Konunun uzmanından görüşler – II

Yayın Tarihi: 03/04/21 09:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Dünkü yazımda, Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden Prof. Dr. Burak Arzova’nın Türkiye ekonomisi  ile ilgili görüşlerini paylaşmıştım. Bugün de değerli hocamın 2021 global ekonomi ile ilgili görüşlerini paylaşmak istiyorum.

Soru: Pandeminin etkisinin süreceğini söyleyebiliriz, bu perspektiften bakınca 2021 yılı global ekonomi için  beklentileriniz nelerdir?

Türkiye’de neredeyse tüm vadelerde faizler % 20’ler seviyesindeyken, dünyada faizler tarihi düşük seviyelerde, hem de çok uzun zamandır. Ancak yaklaşık 1 aydır piyasa faiz seviyesinin belirleyicisi olarak dikkate alınan ABD 10 Yıllık Hazine Tahvillerinin getirisi (faizi) yükselmeye başladı.  Faiz paranın maliyeti olduğundan, acaba ucuz paranın sonuna mı geldik sorusu bir anda tüm dünyada sorulmaya başlandı.

İşte bu nokta tüm dikkatimiz ABD Ekonomisinin iki yöneticisi Hazine Bakanı Janet Yellen ile ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell’a yönelmiş durumda.

Ancak, ABD tahvil faizlerinin yükselmesi tek başına FED Başkanı Powell’ın güvercin açıklamalarına bağlanamaz.

ABD 10 yıllıkları 2 olayı fiyatlar: Bunlar ABD’de beklenenden daha önce bir iyileşme ve beklenenden daha yüksek kalıcı bir enflasyon.

Bunları dikkate alarak şu hususları değerlendirmekte fayda var:

  1. ABD’de aşılama oldukça iyi gidiyor. Hastaların hastaneye sevk oranları da oldukça düştü. ABD 30 yaş altına bile aşı yapılmaya başlandı. Bugün itibariyle ABD’de aşılanan kişilerin nüfusa oranı yaklaşık % 16. Bu oldukça iyi bir sayı. Muhtemelen Mayıs sonu gibi aşılama çok mesafe almış olacak. Bütün bunların yanında ABD neredeyse dünyadaki tüm aşılara ambargo koymuş durumda. Ülkede aşı tedarik sorunu yok. 2021 sonbaharında işe geri dönüşler başlayacak ve okullar tüm kademelerde açılacak.

Öte yandan yine gelişmiş bir ülke olan İngiltere’de de aşılama geriden gelerek AB ortalamasının üstüne çıktı. Avrupa ülkeleri aşı tedarikinde sorun yaşamasına rağmen Pfizer’in AB’de fazladan üretime geçmesi AB ülkeleri açısından bir umut. Çin’de ise yeni Coronavirüs Vaka’larına hemen hemen rastlanmıyor.

Tüm bu gelişmeler beklendiğinden daha önce Pandemi sürecinden çıkılması ihtimalini güçlendiriyor. Ekonomiler -en azından gelişmiş ülkeler içinde ve karşılıklı olarak bunlar arasında-beklendiğinden daha erken açılabilir. Dünya ticaretindeki paylarına baktığımızda ABD- İngiltere- Avrupa Birliği ve Çin’in toplam payı 70’ler düzeyinde.

Pandemi sonrasında ticaretin artışı, Pandemiden çıkan ülkelerde hızlı bir harcama artışına sebep olabilir. ABD’nin Pandemiden ilk çıkacak ülkelerden biri olduğunu dikkate aldığımızda, harcamalardaki ani artış, talep enflasyonuna ABD’ni taşıyabilir. Piyasalar işte bu konuda endişeli. Enflasyon oranının FED’in öngördüğü ortalama % 2 nin üzerine gelebileceğinden ve kalıcı olacağından endişe ediyor. FED’in ise bu endişeyi çok da fazla ciddiye almadığını düşünüyorlar. Özetle FED’in enflasyona ilişkin rahatlığından rahatsızlar. Bu kötümser bir fiyatlama ama uzun dönemli ABD tahvillerine yansıyor.

  1. Joe Biden ın açıkladığı büyük ekonomi paketinin de enflasyona olumsuz katkı yapacağı yönünde bir görüş hakim. Bu da kalıcı enflasyon endişelerini senaryolar içerine katıyor ve ABD 10 yıllıklarını yukarı doğru itiyor.
  2. Eğer beklendiğinden önce ekonomilerde bir düzelme ve hızlı geri dönüş olursa, FED’in devam ettiği ve ekonomide (ABD ekonomisi) belirgin bir iyileşme gelene kadar devam edeceğini açıkladığı tahvil alım programının kesilmesinden piyasalar büyük endişe duyuyor. Enflasyon endişesi ve tahvil alım programının öngörülenden daha erken bitebileceğine yönelik korkular, uzun dönemli tahvillere olan talebi azaltıyor. Aslında bu hareketin başlangıcı, ABD hazinesinin 7 yıllık tahvillere ilişkin ihalesine beklenenden daha düşük talep gelmesi ile başladı ama bence yine de bunun öncülü FED’in bir Şubat ayı toplantısına yönelik tutanakların açıklanması olmuştu.

Faizin Yükselmesi küresel piyasalar için neden bu kadar önemli?

Faizlerin yükselmesi özellikle ucuz borçlanmaya veda anlamına geliyor. Piyasaya düşük faizle sürülen bol likiditenin artık daha yüksek maliyete sahip olacağı anlamını taşıyor. Öte yandan likidite bolluğunun azalması (kademeli olarak tahvil alım programının azaltılması ihtimali ile) ihtimalini de beraberinde taşıyor.

Gelişmekte olan ülkeler açısından en büyük girdileri olan sermayenin maliyetinin artması anlamını taşıyor. Sermaye piyasalarının oluşan yeni kademelere göre yeni seviyeler belirlenmesi anlamına da geliyor. Özellikle gelişen ülkeler açısından kıt olan sermaye girişlerinin azalması ve paranın (burada ABD Doları) kendi ülkesine geri çağrılması olarak da görülüyor. Bu nedenle gelişen ülke paraları ABD Doları karşısında değer kaybediyor. TL’de bundan nasibini alıyor tabii.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları