Konunun uzmanından görüşler: Prof. Dr. Burak Arzova - I

Yayın Tarihi: 02/04/21 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

KKTC, küçük ada ekonomisi özellikleri taşıması nedeni ile ithalata bağlı bir ekonomidir. Dış ticaretin belirleyicisi olan döviz kurları aynı zamanda KKTC’de ekonomik büyüme, enflasyon ve işsizliği de önemli oranda etkilemektedir.

KKTC’de resmi para biriminin TL olması nedeni ile tam anlamı ile dolarizasyon yaşanmakta, döviz kurları ve enflasyon Türkiye’den ithal edilmektedir. KKTC makroekonomik göstergelerin Türkiye ile birebir örtüştüğünü biliyoruz. Türkiye büyüdüğünde büyüyen bir KKTC, daraldığında ise daralan KKTC ekonomisi.

Yüksek Lisans eğitimimi, Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden biri olan Marmara Üniversitesi’nde aldım. Eğitimim sırasında birbirinden değerli hocalar ile çalışma fırsatı buldum. Bunların başında Prof. Dr. Osman Altuğ ve Prof. Dr. Burak Arzova gelmektedir.

Bu yazımda sizler ile değerli hocam Prof. Dr. Burak Arzova ile internet üzerinden gerçekleştirdiğim sohbeti paylaşmak istiyorum. Hocamın, youtube üzerinden yayın yaptığı kanal Türkiye’de oldukça popüler. Takip etmenizi tavsiye ederim. (youtube.com/user/Arzova )

Soru: Sn. Hocam, pandemi nedeni ile Türkiye ekonomisi diğer ülkeler gibi zor bir dönemden geçmekte, özellikle pandemi nedeni ile turizm gelirlerindeki düşüş cari açığın finansmanını zorlaştırmaktatır. Merkez Bankası başkanın değişimi ile birlikte kurlarda yeni bir hareket söz konusu. Kısa ve orta vadede kurlar çerçevesinden Türkiye ekonomisi hakkındaki beklentileriniz nelerdir?

Türkiye’de 2020 yaz aylarında yaşadığımız faiz oranlarının yapay yolla indirilmesi ve bankaların neredeyse koşulsuz kredi vermeye zorlandığı sürecin sonu çok çabuk geldi. Üstelik bu süreç harcamaların artmasına sebebiyet verdiği ve talebi körüklediği için “Yüksek Enflasyon” a taşıdı hepimizi.  Dolar kuru TL karşısında tarihi yüksek seviyelere ulaştı. Enflasyon da ve Dolar’daki artış alım gücümüzü düşürdü.

Son 3 yıla baktığımızda Türkiye 2018 yılında % 2.6, 2019 yılında % 0,9 ve 2020 yılında da % 1,8 büyümüş. Yani 3 yılın ortalamasında büyüme % 1.76 da kalmış. Peki, bu büyümeyi hangimiz hissetti? Kritik soru bu. Çünkü yüksek enflasyon nedeniyle gelirimizi kaybettik. Enflasyon cebimizdeki gizli eldir. Tüm kazancımızı alır götürür.

Enflasyonu dizginlemek Merkez Bankası’nın yeni yönetimi 6 Kasım2020’de göreve geldikten hemen sonra faizleri artırmak zorunda kaldı.

ABD’de faizlerin yükselişinden Türkiye de olumsuz etkileniyor ama bunu tek neden olarak görmek mümkün değil.

Petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin yüksek cari açık riskini artırıyor. Turizm’in nasıl gelişeceğinin bilinmemesi ve TCMB Negatif Rezervi konusu, yüksek cari açık ihtimali ile beraber değerlendirilince Türkiye’nin önemli bir riski olarak ortada duruyor.

Bütün bu riskler kapıda iken ve bilirken, bir gece ansızın yapılan TCMB Başkan değişikliği, zaten Merkez Bankasına kurumsal yapısına ve araç bağımsızlığına olan şüpheleri daha da artırdı. Yeni Başkanın söylemleri kırılan güveni yenilemeye yetmiyor. Yabancılar riskli ülke gördükleri Türkiye’den koşar adım çıkıyorlar.

Bu yeni atama ile Türkiye’nin uzun dönemleri faizleri yeniden arttı. Risk primi olarak adlandırdığımız CDS’ler yeniden 500 puan seviyelerine geldi. Türkiye ile aynı sepette olan ülkelerin risk primleri ile aradaki fark açıldı. Zaten kırılgan olan Türkiye Ekonomisi daha da kırılgan hale geldi. 

Öte yandan içerideki siyasi tartışmalar, harcama artıracak “Kanal İstanbul” ihtimali, Türkiye’nin diğer ülkelere göre kırılganlığını katlayarak artırıyor. Emtia fiyatlarındaki küresel artış ve artan kurların maliyetler üzerindeki baskısı yeni bir enflasyon dalgasını çok olası kılıyor.

Tahvil faizlerindeki kalıcı yükseliş ihtimali, bizim gibi ülkeler açısından zaten başlı başına bir risk iken, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadelesinin devam ediyormuş gibi gözükmesi (en azından enflasyonla mücadele edildiği hala söyleniyor), bu konuyu bizim açımızdan daha da önemli hale getiriyor.

Bir de bunların üzerine Türkiye ABD ilişkilerinin nasıl seyredeceği konusundaki belirsizlik işimizi daha da zor hale getiriyor.

Öyle görünüyor ki, hem enflasyon baskısının bizde hala devam ediyor olması hem de dünya genelinde “yüksek enflasyon beklentisi” uzun bir dönem ucuz paraya kavuşamayacağız.

Gelecek planlarımızı buna göre yapmakta fayda var.

Bugün, Prof. Dr. Burak Arzova’nın, Türkiye Ekonomisi ile ilgili beklentilerini sizler ile paylaştım. Yarın,  dünya ekonomisi ile ilgili görüşlerini paylaşacağım.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.