Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Daha bir şey görmedik

Yayın Tarihi: 01/12/20 07:00
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Covid 19 Pandemisi dünyayı kasıp kavururken, bizim bundan etkilenmememiz mümkün değildi. Bu salgın, şartlar oluşuncaya değin korkutucu olmaya devam edeceğine göre, sabırla ve kurallara uyarak, hatta bununla yaşamaya alışarak günü kurtarmak yapılabilecek en iyi şey. Her zamanki gibi yurttan sesler korosu, her telden ve hep birlikte battık – bittik şarkılarıyla isyanlardayken, evine ekmek götüremeyen ya da kepenk kapatanların ses çıkaracak bile mecali kalmamıştır.

Vahim Tablo

Bu satırların kaleme alındığı dakikalarda, dünya üzerinde 63,474,130 kişi doğrudan doğruya Covid 19 illetinden etkilenmiş durumdaydı. Bu insanların 1,471,646’sı doğrudan doğruya adını bile zikretmekten çekindiğim bu illetin kurbanı olarak hayatını kaybetmişti. Yine aynı dakikalarda, 18,128,403 kişi hala bu bela hastalıktan muzdaripti. Kaçının sağ kalacağı, kaçının öleceği bilinmeden. Siz bu yazıyı okurken dahi bu rakamlar değişmiş olacak. Üstelik tabloyu daha da vahim kılan bir diğer konu da, yukarıda yer alan verilerin resmi olarak açıklanmış veriler olduğu ve aslında yüzde yüz gerçekleri yansıtmadığıdır.

Allah Türkiyemizin yardımcısı olsun...

Türkiye Cumhuriyeti’nde 30 Kasım 2020 tarihi itibarıyla kayıt altına alınmış olan semptomatik vaka yani hasta kabul edilen kişi sayısı 638,847 kişiye ve Covid 19’dan vefat edenlerin sayısı 30 Kasım itibarıyla 13,746 kişiye ulaşmıştı. 30 Kasım itibarıyla tespit edilen yeni semptomatik vaka yani hasta kabul edilen yeni kişilerin sayısı ise 6,514 kişi olmuş. Worldometers web sayfasının güncel statistiklerine göre ise 30 Kasım’da tespit edilen yeni vaka sayısı (semptomatik ve asemptomatik) 31,219 kişidir. Türkiye, günlük yeni vaka sayısı itibarıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra ikinci sıradaydı 30 Kasım 2020’de.

Güney Kıbrıs’ta da durum Türkiye’den daha iyi değil...

Güney Kıbrıs, kayıtlı Covid 19 vakaları açısından toplam 10,383 vakaya sahip ve bu vakaların toplam 48’i hayatını kaybetmiş durumda. 30 Kasım’da kaydedilen yeni vaka sayısı 181 kişi olmuştur.

Elimizdekilerin kıymetini bilmeliyiz...

Ülkemiz Kuzey Kıbrıs ise Türkiye ve Güney Kıbrıs da dahil olmak üzere, şu an itibarıyla dünyanın en güvenli ülkesi. Neden mi ? Tek bir cevabı var: İçimize kapanmış olmak ve bilhassa karantina uygulaması sayesinde biz bugün bu rahatlığı yaşayabiliyoruz. Ne var ki, bu karantina uygulaması farklı farklı uygulamalarla sulandırılıyor ve kamu sağlığı tehlikeye atılıyor. Üstelik bu sulandırma, çoğu zaman, kuralları koyan devlet eliyle yapılıyor.

Aslında bu yazı, bir reçete önermekten çok durum tespiti yapmak ve yaklaşmakta olan yüksek risk konusunda bilinç oluşturmak amacındadır. Bir diğer deyişle, elimizdekilerin kıymetini bilmeyi ve bunları da kaybetmemek hedefinde olmayı salık vermektedir.

Sorunlu karantina uygulaması...

Öncelikle bir itiraf borcum var. Yürülükteki bulaşıcı hastalıklar yasasının hazırlanması sürecinde de, meclis komite sürecinde de Sağlık Bakanlığı adına görev almıştım. Bu yasanın hazırlığı esnasında, katkı koyanların hiç biri, daha yasanın tüzükleri bile yapılmadan yüz yılı aşkın bir süredir tecrübe edilmemiş global bir salgınla karşılaşılma ihtimalini akıllara dahi getirmemişti, ben de getirmemiştim. Ne var ki, bu bir mazeret değil. Bakanlık, pandeminin dünyada patlak vermesi üzerine yasanın uygulanmasına yönelik tüzükleri pekala derhal tamamlayabilirdi ve hatta yasada da bir gözden geçirme yaparak potansiyel eksikleri tamamlayabilirdi. Maalesef bu hazırlık zamanında ve etkin biçimde yapılamamıştır. Buna bağlı olarak, yürürlükteki yasaya aykırı olabilecek bir karantina uygulaması başladı. Bu uygulama halen devam ediyor.

Mevcut yasaya göre, bulaşıcı hastalık taşıdığından şüphe edilen bir kişi, hekimin teşhisi ve mahkeme kararı ile karantinaya alınabilir. Yani yasa, mevcut şekliyle karantina uygulamasına imkan vermiyor. Fakat, realiteler şimdiki uygulamayı meşru ve gerekli kılıyor. Çünkü, dünya çapında salgın halini almış ve bulaşıcılığı çok yüksek olan bu hastalık, yasanın öngördüğü biçimde başedilebilecek bir halde değil.

Hastalık yayılırken ve dünya yeniden kapanırken karantina uygulamasının sulandırılması ne kadar doğru ?

Ne hikmetse, üç günden kısa süre Kıbrıs’ta kalacak olanlar, belirli koşullara bağlı olarak karantina uygulamasından muaf tutuluyor. Gerekçesini kendi kendime izah edemiyorum. Dönüp dolaşıp acaba kumarcılar ya da casino işletmecileri için yaratılan bir iltimas mıdır bu diye soru işaretleri oluşuyor. Hele hele, bu kişileri, konaklayacakları tesislerin sorumluluğuna bırakıyorlar ya, kendilerini mi kandırıyorlar bizi mi bilemiyorum. Çünkü bu durum kurda kuzu teslim etmek gibi. Aslında, sağlık bakanlığı yetkileri rastgele casino araçlarının şoförlerini çağırıp da gizlilik kaydıyla sorgulasalar neler öğrenecekler neler ?

Ateşle oynuyorsunuz beyler. Karantina muafiyetiyle ülkeye gelenlerin Covid 19 taşımadıklarından nasıl emin olacaksınız ? Ya da bu kişilerin sokağa ya da halka karışmadıklarından ? Ya da charter olsa bile uçakta bu hastalığı yaymadıklarından ?

İnsanlar ayın yarısını çalışıp yarısı için maaş alırken ve ekmek dertlerini dahi çözemezken, bazı imtiyazlı zümrelere ekmek kapısı açmak bana göre adaletsizlik. Yapabiliyorsanız, bazı şeyleri garanti edebiliyorsanız üniversite öğrencilerini getirin. Ya da turist getirin. Ya da mevcut uygulama neticesinde yerel bulaş başgösterirse, sorumluluğu üstlenmeyi göze alın. Tabi birilerinin yakınları bu hastalıktan eziyet çekerken o kişileri nasıl ikna edersiniz ben bilemem.

Hükümet yine yok. Şıngır mıngır toz oynuyor arkadaşlar. Bunca ilkesizlik içerisinde insanlar bırakın geleceği, bugünün bile endişesiyle kıvranırken bu meclisten bir hükümet çıkaramamak sorumsuzluk değil de nedir ?

Pandemiye gelince, biz daha bir şey görmedik !

Sağlığınız zenginliğiniz, zenginliğin evlatlarınız, evlatlarınız da geleceğiniz olsun...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları