YANKI

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

"Muhteşem Mevlâna"

Yayın Tarihi: 26/07/21 07:00
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Friedrich Hegel,

"Phanomenologie des Geistes (Ruhun Fenomenolojisi)" isimli eserinde,  

Mevlâna'yı "Aşılamayan Muhteşem Rumî" olarak tanımlamış,
Mevlâna’nın tevhid (Allah’ın tek yaratıcı olduğuna inanmak, tektanrıcılık) açıklamasından çok etkilenerek,

kendi eserine Mevlâna’dan alıntılar eklemiştir.

Ne diyordu Mevlana?:
"Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.
Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.
Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.
Öyleyse ölümden korkmak niye?
Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,
ya da alçaldığım görüldü mü?
Bir gün insan olarak ölüp,
ışıktan bir yaratık,
rüyaların meleği olacağım.
Hiç bir aklın ermediği o şey olacağım.
Hiç şüphesiz biz O’nunuz ve O’na döneriz."
Mevlâna’nın gözlemi böyle!

Hegel ise,

"Çiçek, meyvanın ortaya çıkmasına yol açar,

ama meyvenin ortaya çıkması için de,

çiçeğin ortadan kalkması gereklidir;

demek ki, üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyva olmaktır”, demekteydi...

Özetle Hegel,
Tıpkı tasavvufta olduğu gibi,

insanın kendi kendinde bulduğu bütün özelliklerin,
aslında görece olmadığını, mutlak olduğunu anlaması

ve mutlağın kendisinde belirdiğinin bilincine varmasını savunuyordu...

Marks ise,

Hegel’in özellikle efendi / köle ilişkisinden yola çıkarak,
maddenin düşünceden önce geldiğini;
düşünceleri şekillendirenin maddesel dünya ve deneyimlerimiz olduğunu iddia eder.
ve insanların yeteneklerine göre üretip, ihtiyaçlarına göre tükettiği,

birbirini nesneleştirmediği nihai bir dünya devletinin düşünü kurar.
Devletsiz bir dünyayı önerecek kadar da ileri gider...

Biz ise ne deviniyor ne de evriliyoruz...
Bir felsefeniz yoksa, 

yaşamın geriye bakarak anlaşıldığını,

ancak ileriye doğru yaşandığını görmez,

geçmişte yaşamaya takılıp kalırsınız!

Geçmişten günümüze sürer durumdan bireysel ya da zümresel menfaat elde ederek, 
kendinizin ve başkalarının yaşadığı acılardan, 
kendiniz ve zümreniz ya da grubunuz adına yarar olanağı elde ettiğiniz sürece,
o acılara kayıtsız kalmaya veya onları unutmaya ve unutturmaya adarsınız yaşamı!

Çözüm masalarında “egemen eşitlik” ve “siyasi egemenlik”  diye müzakere ederken,

aslında tüm alanlardaki egemenlikle birlikte,

neredeyse bütün toplumsal varlık ve değerlerinizi, 
sahip olduğunuz yönetimle birlikte zaten devretmiş olduğunuzu,
ve bundan en ufacık bir hicap dahi duymadığınızı fark etmezsiniz bile!

Freud'un dediği gibi:
"Rüyalar bizi uykuda tutmak için var".
Kâbusların dehşeti ise,
Uyandığımızda bize dadanan gerçekliklerle gelir...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları