisler konulduğu gibi "disleksi" çocuklarımıza da gerekli ihtimam gösterilmemektedir. Dünyanın hiçbir yerinde "disleksi" olan birey engelli kabul edilmezken yasalarımız "disleksi" bireyi engelli kabul etmekte.

Uygar toplumların bir özelliği de engelli vatandaşlarına fırsat eşitliği kapsamında sağladığı pozitif ayrımcılıktır. Uygar toplumlar seviyesine yolculuğumuzun ışık hızı ile olması dileğiyle.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.