Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Biten Amerikan rüyası...

Yayın Tarihi: 18/08/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Hayatımda sadece iki sınavdan iki defada geçtim. İlki lise yıllarımdaydı. İngilizce GCE O'level sınavına girmiştim. Sınavım çok iyi geçmişti. Kompozisyon kısmına gelince, hayatımın en iyi yazılarından birisini yazdığımdan eminim. Çünkü, üç seçimlik fotoğraf içerisinden birisini seçip kompozisyon yazmak gerekirdi. Birisi bir film sahnesiydi, geçtim. Öteki manzarafotoğrafıydı, geçtim. Bir diğeri ise Bosna'a görev yapan Nato Kuveetlerine bağlı bir İngiliz askerinin kucağında ağlayan bir Bosnalı çocuk fotoğrafıydı. İşte bu tam bana göre dedim ve başladm döktürmeye. Çocuk yaşlarımdan bu yana hiç Amerika denen bu vahşet odağını ve avnelerini sevmedim, benimsemedim. Hayatımın fırsatını sunuyordu bu fotoğraf. "Majestlerinin askerlerinin girdiği her yerde kan ve göz yaşı olur. Çocuklar ağlar. Aileler parçalanıp dağılır, kan gövdeyi götürür. mealinde başlamıştım kompozisyona. Sonuçta "E" aldım. Benden üstün başrı bekleyen öğretmenlerim sinir krizleri geçirmiş ve sonuca inanamamışlardı. Meğer İngiliz Sınav komisyonu, benim kompozisyonumu bir sınav kağıdına uygun düşmeyecek bir yazı olarak tasnif edip değerlendirmeye almamış. Tabii, daha sonra tekrar girdim. Hayatta "C" aldığım tek sınav sonucumu da orda elde ettim. İlk kompozisyonum kadar olmasa da, yine politik içerikte bir kompozisyonla tamamladım yazımı...

***

2001 yılının Eylül ayının 11'iydi. Bir öğleden sonra, keyifle televizyon karşısında oturup siesta yaparken yayın kesilmiş ve tüm ulusal kanallar ABD New York eyaletinde İkiz Kulelere çakılan uçakların haberlerini vermeye başlamıştı. Gözlerime inandım. Tabii ki orada ölen, yaralanan insanlar çok üzmüştü beni. Çünkü, vicdanım, inanları renklerine, dinlerine ve milletlerine göre ayırmama imkan vermiyor. Ama, bir anda Berlin Duvarı'nın yıkılışını hatırladım. Orda yıkılan sadece bir duvar değildi. Aynı zamanda iki kutuplu dünyanın ta kendisiydi. İkiz kulelere çakılan uçaklar da aynı hissi uyandırdı içimde. Yara alan, çöken ikiz kuleler değildi o gün. Amerikan emperyalizmin sonu başlamıştı.

***

Sonrasında ver Allah ver. Dünyanın komutanı, postallarıyla Irak'ı ve Afganistan'ı dağıtmaya, çiğneyip ezmeye başlamıştı. Avaneleri de, topyekün Amerikan Rüyasının etkisiyle, komutanlarının emrinden çıkamamış ve insanlığa, vicdana bombalar yağdırmaya utanmamıştı.

Dünya artık o günün dünyası değil. Dünya artık beş ülkenin güdümünde değil. ABD rejimini sarsan başkanlar geldi geçti insanlık tarihinden. El memleketlerine para uğruna Romalı Lejyonerler gibi giden askerlerin kendileri bile yaşanan kıyama ortak olduklarından mahcubiyet, pişmanlıklar duymaya başladı. Devletlerine, rejimlerine baskılar yaptılar. Çizgi film kahramanı gibi sarışın başkan Trump, bir gecede, Afgan Halkının akıbetini ilgilendirecek bir karara imza atarak Afganistandaki lejyonerlerinin sayısını azaltmaya başladı. Talibanı yok etmek amacıyla başlayan Afganistan Harekatı, 20 yıl sonra, canı ile Taliban arasında seçim yapmak zorunda bırakılan Afgan Halkı'nın isyan ve çığlıklarına rağmen, Amerikan Ordusu ezeli düşmanı Taliban'ın insafına terkedip gitti Afganistan'ı.

***

Yine bir millet, Amerikan seçim propagandalarına, Amerikan siyasetine meze yapıldı çığlık çığlığa. Aslında biten şey Amerikan Rüyası değil. Siyonizmin, Vaadedilmiş Büyük İsrail Hedefi'ni savunmak ve yaratmak üzere yüz yıllardır ayakta tutulan ABD, Avrupa gibi rejimler, Siyonizmin bilmediğimiz yeni yol haritası dahilinde yeniden dizayn ediliyor. Bu uğurda, Taliban bile dünya siyasetinde kendine yer bulabiliyor. Taliban'ı yok etmek amacıyla kurulan yeni Afganistan rejimi ise, egemenliğindeki şehirleri bir bir savaşsız savunmasız Taliban'a teslim ediyor.

***

Bizler ise Kıbrıs'ta hülyalarda yaşıyoruz. Federalist sistemi reklam eden her emperyalist girişime alkış tutuyor destek oluyoruz. Bu dünyada bir inan olmamızın herhangi bir kıymet taşımadığını unutup, Türkiye bize müdahale ediyor diye bağır çağır Siyonizme bilmeden istemeden ya da bilerek ve isteyerek destek oluyoruz. Bu dünyada ya Siyonistler var, ya da Siyonist olmayanlar. İsrail vatandaşlarının dahi kıymeti yok siyonist değilse.

Biz ise kendimizi fasulye gibi nimetten sayıyoruz. Sanki dünyada on yıllardır yaşananan kıyamın sorumlusu ABD ya da Siyonizm değilmiş gibi, onların önerecekleri, onların empoze edecekleri çözüm planlarının hayaliyle kafamızda yeni bir Kıbrıs kuruyoruz. İşte ABD'nin barış için girdim dediği yerler ortada. Hepsinde kıyam, kan, dehşet, vahşet... Türkiye'nin barış için girdiği Kıbrıs'ta da durum ortada. 47 yıldır, düşmanlar arasında bir damla kan akmamış. 

***

Amerikan ya da Avrupai bir güvence altında, yarın bir gün Afgan Halkının yaşadıklarını yaşamak istiyorsak dyecek bir şey yok. İşte bu yüzden ille de garantörlük ve ille de Türkiye'nin garantörlüğü...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları