Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Covid-19: Gizli tehdit büyüyor!

Yayın Tarihi: 06/04/21 09:06
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Bir kaç hafta önce vaka sayılarındaki artışın yarattığı tehditten bahsetmiştim. Yeni bir kapanma süreci yaşanmasının olası negatif etkilerinden de. Hatırlayacaksınız, “Covid 19 Koca Bir Yalan mı?” başlıklı yazımda da başka bir tehlikeden bahsetmiş ve birilerinin Covid 19’un uydurma olduğu yönündeki iddiaları ile dünyanın düz olduğu iddialarının aynı derecede kıymetli veya kıymetsiz olduğunu ifade etmiştim.

***

Maalesef Covid 19’un koca bir yalan olduğunu iddia edenler, şimdi sokaklara dökülmeye başladı. Dahası, açık açık PCR ve aşı karşıtlığına da dönüşüyor tepkileri...

***

Vaka sayılarındaki korkunç artış hepimizin malumu. Kıskaç her geçen gün daralıyor. Belki de mutant virüslerin yayılması ile yeni bir dalga kapımızı tıklatıyor. Ne var ki, son bir yıl içerisinde yaşanılan kapanmalar o kadar kötü yönetildi ki, kimsenin yeni bir kapanmaya mecali yok. Hal böyle olunca, tablo kötüleşse dahi, kimsenin kapanmayı talep edecek ya da önerecek ne cesareti ne de cüreti kalmadı. Aslında, artan vaka sayısına rağmen, dalga dalga büyüyerek devam eden açılım süreci, bize subliminal bir mesaj veriyor. “Herkes başının çaresine baksın!” Ya da bir diğer deyişle, çaktırmadan sürü bağışıklığına geçiyoruz. Yanlış mı? Haksız mı? Aslında, dedim ya son bir yıllık kapanma süreçleri çok kötü yönetildi. Bu süreçleri kötü yöneten sadece hükümetler olmadı. Halkın, ya da kendini sokağa atmak için yanıp tutuşanların kapanma süreçlerine olumsuz etkisi hükümetten daha fazladır dersek hatalı olmayız. Sonuç ortada. Bir daha kapanamayız! Daha da açılacağız! Ya herru ya merru! Ya kendi başımızın çaresine bakacağız ya da kalan sağlar bizimdir!

***

Gelelim esas konuya!

Birileri, belki iyi niyetle, özgürlüğümüzü geri istiyoruz diye PCR testlerine, karantina uygulamalarına, kapanmalara ve hatta aşıya karşı toplumsal bir tepki yaratmaya and içmiş. Temel iddiaları, “Covid 19” diye bir hastalık olmadığı, virüsün izole edilmediği, PCR testlerinin uydurma olduğu ve aşının anlamsız ve gereksiz olduğu yönünde...

Yavaş yavaş büyütülen kitle ile önce PCR karşıtı bir dava açmışlar. Allahtan bu dava Mahkemelerimiz tarafından reddedildi. Daha sonra, oluşturulan kitle ile sokağa dökülüp protesto gösterileri yapmaya başladılar.

***

Bu kitlenin elindeki tek dayanak çeşitli ülkelerden bir araya gelmiş olan 1500 Covid 19 karşıtı bilim adamının müşterek imzalarıyla yayınlanan bir bildiri.

Peşinen söylemeyliyim, ne söz ve düşünce özgürlüğüne, ne de toplantı ve gösteri haklarına karşı değilim. Bilimsel bir konuya bilimin çizdiği çerçevede tepki gösterilmesi ve bir tezin başka bir antitez ile tenkit edilip çürütülmesi de karşı duracağım bir çalışma biçimi değil.

Ne var ki, bu antitez çalışması kapsamında halkın sağlığını riske atacak adımlar atılması, varlığı çeşitli acı tecrübelerle kabul edilmiş Covid 19 gibi küresel salgınların daha fazla yayılması ve daha fazla insanın ölmesi anlamına geliyorsa, somut sonuçlara ulşamadan antitez yaratacaksınız diye insanları korkutup hayatlarını riske atamazsınız.

***

Herşey bir yana, bizim ülkemizde Covid 19 sebebi olan virüsün gerçek olmadığını iddia etmeye olanak verecek herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. Aslında dünyada da, böylesi bir çalışma henüz gerçekçi biçimde yapılmış ve bilimsel verilerle sonuçları ispat edilmiş değildir.

Demek ki, bizim Covid 19 karşıtları hurafeler veya gerçek dayanaklardan yoksun iddialarla kendi içlerindeki isyanı açığa döküyorlar. Bu şartlarda, bizim Covid 19 karşıtlarına itibar edilmesini sağlayacak herhangi genel geçer bir bilimsel dayanak yok.

***

Esas tehlike ise bu Covid 19 karşıtlarının Covid 19 tedavi sürecini cinayet olarak tanımlamalarında, PCR’ın anlamsız olduğunu iddia etmelerinde, insanları aşı olmaktan kaçınmaya çağırmalarında ve en önemlisi tek tek Covid 19 tedavisi gören kişileri veya yakınlarını arayıp da Covid 19 tedavisini reddetmeleri yönünde ikna etmeye çalışmalarındadır.

Doğru okudunuz ! Artık süreç şekil değiştirmiş. Bazı Covid 19 karşıtları tek tek Covid 19 hastalarını veya yakınlarını arayarak, uygulanan tedavinin ölüme sebebiyet vereceğini iddia ederek, tedavi gören kişileri tedaviyi reddetmeye davet ediyorlar.

***

Bir özet yapalım:

Covid 19 diye bir hastalığın var olduğunu kabul edip korunmamız, bu hastalığın olmadığını kabul edip kendimizi salmamızdan daha emniyetli ve daha az riskli mi? Evet!

Covid 19 denilen hastalığın varlığına ilişkin ilk tanı vasıtası PCR mı? Evet!

Peki, bir kişiye Covid 19 pozitif teşhisi konması PCR sonucu ile mi yapılıyor? Hayır! Nasıl yapılıyor? Uzman hekimlerin tomografi ve sair vasıtalarla yaptıkları tetkik ve kontroller neticesinde teşhis konuyor. Yani PCR sadece ilk adım.

Aşı olmak, aşı olmamaya nazaran daha mı riskli veya tehlikelidir? Hayır! Bilakis aşı olmamak halk sağlığı açısından daha büyük bir risk yaratmaktadır.

Karantina uygulaması gerekli midir? Evet! Çünkü, şu ana dek kesinleşen veya ispat edilen tüm bilimsel veriler bize Covid 19 hastalığının çok bulaşıcı olduğu ve çok hızlı yayıldığını göstermiştir.

***

Halk sağlığı, kimsenin içindeki uçsuz bucaksız isyan ve kavgaları dolayısıyla riske atılabilecek bir değer değildir! Bilimsel çerçevede bir anti tez yaratılması ya da bir tezin tenkit edilmesi mümkündür. Ne var ki, antitez yaratacaksınız ya da kabul gören bir tezi çürüteceksiniz diye kimsenin hayatını riske atamazsınız!

Maske – Mesafe – Hijyen – Karantina – Aşı, bu belalı süreçten halkın korunması için ne kadar kaçınılmazsa, halkın kafasını hurafe ve kişisel komplo teorileriyle doldurmayı engellemek de o kadar kaçınılmazdır.

Lütfen, sizi kim ararsa arasın, temaslıysanız veya Covid 19 pozitifseniz klavuzunuz sadece ama sadece, Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık Bakanlığı ve Tabipler Birliği tarafından belirlenen kurallar olsun, hurafeler ya da komplo teorileri değil!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları