Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Tehlikeli sularda yüzmek!

Yayın Tarihi: 20/04/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Dün sabah gözümü açtığımda, oğlumun küçücük elleri yanaklarımı seviyordu. Gözlerindeki sevinç ve ışık o kadar parlaktı ki, kıyamadım oğluma ve kalkmadım. Çok iyi geldi çok. Aslında, her gün farketmeden yaşadığım bu güzellik hiç bu kadar anlamlı ve önemli olmamıştı...

***

Dört yaşını henüz doldurmamış oğlum nerelere götürdü beni fark etmeden? Onun yaşındayken, küçücük ayaklarımla, dedemin Surlariçi’nde Bodamyalı Sokak’taki 7 numaralı evinin bahçesinde, su haznesinden leğene taşan sulara girerdim. Altımda küçücük bir külot. Denizden de, havuzdan da güzeldi. Evdeki büyüklerin nelerle uğraştığı hiç umurumda değildi. Rahmetli dedem, rahmetli büyük hala gözlerini alamazdı üzerimden. Benim için oyun olan ve neredeyse beni boylayan leğen onlar için tehlikeli su, benim için sınırsız özgürlüktü...

***

Tam karşımızda, mahalle muhtarı rahmetli Zeka Usta’nın (Zeka Soycan) dülger atölyesi vardı. Makinaların çıkardığı ses, usta başı Mehmet Usta’nın, Çetin Abi’nin çırak İsmail’e kızmaları, leğene akan su sesine karışır, unutulmaz bir tını, vazgeçilmez bir lezzet yaratırdı. Dünyanın en güzel yerinde, en özel insanı hissederdim kendimi. Tavanda düşmeye yüz tutmuş kiremitler üzerinde, büyük amcadan miras irikıyım kediler gidip gelirken, kumru ve güvercin sesleri bahçedeki ulu hurmanın gölgesine karışıp içimize akardı.

***

Kimler yoktu ki o çevrede? Bir komşumuz annemin yengesiydi. Diğer yanımızda, şimdiki Geçitkale Belediye Başkanı Hasan Bey’in ninesi, Alpal Çorapları’nın sahiplerinin annesi Aliye Nine idi. Karşımızda Zeka Usta, Avukat Kıvanç Bey’in abisinin eşi Neriman Teyze ve annesi Faika Nine, onun dibinde Kıvanç Bey’in kız kardeşi Nermin Teyze oturuyordu. Bir diğer yanda, çıkmaz sokakta Kambillili Mehmet Usta ve eşi Zerrin Abla, karşısında da değerli dost Kadir Kaba’nın annesi Hacı Süreyya Hanım Teyze ve babası Salahi Dayı vardı. Cihangirli Hüseyin Bakkal ve Andız’ın kahvesi unutulur mu hiç?

***

Sokağa külotumla ve hatta yalınayak çıksam, iki üç sokak da öteye gitsem beni sahiplenecek ve başıma kötü birşey gelmesini engelleyecek öyle çok insan vardı ki, sormayın gitsin. Adını hatırladığım hatırlamadığım, hepsinin emeği var üzerimde. Yazın, kapılarda toplanıp birlikte molehiya ayıklanırdı. Çirpileriyle oynardık. Kurutması bizim için oyundu. Molehiyalar evlerin boş odalarında yatak üzerine serilirdi. Eski tavanlardan dökülen topraklar arasında, girmemizin yasak olduğu odalarda kurutulurdu.

***

Dört yaşında bile değil oğlum. Ülkedeki kaotik ortamdan bunaldığım ve uykularımda bile kendi kendimle çekiştiğim bir zamanda, oğlumun yanaklarımdaki küçücük elleri dün sabah uçsuz bucaksız bir dünyaya salıverdi beni. Üstelik ben bu geçmişten canlanan anılarımın yarattığı güzelliğe kendimi kaptırmışken, meslektaşlarım Mahkeme önünde toplanmıştı. Ne oğluma kıyabildim, ne de yüreğime küçücük elleriyle açtığı dünyaya... Bazıları olup bitenleri apansızca protesto ederken bazıları da daha büyük makam heyecanlarıyla yalakalık derdindeydi.

***

Küçücük oğlumun küçücük elleri, soğuk kanlı başlattı beni güne ve haftaya. Yanlışları, gerçekleri göz ardı etmeden. Hayalleri de...

***

Ne yalakalık kapısını, ne de apansız protesto kapısını açmadım. Gerçekleri görerek, gerçekleri soğuk kanlılıkla ifade ederek tehlikeli sularda yüzerken bir kez daha, bildiğim tek bir şey vardı! Asla terketmeyeceğim ve hizmet etmekten şeref duyduğum ülkemin, devletimin yarınlarını, çocuksu dünyaların çocuksu hayalleri ve çocukluk anılarımızdan hareketle baştan yaratabiliriz. İşte ben bu heyecana adayım! Bu heyacana adandım...

***

Tehlikeli sularda mı yüzüyorum? Olsun. Anılarla bezenmiş hayalleri gerçekleştirmek uğruna değmez mi?

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları