Muhalefetsiz Demokrasi Olmaz

loading
21 Eylül, Pazartesi
£

9.78

8.96

$

7.57

BAM TELİ

Polat ALPER
polat@kibrispostasi.com
Polat ALPER
A- A A+

Muhalefetsiz Demokrasi Olmaz

İktidarda olan partileri eleştirmek kadar doğal bir şey yoktur. İcraat yetkisi onlarda, doğal olarak icraatları eleştiriye açık. Fakat son yıllarda demokrasi terazisinin dengesini, muhalefet bozar oldu.

Unutmamak gerekir ki, muhalefetin öncelikli görevi toplum adına iktidarın her türlü eylem ve icraatını denetlemektir. Muhalefetsiz bir demokrasi olmaz.

Muhalefetin baskılanarak veya çeşitli vaadlerle işlevsiz kaldığı demokratik sistemlerde, iktidarın meşruluğu tartışmalıdır.

KKTC’de muhalefetin diplomatik tavrını ve duruşunu, iktidarı takdir ediyor ve alkışlıyor diye mi yorumlamalıyız?

Ben buna karar veremedim, kararı sizlere bırakıyorum.

Kısacası, KKTC’de muhalefet kayıp aranıyor.

Muhalefet ve iktidar partilerinin gerek mecliste, gerekse medya yoluyla kamuoyu önünde sert, kıran kırana ama düzeyli ve toplum yararına tartışmalarını özler olduk.

Allah rahmet eylesin, Naci Talat'lı, Özker Özgür'lü, Denktaş'lı günleri, sonraları Derviş Eroğlu'lu, Ferdir Sabir Soyer'li, rahmetli Sonay Adem'li günleri...

Hiç unutmam, 2011 yılında emeklilik yaşını 50’den 60’a çıkaran yasa tasarısının görüşüldüğü Meclis’te muhalefetteki Toplumcu Demokrasi Partisi milletvekili Mehmet Çakıcı, yasayı engellemek için kürsüde 13 saat konuşmuştu. Çakıcı’nın tuvalet arası vermesini amaçlayan vekiller, kürsüye su taşımışlar ama başarılı olamamışlardı.

Bu örnekleri çok daha fazla çoğaltabilirim ama ana hatlarıyla bu isimlerin meclis ve kamuoyu önündeki muhalif tartışmalarını, bu tartışmalara halkın katılımını özler olduk.

Tüm bunları gözümüzün önüne getirdiğimizde, KKTC’de muhalefet kayıp aranıyor deyenlerin ne kadar haklı olduklarını da anlamış oluyoruz.

::

Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC arasında ‘2020 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’ imzalandı. İmzalanan anlaşmanın mali boyutu 2 Milyar 288 Milyon 976 Bin TL

Anlaşmanın mali boyutunun detayları şu şekilde:

===================

HİBE - 1 Milyar 38 Milyon 395 Bin TL

    • 650 Milyon (Savunma Ödenekleri)

    • 272 Milyon 973 Bin TL(Altyapı Projeleri)

    • 115 Milyon 472 Bin TL (Reel Sektör)

KREDİ - 1 Milyar 250 Milyon 580 Bin TL

    • 1 Milyar 250 Milyon 580 Bin TL

    • 1 Milyar 150 Milyon (Kamu - Cari Bütçe Açığı)

    • 100 Milyon (Kamu Sektörü - Diğer)


===================

Özetle, Savunma kaleminin ve altyapı projelerinin, kamudan kaynaklanan bütçe açığının ekonomiye katkısının olmayacağını düşünürsek, hibe olarak alınacak ve 31 Aralık 2020'ye kadar Reel sektöre yansıtılacak 115 Milyon 472 Bin TL'ye (15 Milyon 233 Bin Euro) 'okyanusta damla' benzetmesi yaparsak yerinde olur.

Mevcut durumda, sadece kamu ve emekli maaşlarının ayda 550 Milyon TL olduğu bir mali yapının sürdürülebilir olmadığını tüm uzmanlar dile getiriyor.

Bu gerçeğe rağmen, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC arasında ‘2020 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nın imzalanmasının ardından, Ticaret Odası, Sanayi Odası gibi ülkenin önde gelen ekonomik örgütlerinden gelen açıklamalar hemen hemen ayni oldu.

Her iki ekonomik örgüt de anlaşmanın imzalanmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti ve kaynağın doğru ve etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Her iki ekonomik örgütten de herhangi bir yeni öneri olmamakla beraber sadece anlaşmadaki maddelerin hayata geçirilmesi tavsiyesi tekrarlandı.

::

Ekonomik anlamda, kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar hatta bu planlalamar içerisinde önem sırasına göre bir sıralama görmeyi bekleriz.

Örneğin, 25 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yasa Gücünde Kararname ile hükümet, sigorta emeklisi bir şahsın, ek iş yapıp, emekli maaşı yanında, mevcut asgari ücret kadar maaş alması halinde, vergi muafiyetlerinden yararlanamamasına ve daha fazla vergi ödemesine karar verdi.

Ülkede olağanüstü bir dönem yaşanırken, eskilerin dediği gibi 'keçi can, kasap yağ derdinde' misali böylesi bir Yasa Gücünde Kararname'nin zamanlamasının doğru olduğunu söylememiz mümkün değil.

Ülkede ikinci iş yapan memurların büyük bir çoğunluğunun kayıt dışı olduğu apaçık ortadayken, bunları kayıt altına almak mı, yoksa kayıt altına almayı daha da zorlaştıracak Yasa Gücünde Kararname'yi mi yapmak öncelikli?

Bunun gibi onlarca örnek verebiliriz.

::

Şahsım olarak kamu reformunun bir hayal olduğunu, hayata geçmeyeceğine ikna oldum.

AKSA ile yapılan sözleşmede, devleti bu kurum karşısında aciz duruma sokan siyasi zihniyete tanıklık ettik.

Ercan Havaalanı'nın özelleştirme sürecini hep birlikte yaşadık. İhaleyi kazanan firmanın büyük ortağı Emrullah Turanlı'nın her fırsatta, halkı temsil eden siyasilere karşı çirkin üslubunu, KKTC kanunlarını hiçe sayma girişimlerini, yeri geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini, KKTC yetkililerine karşı sopa olarak kullandığına şahit olduk.

Şimdi tüm bunlara baktığımızda planlanan özelleştirmelerin (Telekom, Elektrik Kurumu, Limanlar v.s) ülke yararına ve doğru bir şekilde yapılacağına, denetlenebileceğine inancım kalmamıştır.

Yazımın başlığında da belirttiğim gibi muhalefetsiz demokrasi olmaz.

KKTC’de muhalefet kayıp aranıyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.